Reklam
Reklam
STK Başkanı- Candan FER

STK Başkanı- Candan FER

STK - YAZAR
[email protected]

ÇOCUKLARIMIZIN TEMELİNİ SAĞLAM ATALIM!

26 Ocak 2021 - 22:14 - Güncelleme: 26 Ocak 2021 - 22:24

Çoğunuza borçlusunuz. 

İyi bir gelecek borçlusunuz.

Onları siz kendiniz çocuk sahibi olmak isteğiniz için ve ona sormadan dünyaya getirdiniz. 

Bu durumda ona iyi bir gelecek borçlusunuz.  

 Tabir-i caizse “Eşşek gibi çalışıp” bakmak zorundasınız. 

Bunu yaparken de şikayet etme hakkınız yoktur. 

Bakamayacağınız çocuğu dünyaya getirme hakkını kendinizde bulduysanız sorumsuzluk yapmışsınız demektir. Bunun sonucunda ise yaşanacak acılarla dolu bir hayatın oluşmasına vesile oldunuz demektir.

Hangi şartlarda çocuk yapmış olursanız olun, artık sorumluluk alarak onun iyi yetiştirilebilmesi için azami gayret göstermelisiniz.

Gelişen veya gelişmekte olan kız veya erkek çocuklarına yalan yanlış bir söylem ile onlara yön verirseniz olmaz….

 Onlara ilk eğitimi siz verirsiniz. 

Özellikle kızlarınıza KOCANIN EVİNDE DAHA İYİSİNİ GÖRÜRSÜN demek ne kadar aşağılık bir öğretidir. 

Örgü nakış yapmayı değil çalışıp kendi ekmeğini kazanmayı kimseye muhtaç olmamayı ; Değil kocasına Ana ve Babasına, çocuğuna dahi muhtaç olmamayı  öğretin.

Sizde kalıcı değilsiniz ne zaman öleceğimiz belli değil,  size bağımlı olursa şayet  “sudan çıkmış balık gibi “ tüm tehlikelere açık olur.

Ülkemizde özellikle kız evlatların üzerinden elimiz hiç çekilmez.

Kocası olsa dahi hissettirmeden bir ihtiyacı var mı diye hep göz önünde tutulur.

Bana şahsıma “tabi bekarsın  tuzun kuru diyorlar.”

Hayır ..

Hiçte tuzum bilindiği gibi kuru değil..

İşte sıradan hikayem ibret olsun.

Herkesin benim gibi bir dayısı-da olmayabilir peşinen ifade edeyim.

Ben bu kadar güçlü olmamı rahmetli dayıma borçluyum.

Ben 11 yaşındayken Annem Babam ayrıldı.

 O yıllarda boşanmış  Anne ve Babanın çocuğu olmanın ezikliği tuhaftı. İnsanlar sanki ayrılığa neden çocukmuş gibi bakıyordu. 

İşte ben o şartlarda rahatsız edici bakışlar arasında hayata tutunmaya çalışıyordum.

Henüz kucağında bez bebekle oynayan yaşıtlarımın aksine 11 yaşımda çalışmaya başladım. 

Hem okuyup hem çalıştığım gibi,  birde boşanmış Ana ve  Babanın çocuğu olduğum için bazı öğrenciler tarafından sevilmediğini bilerek okuyordum.

Ama  bazı arkadaşlarımla çete gibiydik .

Tam anlamıyla inek takımı gibi,  onlarda benim yaz tatillerinde çalışıyordu. 

Allah’ın hikmeti ya o grubun çoğu şu anda iyi yerlerde.

Bizim dönemimiz çok sıkıntılıydı, okulda her gün boykot, her gün yürüyüş ,her gün kavga .

Tabi en başta her zaman olduğu gibi  ben vardım.

Üstelik elebaşı daima  ben olurdum .

Hep liderdim. Sanki hayattan intikam alırcasına Anne ve Babanın sevgisizliği ile büyümenin acısını çıkarırcasına inatla hayata direniyor, soruyor, sorguluyordum.

Sonra birgün Dayım beni bir kenara çekti sorgular gibi baktı. 

Dövmedi, azarlamadı,” Kızım sen çok zor şartlarda okuyorsun, hayatını bu olaylara girerek mahvetme. Bak ! Bir çok arkadaşların bu tür olaylardan  hapse girdi.”dedi..

“ sakın bu olaylara karışma ve bana böyle bir acıyı yaşatma” diye nasihatta bulundu.

 Dayım 1-95 cm.  boyunda dalyan gibi biriydi.

Mersin halkı ondan çekiniyor, duruşunu takdir ediyordu.

 Lakap takılmıştılar ona  HÜKÜMET adam diye.

 Yüzücü aynı zamanda İzmir'de bir arkadaşı ile pavyon çalıştırıyor.

Dalyan gibi adamın gözünde yaş beni kendime getirdi.

Doğruydu zor şartlarda okuyordum. Birkaç yıl sonra çalışmayayım evlenip evimin kadını olayım dedim kıyamet koptu.  Çünkü eve ben bakıyordum, evlenmek istiyorsan kaçar gidersin dendi.

Dayıma gittim olayları anlattım. 42 yıldır kelimeler hafızamdan çıkmıyor.

Kızım diye başladı söze “ seviyorsan  eğer gelsin benden istesin, Benim evimde gelin çık. Sakın kaçma. Seni ne kadar severse sevsin, iki duble içer ve yeri geldimi bunu yüzüne vurur. Şayet kendi söylemezse Anası, Babası söyler, a Anası söylemezse Danası söyler, kendine bunu yapma.

Evlensende çalış kocanın eline bakma sen, bu yaşına kadar ne annenden nede babandan  harçlık istemedin.

Kendi paranı kazandın ihtiyaçlarını kendin aldın, yarın bir ihtiyacın olursa kocanın parası olmaz alamazsın zoruna gider veya kocanın işleri bozulur. Dünyanın bin türlü hali var.

Bir düşün hayattan ne istiyorsun nerede olmak istiyorsun.

O gün evliliği kafamdan sildim.

Ben evlenmek istemiyorum kimseye muhtaç olmadığım bir  yaşam istiyorum. 

Bu zor bir yolculuktu bedelini ödedim pişman-mıyım peki? 

Aslaaaa değilim.

 Çocuk meselesine gelince..

Bana  diyorlarki “yedi kat yabancının çocuğuna bile öz annesinden düşkünsün çok iyi anne olursun diyorlar.”

 Hayır diyorum..

Ben ALLAH’a daima kendi  ailem gibi evlat ayırıp evlat ahı alacaksam bana evlat acısı değil evlat verme diye dua ettim.

Çocuk yapmayacaksam niye evleneyim.

Pişmanmıyım peki !

Hayır.

Asla pişman değilim.

Aslında ben çok şanslıydım.

Babam amcamın oğlu ile evlenmedim diye tüm malını sattı .

Bana ne hiç dert etmedim. Benim malım değildi, bir damla ter dökmedim kendi kazandı kendi yedi.

Akıl alacağım sığınacağım annem babam veya ciddi güveneceğim kimsem yoktu.

Fakat dalyan gibi İz…..t dayım vardı..

32  yıl önce beni bırakıp gitti.

ALLAH  rahmet eylesin. 

Beni öyle iyi yetiştirdi ki.

Çocuklarınızın dayısı değil mutlaka Anne ve Babası olun.

Sizde bulsunlar, sizden öğrensinler her şeyi.. 

Meyve yemeyide yemek  yemeyi de, Kılık  kıyafeti de kocasının evinde değil, doğduğu ve doyduğu yetişip büyüdüğü kendi evinde görsün.

Görsün ki içine sindirsin, görgüsüz ve sonradan görme olmasın.

Temeli çürük ev gibi ilk sarsıntıda çökmesin.

Aileden her konuyu öğrenerek yetişip hayata öyle atılsın-ki küçük bir sorunda rüzgarda uçuşan bir yaprak misali savrulmasın.

Temel ailede atılır.

Kalın sağlıcakla.

 

Yazar-Candan Fer.


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum