İbrahim Erdem KARABULUT

İbrahim Erdem KARABULUT

Gazateci- Yazar TV Proğramcısı
info@haberpars.com

 DEVLET MİLLETLE BARIŞMADAN OLMAZ!

19 Temmuz 2022 - 20:59


Ülkeyi yöneten siyasiler iktidara geldiğinde devletin iktidara verdiği güç ve kendilerine göre uyarlanan yasa ve kurallarla ilerlerken, iktidarı kaybeden muhalefettekiler ise, tekrar aynı imtiyazlara kavuşmak için neredeyse yapılan ilk seçimden gelecek olan seçim dönemine kadar yaptığı tek iş iktidara vurmayı alışkanlık haline getirmektir.

Bu Cumhuriyet tarihimiz boyunca hep böyle devam etmiştir.
İktidarda olanlar aynı imtiyazların sürmesi için göz boyamalık bazı icraatlara imza atsalarda, aslında devlet ihtiyaç duyulan konuları sistemin aksamaması için sürekli kendisini yenileme yolunda ilerler.

Bunlar sıralamayla sayılamayacak kadar çoktur.
Her vatandaş devletin gerekli bulduklarını sistem içerisinde devlet olmanın geleneğinden gelen deneyimleri ve gerekliliği içinde devam ettiğini bilir.

Türk milletinin kurmuş olduğu bu devleti siyaseten yönetmek adına milletten icazet alarak gelenler ilgili kurum ve kuruluşların ayarları ile oynamadan işlerini devletin ilgili kurumlarının verdiği Rapor, Brifing, Seminer ve talepleri ile hareket ederek yönetmeyi sürdürseler, ülkede hiçbir problem kalmayacağı gibi ülkenin kalkınması bir o'kadarda hızlanmış olur.

Siyasiler ne bu milletin talebini, ne devletin ilgili kurum ve kuruluşlarının isteği doğrultusunda hareket etmeyip sürekli iyiyi kendilerince bulma adına sistemi Adalette, Ticarette, Sağlıkta, Eğitimde yaz boz tahtasına çevirmeyi denemektedirler.

Bu durumda devleti idare etmek ile yükümlü olan devletin atanmışları ile yine devletin yönetimi ile millet tarafından seçilmiş olanların işlerini yapmayıp eskiden süregelen bir deyimle "Salla başını al maaşını" gibi sürdürmeye devam ederler.

Devleti yöneten devlet adamları bildiklerini okurlar.
Eski devlet geleneğinin hiç birisini yapmazlar.
Siyasetin kendilerine biçtikleri rolün dışına çıkmazlar, çıkamazlar.

Görevlerini siyasilerin istek ve arzularına göre yaptıklarında görevlerini yapmış olduklarına inanır, bu tutumlarını neredeyse devletten emekli olana kadar sürdürürler.
Hiçbir devlet memuru olan valiyi ve kaymakamı sokaktaki vatandaş tanımaz, tanıyamaz.

Vatandaşın onlarla kontak kurması söz konusu dahi değildir.
Zamanla yüzlerce istihdam yaratan iş insanları dahi randevu almayı başaramazlar.

Hiçbir il emniyet müdürü ve ilçe emniyet müdürünün vatandaş tarafından tanınmadığı gibi, hiçbir seçilmiş il ve ilçe belediye başkanını vatandaşın tanımadığı gerçektir.
Asla senede birgün dahi vatandaşın arasında vatandaş gibi girip il ve ilçesinde neler oluyor dinlemez, araştırmazlar.
Onlar kendilerinin özel olduklarına inanırlar, sadece makam koltuklarından kalkmadan emir ve talimatlar yağdırırlar.

Siyasilerde seçim sürecinin dışında seçim çevresinde görülmeyip seçimlerle kendilerine verilen koltuklara adeta yapışırlar, atanmış ve yerel yönetimlere seçilmiş olanlarda-da değişiklik olmaz, herkes başına buyruk tavırlarla hareket ederler.

Bir il valisini bir ilçe kaymakamını vatandaşın arasında tebdili kıyafet görme geleneği neredeyse bir asırdır unutulmuştur.
Göstermelik halk günlerinde ise genelde hep onların temsilcileri bulunur.

Bu atanmışlar dışında seçilmiş olanlar içinde değişmez, hep aynıdır.

Bir il ve ilçe belediye  başkanının tebdili kıyafet halkın arasında halkı dinlerken görme geleneğinin bırakılması ise,  vatandaş devlet ilişkisini öğrenme yolunun artık tamamen kapatılmış olmasını sağladığı artık görülmelidir.

Millet olarak beklentinin devletin daima yanıbaşında olduğu gerçeği her alanda eksikliğini gösterirken bu bahsedilen görevlerde halkın huzuru, güveni, refahı için görev yapanlar bu görevleri yerine getirmeleri için görevlendirdikleri devlet memurlarını, mahiyetindeki memurların vatandaşla aralarındaki kopukluğun dahi farkında olmadan  "Salla başını al maaşını"  türünden görev yapmayı sürdürüyorlar.
Adeta verilen görevler Atalarımızın söylediği gibi " İt ite, İt ise kuyruğuna buyuruyor"  şeklinde yürümesini sağlıyor.

Bu tutum ve davranışlar sonucunda ise en düşük devlet memuru statüsündeki devlet görevlisi kendisini temsil ettiği devletin millete hizmet etmesi için görevlendirdiğini çoktan unutmuş olup, adeta usta edebiyatçı Aziz Nesin'in kaleme aldığı roman gibi "Ben devletim sakat bırakırım" düşüncesiyle hareket etmektedir.

Bunu görmek isteyen siyasiler, atanmış mülkiye amirleri, seçilmiş il ve ilçe belediye başkanları mahiyetindeki devlet görevlilerini denetler, halkın içinde tebdili kıyafet gezer ise çok daha iyi görecektirler.

Siyasetin tepesinde bulunan ve siyasetin tepesine çıkmak için mücadele edenler bilmelidir ki bu sistemi bu düzeni kuran sizlersiniz.

Sizler önce "Milleti yaşat ki Devlet Yaşasın" geleneğini sürdürmelisiniz.

Milletine zulmeden, milletinden habersiz yaşayan devletler tarihte örnekleri olduğu gibi mutlak bir gün çömektedir.

Devleti yöneten siyasi akıl, önce millet ile devletin barışmasını sağlamalıdır.
Devletin var olma sebebinin millet olduğunu devleti temsil eden her bir devlet adamına öğretmelidir.

Kalın sağlıcakla.
İbrahim Erdem Karabulut

YORUMLAR

  • 0 Yorum