Siyasetçi- Yazar- Müjdat ÖZTÜRK

Siyasetçi- Yazar- Müjdat ÖZTÜRK

Gazeteci - Yazar - Araştırmacı.

DREYFUSLAR YAŞAYACAK...

30 Nisan 2020 - 15:08
Reklam

 

“ Gerçeği söyleyeceğim. Benim görevim konuşmak, suç ortağı olmak istemiyorum. Yoksa gecelerim orada, işkencelerin en korkuncu içinde işlemediği bir suçun cezasını çekmekte olan suçsuzun hayaletiyle dolup taşacak.” Emile Zola…

1894’te Fransa gündemi alt üst eden bir casusluk davası ile sarsılır.

İddiaya göre, Fransız Genelkurmayında görev yapan bir Yahudi kökenli subay Alfred Dreyfus Almanlar adına casusluk faaliyetinde bulunmaktadır. 

İddianın sahipleri delil olarak bir mektubu göstermektedir.

Fransa ikiye bölünmüştür. 

Dreyfus’un haksızlığa uğradığını düşünenlerin sayısı az değildir. 

Baskı Dreyfus’u destekleyenleri tarafsız ve sessiz kalmaya iter. 

Askerlerin ve Fransız medyasının başlattığı kampanya etkili olur ve Alfred Dreyfus mahkûm edilir.

Sadece bir mektup ile vatana ihanet etmekten suçlu bulunan Dreyfus hapse mahkûm olur.

Fransa süt liman… 

Dreyfus taraftarları sindirilmiş, Dreyfus hapse atılmıştır.

Beş yıl geçer.

Beş yıl boyunca kendisiyle mücadele eden bir adam daha fazla dayanamaz ve sesini yükseltir. 

“Biliyor musun der eşine, Bu sorun çoktandır beynimi, yüreğimi kurcalayıp duruyordu. Uyuyamıyordum. Bana ne deyip, susmayı alçaklık buluyordum. Bundan böyle başıma gelebilecek şeyler hiç umurumda değil. Yeterince güçlüyüm ve bu haksızlığa meydan okuyorum.”

Sesini yükselten adamın ismi Emile Zola’dır. 

(Fransa'da Natüralizm akımının öncüsü olan ünlü yazar.)

Bu haksızlığa meydan okur. 

Dönemin Cumhurbaşkanına bir gazeteden “suçluyorum” diye başlayan açık bir mektup yazar. 

Mektubun yayınlandığı gün gazete 300 bin kopya satar.

Zola, yaşanan haksızlığa ve hukuksuzluğa elindeki tek silahla karşı çıkar. 

Kalemle…

Paraya tapmakla, yabancı güçlerin maşası olmakla, babasının Fransız olmamasıyla suçlanır, yargılanır, tutuklanır Zola…

 

Fakat başına gelen baskı ve işkence karşısında mücadelesinden vazgeçmez.

 

Zola’nın Suçluyorum diye başlayan mektubu Dreyfus davasını bir casusluk davası olmaktan çıkarır ve dava haksızlığa karşı başkaldıran aydınların mücadelesine dönüşür.

Beş yıldır hapis yatmakta olan Alfred Dreyfus bu mücadelenin sonunda yeniden yargılanma hakkını kazanır ve bir yıl sonra tekrar orduya kabul edilir.

Fransa’nın en büyük nişanı Legion Dhonneura layık görülür.

Yazının bundan sonraki kısmına suçluyorum diyerek devam etmeyeceğim.

Alfred Dreyfus’u mahkûm eden mahkemenin üyelerini bugün kimse hatırlamaz. 

Oysa haksızlığa uğrayan Dreyfus ve buna başkaldıran Emile Zola ise ölümsüzleşmiştir.

Günümüzde benzer olaylara imza atanlar da unutulacak.

Ama Dreyfus’lar yaşayacak…

Zola’nın da dediği gibi;

“ gerçeği yerin altına gömseniz bile, o bir gün büyüyerek patlayacak ve her şeyi yok edecektir. 

Bu yüzden yaşasın hakikat!

Müjdat ÖZTÜRK



 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Reklam