Reklam
Reklam
Müjdat ÖZTÜRK

Müjdat ÖZTÜRK

Gazeteci - Yazar - Araştırmacı.
[email protected]

GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM NEDİR?...

06 Ekim 2021 - 10:14


Hükümet sistemleri, tek başına bütün sorunları çözecek sihirli formüller değildir.
Dolayısıyla hükümet sistemlerini artıları ve eksileri ile değerlendirmek, ülkemize, milletimize kazandırdıkları, kaybettikleri üzerinden analiz etmek gerekir.
**
Türkiye, 150 yıllık parlamenter rejim tecrübesini; hızlı karar alınacak, bürokrasi ortadan kalkacak, hukuk etkin kılınacak, üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü egemen olacak, ekonomi şahlanacak, döviz düşecek, koalisyonlar sona erecek propagandaları altında terk etti.
Bu söylenenlerin aksine bütün yetkiler tek adamda toplandı, yasama ve yargı bağımsızlığı ortadan kalktı, TBMM işlevini yitirdi, enflasyon hortladı, döviz patladı, işsizlik arttı, yolsuzluklar sıradanlaştı.
Millet her geçen gün yoksullaşırken yeni bir zengin üst sınıf yaratıldı.
Ekonomiden eğitime sağlıktan dış politikaya yaşanan başarısızlık Başkanlık Sistemini bir ülke krizine dönüştürdü. Gücün merkezileştiği, bütün yetkilerin tek bir adamda toplandığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ne siyasi ne ekonomik istikrarı sağlayamadı.
Aksine kutuplaşma derinleşti, demokrasi ve hukuk kan kaybetti. 
  
**
Şimdilerde siyaset yeniden Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi tartışıyor. Muhalefet ısrarlı biçimde Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi savunurken iktidar kesimi eski sisteme değişik eleştiriler yöneltiyor.
İktidar çevreleri önceki sistemde yaşanan siyasi sorunları parlamenter sisteme bağlamak gibi bir eğilime saplanmış durumda.
Bir diğer eleştiri,  hükümet istikrarsızlığı ve yürütmenin güçsüzlüğü.
Tarafgirlik etkisi ve yetersiz analizler ışığında yöneltilen bu eleştiriler; siyasal sistemleri oluşturan değerler bütününü anlamaya çalışmadan parlamenter sistemde yaşanan hükümet istikrarsızlığı ve benzer siyasal sorunların sorumluluğunu parlamenter sisteme yüklüyordu.
Darbe anayasasının parlamenter sistemin ruhuna aykırı biçimde güç verdiği Cumhurbaşkanlığı makamının parlamenter sistem içinde yarattığı aksaklıkları görmezden gelenler hükümet istikrarsızlığını öne sürüp parlamenter sistemi eleştirdi.
Onlara göre parlamenter sistem hükümet istikrarsızlıklarının, siyasisorunların kaynağıydı. Sistem istikrarsızlık üretiyordu çünkü yürütme güçsüzdü.
Bütün gücü bir kişide toplayan yeni sistemin savunusunu da bu argüman üzerine kurdular. Başkanlık Sistemi yürütmeyi güçlendirecek, istikrarı sağlayacaktı.
Peki, yürütmenin güçsüzlüğünün sebebi gerçekten parlamenter sistem miydi?
**
Yeni sistemi savunanların hepsi de biliyor ki parlamenter sistemi zayıflatan,12 Eylül Darbecileri ve yaptıkları anayasadır.
1982 Anayasası şimdilerde Başkanlık Sistemi savunucularının da ortaya koyduğu yürütmenin güçsüzlüğü eleştirilerinden yola çıkarak parlamenter sistemin sınırlarını zorladı ve parlamenter sistemde sembolik olması gereken Cumhurbaşkanlığı makamını özel yetkilerle donatarak yürütmeyi daha da güçsüzleştirdi ve iki başlılığın önünü açtı.
Parlamenter sistemlerde sembolik olması gereken Cumhurbaşkanına tanınan olağanüstü yetkiler siyasette sürekli gerilim yarattı ve yürütmeye kan kaybettirdi.
Olağanüstü yetkilerle donatılmış Cumhurbaşkanlığı makamı parlamenter sistemin temel mantığını gün gün aşındırdı.
Parlamenter sistemde iktidarın merkezi Başbakan ve Bakanlar Kurulu iken yetkiler Cumhurbaşkanlığı ile paylaşıldı ve iki başlılık ortaya çıktı.
Bu gerçekler orta yerde dururken 12 Eylül Anayasasının yarattığı bütün bu sorunlar parlamenter sistemin hanesine yazıldı.
**
Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi basitçe özetleyelim;
Cumhurbaşkanlığının tarafsız, sorumsuz, partisiz, sembolik bir makama dönüştürülmesi,
Cumhurbaşkanının TBMM tarafından seçilmesi,
Başta Bakanlar Kurulu olmak üzere MGK gibi anayasal kurumlara başkanlık etme yetkisinin kaldırılması,
Olağanüstü durumlarda KHK çıkarma yetkisinin kaldırılması,
Anayasa değişikliklerini meclise geri gönderme yetkisinin kaldırılarak anayasa mahkemesine iptal davası açma yetkisi verilmesi,
Sembolik Cumhurbaşkanının başta yargı olmak üzere aralarında üniversiteler olmak üzere kurumlara atama yapamaması,
Cumhurbaşkanının Meclisi fesih yetkisinin kaldırılması,,
Olağanüstü dönemlerde Cumhurbaşkanına tanınan yetkilerin kaldırılması,
Bakanlar Kurulunun oluşmasını kolaylaştırıcı, düşürülmesini zorlaştırıcı anayasal mekanizmalar oluşturulması,
Siyasal istikrarı sağlayacak yeni bir seçim sisteminin getirilmesi,
Parlamentonun etkin ve verimli çalışır hale getirilmesi, 
Bunun sağlanması için partilerde lider vesayetine zemin hazırlayan siyasal patiler kanunun değiştirilmesi, ön seçim zorunluluğu getirilmesi, partilerin demokratikleştirilmesi,
Meclis içtüzüğünün değiştirilmesi, milletvekillerinin söz hakkını engelleyici hükümlerin kaldırılması,
Milletvekillerinin Meclis içindeki yetkisinin artırılması.
Gensoru, yazılı ve sözlü önergelerin etkili denetim mekanizmasına dönüştürülmesi,
Hükümetin kuruluşu sürecinde basit çoğunluk aranması,
Hükümetin düşürülmesi girişimlerinde nitelikli çoğunluk aranması,
Siyasette uzlaşma kültürünün yerleştirilmesi,
Yargı bağımsızlığının kanunen teminat altına alınması,
Denge-denetleme mekanizmalarının kurulması,Sayıştay denetiminin artırılması,
Düzenleyici kurumların bağımsızlığı,
Yüksek Seçim Kurulunun tarafsız ve bağımsızlığı.
Yasa yapma tekniğine aykırı torba yasanın kaldırılması,
Meclisin bütçe hakkının yeniden kazandırılması,
Temel hak ve özgürlüklerin teminat altına alınması.
**
1960’lı yılların şartlarında Başkanlık Sistemini savunan Türk Milliyetçileri 80’lerden sonra bu görüşünden vazgeçmiş istikrarlı biçimde hukukun üstünlüğünü esas alan, çok partili, demokratik, parlamenter sistemi savunmuştur.
Hatta Demirel ve Özal’ın Başkanlık Sistemi isteklerine de ilgi göstermemiştir.
Bugün yaşanan sistem tartışmalarında da otoriter Türk Tipi Başkanlık Sisteminin aksine kuvvetler ayrılığına dayalı, denge-denetim mekanizmaları olan Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem hem Türk Milletinin doğasına, hem demokrasi ve hukuka hem de Türk Milliyetçilerinin dünya görüşüne çok daha uygun bir sistemdir.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum