Reklam
Reklam
Nazmi ÇELENK

Nazmi ÇELENK

Keskin Kalem.
[email protected]

  Maturidilik ve Türkler...

06 Mart 2021 - 16:53

                                          Maturidilik ve Türkler

İlk insan ve bugünkü insan arasında milyonlarca yıl geçmiştir. İlk insanın fiziki yapısı ile günümüz insan arasında birçok farklılık bulunmaktadır.Insan , İnsan olarak yaratılmıştır ve İnsan olarak hayatını devam ettirecektir. (Bence insanın maymundan türediğini iddia edenler sapıktır)

Kavimlere ayrılan ve değişik karakteristik davranışlar edinen insan türünde belirgin olarak en saygınlığı ve tarihte, kahramanlıklarla anan tek millet Türk Milletidir.

Yüzyıllar öncesinde yaşayan bir türkün davranışları günümüzdeki nesli ile hemen hemen aydındır

Her Türk liderlik ruhuna sahiptir.

Türkler İslamiyetle şeref lendikten sonra, islamiyeti yaymak ve gereklerini yerine getirmede diğer kavimlere öncülük etmişlerdir. Tıpkı günümüzdeki gibi. Bakınız, Araplar kültürleri ile İslam arasında sıkışmış durumdadır. Bazı yaşayışlarından vazgeçemediklerinden İslamla ilişkilendirmektedirler.

Hatta Türkün İslam anlayışı ile Arap in Müslümanlık anlayışı tamamıyla farklıdır.

Bu konuda iki farklı bakış açısı önümüze çıkıyor

Maturidilik ve Eşarilik. 

Maturidilik ve Türk Müslümanlığı da denilebilir. Ne yazıktır ki bu coğrafyada su an Eşarilik ağır basmakta, gençlerimize Eşari mezhebine göre dini eğitim verilmektedir.

Yavuz Sultan Selim, Mısırı fethedince İslam dünyasının tek hakimi olmuştu, hal böyle olunca  halifelik sıfatı da kendisine geçecekti, ve geçti de Fakat Arap milleti ve devletleri bir Türk'e halifelik verilmesini hoş karşılamadılar, nüfus olarak da Türk milletinden fazlaydılar, Bu karmaşanın önüne geçmek için Mısır ve diğer ülkelerden yaklaşık 2000 İslam alimi İstanbul’a getirildi ve Eşarilik eğitimi başlatılış oldu.

Hanefi mezhebinin önderlerinden imam Maturidi'nin Türk milletinde göz ardı edilip yok olmasına kadar sürede Osmanlı Hükümdarlarının vebali büyüktür. 

Sırf kendi ikballeri sebebiyle Müslümanlıkla ilgisi olmayan inançlar çıkartıp binlerce çoluk çocuğu boğarak öldürmüşlerdir, daha birçok sebep sıralayabilirim.

Maturidiliğin ihmal sebeplerinden biri de eserlerinin zorluğu ve tam olarak tercüme edilememesi, ilim, kültür ve hilafet merkezi Bağdat’tan uzak olması. En önemlisi ise Eşarilik gibi siyasi iktidarlarca desteklenmemesi.

Eşarilikin, Malikilik ve Şafiiler tarafından benimsenirken Maturidilikin sadece Hanefiler tarafindan benimsenmesi.

Eşariliğin osmanlıda nizamiye medreseleri yolu ile İslam dünyasının her tarafına gönderilecek kimseler yetiştirilmesi. Maturidilik Osmanlı döneminde bu imkanlardan mahrum bırakıldı.

Maturidilik akil ve ilim demektir.

Örneğin maturidiye göre islama girmenin şartı ameller değil Allah’ı tasdiktir. Ancak dine bağlanmanın ve onun bilgisine ulaşmanın yolu akildir.

                                                    Türk Müslümanlığı

Maturidide adaleti her şeyin yerine koyabilirsiniz. ALLAH in lütfuna gelince ,onun sonu  yoktur. Türk düşünce tarihi ve siyasi tarih açısından Maturidilik çok önemlidir. Türkle İslamiyet’le 200 yıl önce tanışmışlar ve arkasından maturidi gibi bir alim çıkarmışlardır, bu son derece şaşırtıcıdır. Üstelik maturidi diğer bilginler gibi Nisabur, Bağdat, Vevsam gibi islami merkezleri ziyaret etmedi. maturidi'nin tevhilati Türk din anlayışı ve Türklerin dini düşünce  tarihi açısından o kadar önemlidir ki çünkü onun bu eseriyle akılcılık ve hoşgörü Türk din anlayışının temel taşları olmuştur.

Maturidilik İn hakim olduğu bu kültür havzasında bugün dahi hikmetleri Türk boyları arasında ezbere okunan Ahmet Yesevi,Haci Bektas Veli,yunus Emre gibi büyük Türk mutasavvıflarının yetişmesine Selefi fikirlerinin etkisiz kılınarak Türk boylarının Hanefi- maturidi anlayışı etrafında toplanmasına Selçuklu adıyla bilinen büyük Türk devletinin kurulmasına zemin hazırlamıştır. 

Öyle ki maturidi Türk din anlayışını oluştururken Ebu Hanife’yi adim adım takip etmekte ve sisteminin her noktasına ona bağlı kalarak, onun görüşlerinin rasyonalize etmeye ve felsefi bir zemin oldurtmaya çalışmaktadır.

Ebu Hanife'nin metodu, sonradan Müslüman olanlar için dini anlama ve yorumlamada en uygun metottur. Bir başka deyişle kendisi Arap olmayan ve sonradan Müslüman olan bir aileden geldiği için bir dini sonradan benimseyen insanların karşılaşacağı güçlüğü çok iyi bilmektedir.

Tarih boyu derin ve köklü bir mirasa sahip olan Türk milletinin kendi kültürlerini terk edip Araplaşması beklenmeyeceğine göre, yapılması beklenen yegâne şey İslamiyet’i Türk kültürü içerisinde eritmek ve Türk İslam’ı oluşturmaktı. Ve bunun Ebu Hanife’nin yönetimine bağlı kalarak başarmak Türk milletinin İslamiyet’e bağlı oluşu ve aklini kullanması olarak izah edilmektedir.

Aslında bu yazı konusu çok köşe yazısı çıkartır. Burada değinmek istediğim ana husus Türk milletinin eseri İslam anlayışını terk edip Maturidilike dönüş yapmasının zaruriliğidir.

Kısaca eşarilik insan beyinlerinin pazara çıkartılmasıdır. Diğer bir şekilde ( ben bilmem şeyhim bilir) bu anlayış Türk milletine uygun değildir. 

(Güney Müslümanlığı bizim için tehlike olmaktan çıkmıştır. Bir şeyh satın alır hepsini yönetirsiniz) bugün Arap ülkelerinin emperyalizme teslim olması gibi. (Bizim için kuzey Müslümanlığı MATURİDİLİK (İstanbul’dan, Buhara'ya Türk bölgesi).
Bunlar tehlikelidir, BUNLAR BİLİMLE BARIŞIKTIR.
O nedenle her zaman ATATURK Gibi bir asi çıkarabilir. Önlemi şimdiden alınmalıdır.

Bu cümle bir ingilize aittir...


Nazmi Çelenk
Araştırmacı Yazar.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum