Reklam
Reklam
 Reşat ÖZMEN

Reşat ÖZMEN

YAZAR
[email protected]

Dünyayı yaktın ateş-i sûzân mısın kâfir" diyoruz.

02 Mayıs 2020 - 19:07

Diyorum-ki!
Coronavirüs sebebiyle yapılan TV programlarından, bu programlarda yapılan ve birbirini tamamlayan konuşmalardan dolayı, biz de, Şair Nedim'in dediği gibi; " Tahammül mülkünü yıktın Hulâgü Han mısın kâfir / Aman dünyayı yaktın ateş-i sûzân mısın kâfir" diyoruz.

Dolayısıyla insanlarımız bunlardan bıkmış durumdadır. Zira günün her saatinde insanlarımız fazlasıyla rahatsız edilmekte, bir nevi cendereye alınmış gibi nefes alamaz hale getirilmektedir. İşte insanlarımızı bir nebzede olsa bu sıkıntılı durumdan uzaklaştırmak için farklı bir makale yazmak istedik.

Akıldan çıkarmamak gerekir ki, ömür boyu insanların dostu olabileceği gibi, düşmanlarının da olması mümkündür. Önemli olan bu iki grup insanı dengede tutmaktır. Bunlardan ilgiyi kesmemektir.
Malumdur ki insanlar, hayatları boyunca, çeşitli dönemlerden geçer.

Bazen üzülür, o zaman dostunu arar. Bazen de düşmanlığın doğuş sebeplerini araştırır. Bu iki halde de enaniyeti geriye bırakmak gerekir. Önemli olan her meselede adil davranmaktır.

Mücevherat ustası Ercan'ın söylediği gibi acıyan bir yüreğin, ağlayan gözlerin ve o gözleri silebilecek nasırlı ellerin bulunmalıdır. Zira bir insanın acıyan yüreği olmazsa , o insan robotlaşır. Toplumun dertleri ile hemdert olmaz, oportünist olur, hep bana'cı olur katılaşır, yüreğin hiçbir konuda titremez.

Yüreği acıyan insan ise, olaylardan ibret alır.

Olaylara karşı hassaslaşır. Bazen mükedder olur, bazen de mesrur olur yani sevinir. Bu iki hususiyet birbirinin tamamlayıcısıdır. Acımasız yürek sahibinin yaptıklarından dolayı, ağlayan gözleri devreye girer ve acımasız yüreği hizaya çeker. Yapılan işlerin elem verici olduğunu hatırlar ve meyus olur.
Ama bunlardan daha iyisi, gözleri silen nasırlı ellerin olmasıdır. Zira nasırlı eller daima tekâmülün ve tecrübenin işaretini verir.

Bu hususiyet uzun çalışmalar sonucu elde edilir. Aynı zamanda da yoğunluğun izlerini taşır. Sokaklarda kimsesiz dolaşanların derdi ile hemdert olmayanların, aç biilaç olan çocuğun başını okşamayacak kadar kâbi olanların ne yüreği acır nede gözleri yaşarır.

Yüreğin açılabilmesi, toplaması için, yapılan işten dolayı mutmain olması gerekir. Yoksa görüntü vermek için yapılan işten hayır gelmez.
Malumdur ki, bazı insanların gözü var görmez ve ağlamaz, bazı insanların kulağı var duymaz, bazılarının yüreği var acımaz. Bu tür insanların söz ve nasihat ten anlamadıkları için, ağlamalarınında önemi kalmaz. Bu gibi insanlar toplumun meseleleri ile hemdert olmaz, sevinçleri sende mesrur olmaz.

Zira bunlar son derece vurdumduymaz olur. Ayrıca yüreği acımayandan da merhamet dilenmez. Çünkü bu nevi insanlar duyarsız olur. Üstelik aç gözlü olur. Herşeye tamah eder.
Gözlerinden yaş akıtanlara gelince, onlar toplumun sıkıntı çekmesinden, fakirin şekvasından, kimsesiz in ağlamasından mükedder olur.

Onların verdiği üzüntü içinde kavrulur, durur. Yardım edemediğinden, derde deva olmadığından, gücü kâfi gelmediğinden kendi iç dünyasına döner ve acizlik içinde ağlar, hasbî olarak gözlerinden dökülen yaşları cehennem ateşini söndürecek kadar kabul görür.

Maalesef toplumumuzun büyük bir ekseriyeti bu özellikleri kaybetmiş durumdadır. Çünkü yanlış olana sapmış, doğruları göz ardı etmektedir.
Zaten yoldan çıkanlardan nadim olanlar gözyaşı dökebilir.

Gözyaşı ana gibi yar olanlardan, ana gibi şefkati haiz olanlardan, acıyan yürekten, Salih kullardan sadır olur. Nasırlı el de helal kazançla olur. İşte bu hasletlere sahip olan insanlar da ALLAH C.C. Yolunda olur. Çünkü ALLAH C.C. Kendi yoluna revan olanlara rahmetiyle muamele eder.

Bu gibi insanların yalakalığa ihtiyacı yoktur. Bunlar hep gerçekleri dillendirirler. Toplum içinde de doğrucu Davut olarak bilinirler. Sevenleri takdir eder, sevmeyenler de takbih eder.

İnsanın bu seviyeye gelebilmesi, nefsin güzelliklerle meşbu olmasıyla mümkün olur.
Çünkü bunlar nefislerine dönüp, nefislerindeki güzellikleri İkmal eder, Yaradan'a da niyazda bulunur. Bunların dışında ömür sürenlerden acıma, gözyaşı beklenmez.

Zira onlar olaylara objektif bakmazlar. Tarafgirane hareket ederler ve böylece kadr-ü kıyametten düşerler.

Bugün insanlık, maalesef,dünyevileştiği için, bu hasletleri nasırlaşmıştır. Onun için de maddi robot haline gelmiş durumdadır. Sadece kendini düşünür, yüreği acımaz, gözünden merhamet damlaları düşmez. Çünkü onların birçoğu zulümden yana olur. Ama ALLAH C.C. de zalimleri sevmez.

Sonuçta adam olabilmek için, acıyan bir yüreğin olması, ağlayan gözlerin bulunması, o gözleri silebilecek nasırlı ellerin de var olması gerekir. 
Bilinmelidir ki;" Yol O'nun, varlık O'nun / Gerisi hep angarya "

Rahman ve Rahim olan,Kadir ve Muktedir olan, Gaffar ve Settar olan ALLAH C.C. Emanet olunuz.....
Reşat Özmen...
  

Daralt

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum