Reklam
Reklam
İbrahim Erdem KARABULUT

İbrahim Erdem KARABULUT

Gazateci- Yazar TV Proğramcısı
[email protected]

BU PROVAKASYONLAR BİTMEZ.

14 Ağustos 2021 - 13:30 - Güncelleme: 14 Ağustos 2021 - 13:32


                         
    Hükümetin çağrıları provakatif eylemlere gelmeyin, sosyal medya paylaşımlarına aldanmayın. Provakatif paylaşımlarda bulunanlara yasal işlemler yapılacaktır gibi söylemlere başta ana muhalefet ve diğer muhalefet partilerin dışında birçok sivil toplum örgütü dahil oldu.

Bu söylemler, eylemler ve çağrılar provakatiflerin önüne geçemez. Daha akılcı ve daha gerçekçi çözümleri başta hükümet olmak üzere diğer siyasi partiler ortak çözüm ve ortak eylem planı ile ele almalıdır. 

Siyasi söylem ve eylemler çoğulcu katılım ile bu konuya çözüm getirmediği sürece her geçen gün sığınmacı veya diğer bir deyimle mülteciler ile halk bundan sonra sıkça bu tür provakatif eylemler olarak adlandırılan olaylarla karşı karşıya kalabilir.

Geçmişe dönecek olursak 1983 yılında iktidara gelen Turgut Özal'lı Anap döneminde İstanbul özellikle artık anadoludan gelen göçü kaldıramıyor, bu nedenle İstanbul ili vizeli veya izne tabi olarak göç alsın diye konuşulup proje üretilmeye çalışılırken bugün İstanbul adeta sığınmacı kenti oldu.

Keza turizm bölgesi olarak bilinen Antalya, muğla, Bodrum, Marmaris gibi illere Anadolu'dan iş için gelen doğu ve güneydoğulu insanlarımız kent girişinde polis kontrolünde durdurularak geldikleri illere bu ülkenin vatandaşı oldukları halde geri gönderildikleri defalarca anahaber bültenlerine konu olmuştu.

Bu durumu yaşayan Türk vatandaşları şimdilerde sahillerde nargile keyfi ile insanların gözünün içine baka baka ben bu ülkede sığınmacıda olsam yaşamak, denize girmek, kendi örf ve adetimle yaşamak hakkımdır tutumunu insanlarımızın içlerine sindirmesi çok kolay olmayacaktır.

Bunun için olayları birinin veya birilerinin provoke etmesine gerek yoktur.
Bir diğer etken ise ekonomik sıkıntının dibine kadar yaşandığı ülkemizde özellikle büyük şehirlerimizde işsizliğin son noktada olduğu ortadayken ucuz işgücü olarak ekonomiye destek verildiği mantığı doğru bir bakış açısı değildir.

Nihayetinde ucuz işgücü olarak adlandırılan istihdam Türk vatandaşlarının işsiz kalmasına neden olduğu unutulmamalıdır. Türk'ler bu parayla çalışmıyor, verilen işi beğenmiyor gibi söylemler ise aldatmacadan başka birşey değildir.

Ülkemizde birçok sözleçmeli ve ücretli öğretmenlerin pazarlarda limon ve meydanlarda simit sattığı gerçeği tüm bu söylenenleri adeta yalanlamakta.

İstanbul göçünü durdurmak amaçlı başta istanbul büyükşehir olmak üzere ilçe belediyelerinden köye dönüş projesi adı altında istanbul göçünü durdurmak adına yol parası ve gideceği yere gitmek istiyen vatandaşlarımıza göç masrafı ödenirken İstanbul ilimizin bir anda milyonlarca sığınmacının merkezi olmasının hangi mantıklı açıklaması olabilir.
Evet: Türk milleti misafirperverdir.

Hoşgörülüdür.

İyi niyetli ve sağduyuludur.

Bu bir noktaya kadar devam eder. İnsanlarımız kendi öz kardeş, anne baba ve yakın akrabalarının misafirliklerine yaşanan bu büyük şehirlerde tahamul edemediği bir dönemde biz misafirperveriz diyerek milyonlarca sığınmacının merkezi olan büyükşehirlerde sığınmacılara hoşgörülü davranın diye 10 yıldır telkinde bulunan hükümetin vatandaşın artık tahamul sınırlarını zorladığını anlaması gerekir.

Kendi ülkelerinde Kürt kimliği ile yıllarca baskı altında yaşarlarken kendi anadilleri olan Kürt'çe isimleri işyerlerine veremezlerken biranda ülkede sığınmacıların istila ettikleri il ve ilçelerde iş yerlerinin tabelalarını Arap'ça asmaları Kürt halkının kabullenmesini beklemek çok akılcı olmaz.

Bu istila gibi yaşanan sığınmacı akını dolayısı ile artan kiraların asgari ücretin tamamını ödeyerek tutulmadığı bir gerçek ortada iken asgari ücretten tek kuruşun Elektrik, su, doğalgaz faturası için kalmadığını görmek için bu ülkede yaşamıyor olmak gerek.
Hala bu ve benzeri milyonlarca etken varken sığınmacılar bizim misafirlerimizdir, biz millet olarak misafirperveriz, mazlumun yanındayız ifadeleri artık yaşanacak provakatif eylemleri durduramayacaktır.

Türk vatandaşları kendi ülkelerinde mazlumlaşmıştır, çaresiz kalmıştır, ekonomik sıkıntıların altında kıvranmaktadır, yaşanan afetler zincirinin sıkıntısını üzerinden atamamaktadır.

Bu sığınmacı, Mülteci, Misafir adı herne ise biran önce makul ve mantıklı bir sisteme geçirilerek misafir kalacakları yerlerde halkın tepkisini çekmeyecek bir şekle dönüştürmelidir...

Sağlık sektöründe verilen hizmet, ekonomik sıkıntıdan kurtulmaları için verilen gayret, ekonomik destek Türk milletinin yaşadığı sıkıntılar çözüm bulmadan kendi milletimizin sıkıntılarına çözüm bulmadan çözüm yoluna gitmek milletin Devletine, Hükümetine bakış açısını üzülerek değiştirmesine neden olmaktadır.

Bunlar göz ardı edilecek kadar küçümsenecek durumlar değildir...
Siyasiler ifadelerine ve telkinlerine dikkat etmelidir.

Hükümet bunlar misafirlerimizdir kim ne derse desin 10 yıl geçti 100 yılda geçse biz bunları katil Esed'in kollarına atmayız derken, Muhalefet ve diğer siyasi partiler ise İktidar olduğumuzda biz herkesi evine geri göndereceğiz ifadeleri doğru değildir.

ne hükümet bu sığınmacıları 100 yıl daha misafir edebilir. Ne muhalefet iktidara geldiğinde hadi evli evine köylü köyüne diyebilir.

O halde tekrar etmek gerekirse başta toplum ile uyumlu yaşamalarını sağlayacak göze batacak hareketlerden kaçınılması istenerek, misafir oldukları sık sık hatırlatılıp hiç olmazssa uyum sağlamayanların sınır dışı edilmesi gerek.

Misafir olduklarını unutmamalarını sağlamak için bazı yaptırımları uygulamak gerekir. Türk vatandaşlığını haketmiş olanlar ve vatandaş olanlara dahi gerektiğinde vatandaşlıktan çıkarılabilecekleri ibaresinin konması bir nebze asıl vatandaşlarımızı rahatlatmış olacaktır.

Ben paramı ödedim artık Türk vatandaşı oldum benim haklarım artık normal bir Türk vatandaşlığı ile aynıdır havasına girmeleri doğru değildir.

Bu ülkede Türk vatandaşlığı bukadar kolay olmamalıdır.
Bu ülkede yaşayan herbir Türk vatandaşının ailesinde mutlaka albayrağımıza şehit düşmüş bir yakınının kan damlası mevcuttur.

Bedel ödenmiş bu topraklarda Türk vatandaşlığı kazanmak Dolar ve iyi bir sporcu olmak ile kazanıldığında dahi Türk vatandaşlığının özgül ağırlığını almamalıdır....

İbrahim Erdem Karabulut
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum