Reklam
Reklam
Prof. Dr Hasan OKTAY

Prof. Dr Hasan OKTAY

Prof. Doktor Kafkassam Başkanı
[email protected]

TUNUS'TA SESSİZ DARBE

06 Ağustos 2021 - 22:53



Geçtiğimiz haftalarda Tunus’ta sesiz bir darbe olduğu söylendi.

Cumhurbaşkanı anayasanın 80. Maddesine dayanarak meclisi feshedip başbakanı grevden aldı ve bu hareketi özellikle Türkiye’de darbe olarak nitelendirildi.

Seçilmiş bir hükümet ve özellikle de siyasi lider olarak meclis başkanlığını yürüten Gannuşi’ni liderliğindeki Nahta hareketine karşı bir siyasal eylem olarak görüldü.

Her kesim tarafında bu siyasal darbe eleştirilirken diğer taraftan da olayın bu kerteye nasıl geldiği merak ediliyordu. Raşid Gannuşi’nin liderliğindeki İhvanı Müslümin hareketinin Tunus uzantısı olarak görülen Nahta hareketi seçimler ile iktidara gelmiş hata hükümeti fesheden cumhurbaşkanı da bu Nahta hareketi tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanıdır.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said göreve geldikten sonra Tunus’ta birkaç başbakan değişmiş en son bir yıl önce göreve gelen Hişam el-Meşişi hükümeti bakanlar kurulunu azaltıp Eylül 2020 de güven oyu alarak iddialı bir şekilde Tunus’ta göreve başlamıştı. Hişam El Meşişiden önce de 140 gün iktidarda kalabilen İlyas el Fahfah’ın başbakanlığına tanıklık etmiştik.

Siyasi istikrar ekonomik gelişme ve özellikle kovid ile mücadelede başarısız kalan hükümetlere karşı Cumhurbaşkanı Tunus’u rahatlatmak adına istifalarını sunan başbakanların istifasını hemen kabul ederek yeni hükümet kurulması konusunda demokrasinin işlemesi adın harekete geçerek görevi başka bir lidere vererek sistemi ayakta tutmaya çalışmıştı.

İşte bu noktada yine Nahta hareketinden Hişam el Meşişiye görev verildi. Güvenoyu alarak görevine başlayan Hişam beklentilere cevap veremediği gibi ülke her geçen gün daha da kötüye gidiyordu. İşsizlik ekonomik bunalım ve daralma kovid mücadelesindeki başarısızlık hükümete karşı gerçekleşen gösteri ve eylemler Tunus’ta yeni bir hükümet krizinin ayak sesleri olarak görüldü.

Tunus Türkiye’ye oldukça yakın bir ülke olarak demokrasiye yeni geçmiş bir kuzey Afrika devletidir. Halkı yerel halk olarak bilinen Berberiler ve Araplardan oluşur. Cumhurbaşkanı sistemde meydana gelen bu tıkanıklığı açma konusunda elindeki tüm seçenekleri değerlendirmiş.

Parlamentoyu askıya alması birçok yerden eleştirilmesine rağmen hukuk profesörü olan Cumhurbaşkanı Kays Said’in uygulaması ile Türkiye’yi mukayese etmek gerekir.

Zira Tunus’taki bu post modern darbeye en çok tepki Türkiye’den geldi. AK Parti Tunus’taki Nahta hareketini kendine oldukça yakın bir parti olarak gördüğü için Raşid Gannuşi liderliğindeki bu partiye yapılan eylemi kendine yapılmış olarak hissetti.

Gannuşi İhvanı Müslimin hareketinin Tunus temsilcisi olarak bilinirken Türkiye’deki AK Partinin ideolojik temelinde böyle bir yaklaşım olmamakla beraber AK Parti bileşenlerini oluşturan güçler içerisinde kendi İhvanı Müsliminci olarak gören alt bileşenlerin olması Tunus’taki darbenin AK parti hükümeti içerisindeki birçok insanı tedirgin etti.

Bu bileşenlerin en büyük korkusu aynı hareketin kendilerine de yapılabileceği yani bir postmodern darbe ile iktidardan uzaklaştırılacağı korkusudur.

Bu dar kısırdöngüye mensup olanlar bu günlerde darbe söylencesini artırmışlar hatta Akdeniz bölgesindeki yangınların kasten kendi iktidarlarını küçük düşürmek halkın gözünden iktidarı soğutmak için çıkartıldığını bile iddia etmeye başlamışlardır.

İktidar nimetlerinden yararlanıp iktidar ayakta kalsın diye hiçbir çaba sarfetmeyen bu ihvancı zihniyet kendileri ile beraber Cumhurbaşkanını da zor duruma düşürmekteler.

Türkiye’de sistem ile ciddi anlamda kavga ederler kendilerini bu ülkeye mensup saymazlar ama nimet paylaşımı geldiğinde kimseye zırnık koklatmazlar. Bu zihniyet yüzünden Tunus’ta sistem tıkanmış Cumhurbaşkanı darbe yapmak zorunda kalmış,Türkiye’deki uzantıları ise Cumhurbaşkanı Erdoğan taraftarı gibi gözüküp Erdoğan üzerinden sistem ile hesaplaşmaktalar.

Erdoğan FETÖ ile yaşadığı yol ayrımını radikal bir karar ile bu ihvancı zihniyet ile ayrışmayı yaşayamaz ise gelecek yakın zamanda FETÖ’nün yaptığı tahribattan daha büyüğü kapıya dayanmış vaziyettedir.
MHP’nin pazarlıksız desteğinin önemi
Tunus’ta sistem tıkanmış, hükümet çaresiz kalmış toplumsal muhalefet büyümüş, partiler hükümete ciddi anlamda tavır almış ekonomi kötüye gitmiş, kovit ile mücadele yapan kimse kalmamış ve cumhurbaşkanı mecburen sistemi açabilmek için meclisi askıya alarak sistemi açmanın çarelerini aramaya koyulmuştur. Burada önemli olan sistemin yürümesi Nahta hareketinin şımarık hallerine Tunus’u teslim etmek değil tabii ki.

Demokrasi ve sistemin işleyişi adına MHP’nin AK Parti hükümetine verdiği desteği Tunus’taki siyasi kalmakal ile birlikte değerlendirildiğinde karşımıza müthiş bir feraset çıkar. MHP lideri Devlet Bahçeli önce ülkem sonra partim şiarı ile Türkiye’nin önünü açmış ve iktidara pazarlıksız destek olmuş ve toplumsal mutabakat sağlanmıştır.

Fakat Ak parti içindeki ihvancı zihniyet Tunus’a ağıt yakarken Türkiye’deki gelişmeleri göremiyor, kerameti kendilerinden menkul zannediyorlar. Bu zannı galipleri sırtlarını Erdoğan’a dayayarak kağnı gölgesini kendi gölgeleri zannederek yürüttükleri politika Erdoğan’ı da müthiş yıpratmıştır.

Oysa Türkiye’deki demokrasinin elde ettiği tecrübe Türkiye’nin büyüklüğü Tunus’a indirgenemez, Türkiye Tunus değildir Tunus da Türkiye değildir. Herkes yaptığının sorumluluğunu bilmek zorunda ve Erdoğan’ın arkasına saklanmaması, Erdoğana güç verip destek olmaları lazım. Mesela eski YÖK başkanı Yekta Saraç giderayak Türkçeyi yasaklayan karar aldıktan sonra Külliyeye başdanışman atanması Türk Milliyetçileri tarafından not edilmiştir.

Bu ve buna benzer ihvancı hastalığından kaynaklanan Türkiye gerçeklerine uymayan uygulamalardan artık hükümetin bileşenleri vazgeçmeli ve gerçekçi politikalar ile ülkenin önünü açmalıdır. Bahçelinin hükümete şartsız ve amasız desteğinin ne kadar önemli olduğu Tunus bir göstergedir. Görmek lazım, duymak lazım, bilmek lazım.

Hasan Oktay

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum