Reklam
Reklam
Yusuf Ziya KIVANÇ

Yusuf Ziya KIVANÇ

Siyasetçi- Yazar.
[email protected]

TÜRKİYENİN GÜNDEMİ HİÇ DEĞİŞMİYOR...

13 Ekim 2021 - 22:23

 Sokrates Bilgelik arayışı en yüce insani faaliyettir der. İnsanoğlu için en iyi yaşam nedir diye sorar.
        Sokrates Vatandaşların kanunların adil hükümlerine uymaları gerekse bile, Kanunların Gayri adil hükümlerine karşı direnme özgürlüğüne "hakkına" sahip olmaları gerektiğini ima eder
        Jefferson Amerikan Demokrasisinin amacı Doğum ve refahtan kaynaklı yapay aristokrasiyi berteraf ederken "Erdem ve Yeteneklere" dayalı olan insanlar arasındaki doğal aristokrasiyi beslemektir der burada Amerikan Demokrasisi eşit vatandaşlık statüsü oluştururken içine Liyakat ve Yeteneklere imkan veren bir eşitliği öne çıkarıyor.
        Adalet çıkarıldığında kırallıklar devletler büyük bir eşkiya çetelerinden başka nedir ki? Eşkiya çeteleri küçük kırallıklar değil midir ki? Hrıstiyan teoloğ Aziz Augustine Tanrı kırallığı kitabında kullanmış bu tabiri
      Türkiye on yıldır bir belirsizlik içinde savruluyor özellikle son iki yıldır rejim değişikliği yaşıyor AKP iktidarı ülkeyi Medeni dünyanın siyasi standartlarından uzaklaştırma yönünde uzun bir mesafe kat etti öyleki AKP iktidarı kendi yaptığı küçük iyileştirmelere dahi itibar etmiyor en belirgin örnek OLAGAN ÜSTÜ HAL UYGULAMASI.    AKP nin iradesi ciddi olsa idi sıkıyönetim olağanüstü hal savaş ve seferberlik hali uygulaması iki yıldır değişik yapıda uygulama alanı bulur devam eder miy di ?
     Başlıkta ifade ettiğimiz gündemin değişmediği demokkrasiden özgürlükten sivillikten kaçış sürer mi idi
       Türkiye hep bu gidiş ve gelişleri yaşamış bir ileri iki geri ülkenin modernleşme tarihi olmamış mı..   Medeniyet ve demokrasi dönüm noktasının tarihçesinde "Kanunu Esasinin" Anayasanın 1908 yılında tekrar yürürlüğe konulmasından başlarsak
     1909 Anayasa değişikliği ile Osmanlı Türkiyesi Çoğulcu Özgürlükçü Demokrasiyi tecrübeye aldı... fakat devam ettiremedi...
   Önce İttihatçıların 1912 nisan "baskıcı Seçimleri" sonra ocak 1913 Babı Ali baskını (31 mart baskını) geldi Sistem bütün özellikleri ile çöktü otoriter İttihatçı rejimi kuruldu..
Sık sık tekrarlanan yetişmiş devlet adamı eksikliği osmanlıyı bitişe taşıdı..
      Türkiye Demokrasi şansını ikinci kez 23 nisan 1920 de Meclisin Ankarada yeniden açılması ile buldu...
Türkiyenin kurucu Birinci Meclisi savaş şartlarında Tartışmacı Demokratik yapısı ile örneklik ifade ediyordu..
    Nisan 1923 te dönemin Anayasaya aykırı erken seçim kararı ile başlayan yeni dönem Mustafa Kemalim siyaset yapacak Askerler sivil elbise giyerek meclise gelsin sözü başka şekli ile sivilleşin sözünü elbiseleri çıkarın şeklinde anlaşılmış..
    Gelen kadrolar ittihatçı sert yaklaşımı otoriterleşmeyi  ateşliyerek devam ettirmiş..Şeyh Sait isyanı (1925 şubat) arkasından Takriri Sukun dönemine geçiş ki kanun 1929 yılına kaldırılmasına rağmen.. Düşünce bu günki gibi devam etmiştir
    Tarihçi Bernard Levis deyimi ile Hükümete olağan üstü ve gerçekte diktatörlük yetkileri veren ve bu sayede bütün siyasi muhalefet dernekler ve basının susturulduğu bu kanun 1929 kaldırılmasına rağmen onun temsil ettiği zihniyet baskı rejimi 1945 yılı ikinci dünya savaşı sonuna kadar sürdü
    Türkiyenin 1945 sonu ÜÇÜNCÜ defa denediği çoğulcu yarı Demokratik siyaset zamanla Otoriterleşme emareleri içinde 1960 Askeri Darbesi ile kapatıldı.
     1961 sonu denenen DÖRDÜNCÜ Demokrasi Tecrübesi 1971 de muhturalı yaşama dönerken 1980de Askerin siyasete el koyması ve Düdüğüyle tekrar kapandı...
     1980 darbesi ile başlayan dönem
1983 te yeni otoriter duruşu ile çok partili sistem bu güne kadar devam etti..
     Bu gün yaşadığımız süreçle beraber hep gel gitlerle demokrasi özgürlük hayali içinde ömrümüz geçti önce 28 şubat 1997 askeri ayar hali...
    Sonra 2002 seçimleriyle başlayan ümit 2011 de başlayan süreçte otoriterleşti siyasetin demokrasiden Adaletten Özgürlüklerden kaçışı yeniden hayatımıza döndü.    15 temmuz 2016 yarı sivil yarı askeri darbe girişimi ile sözde olağan üstü halle birlikte kuruluş yıllarında tesisi edilen tam bir TAKRİRİ SUKUN Dönemine yeniden girdik.
      Türkiyede gündem değişmiyor biraz demokrasi geliyor sanıyoruz Hayal kuruyor arkasından sistem kapanıp sertleşiyor... Kapılar kapanıyor Sivillik Sivillerin yaşam alanlarına korku salınıyor el konuyor tam bir kapalı döneme giriyoruz.
      Baskı tYeni TAKRİRİ SUKUN Dönemi yetmemiş şimdide Hükümet edenler bu günlerde Anayasanın ilk 4 maddesinin değişmesinden bahsediyorlar... 
  İktidar sahipleri geldikleri günden beri değiştire değiştire Dikiş tutmaz Yama yamanmaz hale getirdikleri anayasayı elimize verdiler.
     Şimdi İktidarın talepleri Anayasanın ve Cumhuriyetin kurucu ilkelerini ifade eden ilk DÖRT maddesinin değişmesi ...
   Değişim ne getirecek yerine ne koyacaklar ...
     Belli ki...  Cumhuriyetin Demokratik niteliğini belirleyen madde yerine Cumhuriyetin dini İSLAM YAZILACAK... Demokratik Değerlerin yerine Arap Emevi Saltanat dininin esaslarından olan  Hesap verilmeyeceği yazılacak.... Cumhurbaşkanlığı makamı yerine Halifelik makamı ihdas edilecek... Kanun yapma yetkisi Halifenin emrine İki dudağı arasına verilecek...
     Rüşvet Suistimal helal denecek... Yalan konuşmak devletin menfeatı ise YÜZ kerede BİN kerede söylenebilir denecek...
Denecek.... denecek..
    Bizler vatandaşlara yönetenlerin kulu kölesi oldunuz.. Yönetenlerin emirleri dışına çıkmayın denecek... Çıkarsanız ... Zulum yasal olacak.. Korku hayatımızı daha derinlikte yönetecek...
      Yönetenler Allahın seçkin seçilmiş Birinci sınıf kulları denecek..
    Biz Vatandaşlara'da İkinci Üçüncü sınıf Kullar denecek onların önünden geçmeyin Zamlara rüşvete suistimale itiraz etmeyin ne derseler yapın denecek onların izni olmadan konuşmayın SUSUN denecek...
    Türkiye Cumhuriyeti devlet sisteminin bu kadar kırılgan olduğunu düşünmüyorduk.. yönetim kadrolarının bilgiden ilimden dünyadan kopuk Yumuşak olduğunu zannetmiyorduk ama maalesef ....
    Önümüzde seçim sandığı var
Siyaset ve siyasi kadrolar yeni bir düzen önermiyorlarsa demokrasi yolunda Birinci meclisin yapısına 23 nisan 1920 deki yapıya dönerek Bireysel Özgürlükleri MÜLKİYET Hakkını Güvenceye bağlamıyacaksalar Siyasete Kuvvetler ayrılığı tezini ileri sürmüyorlarsa Yargı Bağımsızlığı ve Yargıç Güvencesi kuracağız demiyorlarsa Meclisin Denetleme Dengeleme görevini kuracağız 2011 Referandumu ile çıkan tüm kanunlar yok hükmündedir demiyorsa...
    Hesap meselesinde hassas değilseler milleti daha derin karanlık ve dönüşü olmayan otoriterliğe taşıyacaklar demektir.. 
   Almanyayı bu günkü modern demokratik yapıya taşıyan Adeunover seçildiği gün ilk beyenatı Bir daha Alman milleti tüm devlet yetkilerini bir kişiye verme aptallığına düşmez demişti..
   Bizede yapılacak ilk seçimle beraber akıllı ilme itibar eden eğilmeyecek Bilge insanlardan oluşan bir siyasi kadro kurtarıcı bekliyoruz...
  İlk seçimlerde Türkiye kuzeyi güneyi doğusu batısı ile Türkü Kürdü Müslümanı Hristiyanı ile Demokrasi Adalet Hukuk Devleti Özgürlük insanca yaşam Bayrağı açarız...
 Neden olmasın..
Neden olmasın..
Her şey..
Değişeceğiz. Değiştireceğiz demekle başlar.
Hoşça kalın...

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum