Reklam
Reklam
 Leyla DÜZEL

Leyla DÜZEL

YAZAR - ŞAİR - SİYASETÇİ.
[email protected]

ÖLÜM VAR ÖLÜM, SEN DE HELALLİK İSTE!...

19 Mayıs 2021 - 14:15


Sizi depresyona sürüklemek değil amacım.

Belki kalabalık bir ailen var, belki de yalnız yaşıyorsun. İşsiz, işçi, memur, esnaf, öğrenci veya işverensin. Belki de kendini gurbete atmış, asimile olup geçmişinden kopmuşsun veya tam tersi sana yabancı olan toplumun içinde kaybolmamak için geçmişine sımsıkı sarılmış ve eskilerde kalmışsın. 

Olur ya, bu yazıyı okuyan bir politikacısın, topluma hizmet noktasında görevli bir makam sahibisin. Sonuçta bireysel kararlarla ya etrafını, ya da toplumu yönetmişsin. 

Velhasıl yaşarken mutlaka iyi veya kötü birçok insana değmişsin. 

Hayatın her türlü hali var. 

Diyelim ki pat diye bugün öldün.

Öylece...

Yaptıklarını, yapamadıklarını, söyleyecek kelimelerini, sarılmaları, kavgaları, küslükleri ardında bıraktın.

Senden sonra ne olurdu?

Ağlarlar, kahrolurlar yoksa sevinirler miydi?

Herkes iyi şeyler duymak ister, sen de duyarsan ne ala. Yaşarken sana kayıtsız kalan kişiler bile bir bakarsın ne iyi insandı der. Bu Dünya’dan en güzel göç hali bu olsa gerek.

Ya sen, bencillikte, kötülükte Nirvana yapmış şahsiyet.

Etrafındakileri kıra kıra, topluma fitne yaya yaya, kalemini, kelamını sata sata hayatını insanlık adına büyük bir boşlukla tüketmişsin. 

Belki her şeyden emekli olmuş, kötülüklerinden kaçabileceğini zannettiğin bir yerde, cesedin günlerce bulunmayacak kadar kimsesizsin. 

Adının önünde hain, satılık veya şerefsiz gibi yüz kızartıcı bir sıfatla gömülmek korkunç olmalı.

Ruhun semaya yükselirken bir mucize olsa ve sen oradan olanları izlesen.

Ama ne sesini duyan olacak ne de hisseden.

Üzüleceksin belki, kendini tanıyacaksın onları dinlerken.

Ben bu değilim deme, çünkü en gerçek hisler sen öldükten sonra söylenir.

Ölünün ardından kötü konuşulmazdı değil mi?

Orta yerde veya tek kalınca seni tanıyanlar bal gibi de konuşacaklar.

Sesli veya sessiz, içinden. 

Ve sen, içinden konuşanları bile duyacaksın.

Belki de sana, seni seviyorum diyemeyenlerin hıçkırıkları, sensiz yaşayamam diyenlerin olacak.

Sarılabilir misin?

Geriye dönebilir misin?

Ben de seni seviyordum ama diyemedim diyebilir misin?

Kırdıklarından, hakkını yediklerinden, iftira attıklarından af dileyebilir misin?

Kazancına haramı karıştırdığın zamanlarda yediğin/yedirdiğin helal olmayan lokmaları masumun kursağından çıkarabilir misin?

Toplumu felakete sürükleyenlerden biri de bendim, ölmüş bedenimden yükselen ruhumu linç etmeyin, vallahi bugün yaşasam hiçbirini yapmazdım diyebilir misin?

Akıl baliğ olduğundan beri sorumlu olduğun ne varsa kendini bir hesaba çekmen gerekir sık sık, unutmadan.

Alzaymer, Demans, Bunama...

Af dilemek için bir şansın varsa, işte o gün, bugün.

İslam dinine inananlar, inançları gereği bunu dini günlerde yaparlar. Kul’un, Kul’dan aldığı hakkı affetmeyeceğini tebliğ etmiş olduğunu unutarak “Allah affetsin” deyip aynen devam eden çok Müslüman vardır. Hristiyanlar günah çıkarmayı çoktan bıraktı, Yahudiler Siyonizm’e kurban gitti, Buda’ya tapanlar ise, binlerce tanrının onları koruyamadığını bu salgında gördü. Yaratılışı bilime dayandıranlara ise ne diyeyim?

İnsanlığın tek dini İslam’dır. Yüce Tanrı’nın tek dini vardır ve tüm kitaplar birbirinin tamamlayıcısıdır (Orjinal halleri). Toplumsal adaleti sağlayan, değişen, çoğalan ve yoldan çıkan toplumlara had ve düzen getirmek, Allah’ın varlığını ve gücünü ispat için gönderilmişlerdir. Hepsi Allah’ın Kelamı olan kutsal kitaplardır.

Neye inanıyorsan bu kendin içindir. Allah’a şirk koşamam. Yüce yaratan herkesin içinden geçeni kendinden sonra en iyi bilendir. 

Sonuçta Din, Kul ile Tanrı arasında doğruluk, ahlak ve ibadet harcı ile örülmüş bir huzur köprüsüdür. 

Herkesin günahı, sevabı kendi boynuna deriz ya işte o hesap. Bakın burada bile nasıl benciliz. Halbuki birbirimizden sorumluyuz. Kimseyi kendi haline bırakamayız. İyiliğe, doğruluğa örnek olarak, kötülüğe susmayarak insan olmanın gereklerini yerine getirmeliyiz. 

Hadi şimdi bir çay demle ve düşün.

O dem koyulaştıkça sen kararırsan eyvah ki eyvah.

Herkesten kaçarsın da eğer varsa kendi vicdanından kaçamazsın.

Diyelim ki ölmedin ve şu an bu yazıyı hâlâ okuyabildiğine göre hayattasın.

Peki bu gün kendinle hesaplaşmaya var mısın? Lütfen kendine adil ol ve yüzleş.

Bu, belki senin iyi yönde olgunlaşmana bir vesiledir.

Günahların mı çok, sevapların mı?

Ahlakını bir sorgula.

Ama her zaman yaptığın gibi kendine iltimas geçip görmemezlikten gelme.

Sen, kötülük yapmak için öyle çok enerji harcadın ki.

Halbuki iyi olmak büyük bir çaba gerektirmiyordu.

Maalesef, doğduğumuz temizlikte ölmüyoruz. Ölünce yıkanıp Allah’ın katına çıkmaya öyle hak kazanıyoruz. Böyle kolayca günahlarımızdan da kurtulmak mümkün değil tabi.

İstemeden veya tercih ettiğimiz ama sonucunu bilmeyerek sürüklendiğimiz bir hayatın sorumluluğunu yüklenebiliyor muyuz?

İçinizdeki Kabil, Habil'i ne zaman öldürdü?

Bu Dünya’ya geliş sebebini sorgulamadan bencillikle yol almak ne kadar kolay.

İnançlı veya inançsız olman seni yaratanın problemi değil biliyor musun?

Yaptıkların, yapmadıkların ve söylediklerin, söylemediklerin hepsi senin sorumluluğunda.

Külfetini de sen yükleneceksin, sefasını da sen süreceksin. 

Binlerce yıldır filozoflar varlık sebebimizi bencillikle kendi ruh halimizin içinde aramışlardır.  

İnsanı Tanrı sallaştırarak bencilliği kutsamışlardır.

Tüm psikologlar bireysel mutluluğumuzun peşinde koşturarak, insanlığı haz noktasının tepesine çıkarmayı ve vicdanları öldürmeyi tercih etmişlerdir.

Çok daha çok, en güzel benim olmalı ile doyumsuzluğumuza sebebiyet vermişlerdir.

İnsan, içimizde var olan hırs ateşini yanlış yere kanalize eden, güçsüzün ezilmesi gereken bir varlık olduğunu zanneden şeytanlaşmış bir varlık olmamalı.

Ne kadar yaşarsan yaşa gideceğin yer toprağın altı. 

Dünya nüfusu çoğaldıkça, rekabet artıyor, hırslar azmi körükleyeceğine kötülüğü harlıyor. 

Çocukların ölümüne bile mensup olduğu topluma göre üzülüyoruz.

Sahi, haksızlığa karşı susan, aç olana duyarsız kalan, senden olmayınca zulme onay veren, benden değil diye masumun ölümüne içi sızlamayan  Dilsiz Şeytan’lıktan ne zaman vazgeçeceksin. 

Dedim ya, düşün. Farzet ki bugün öldün.

Helallik iste.


Leyla DÜZEL..
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum