İbrahim Erdem KARABULUT

İbrahim Erdem KARABULUT

Gazateci- Yazar TV Proğramcısı
info@haberpars.com

BU NASIL MÜSLÜMANLIK ?.

09 Ağustos 2022 - 23:27

SAHTE MÜSLÜMANLAR.

Cuma namazı toplamda öğlen namazı gibi 10 rekat olup bunlardan 4 rekatı sünnet iki rekatı cemaatle kılınması farz olan cuma namazı 4 rekatı son sünnet olarak kılınmaktadır. 

İslam olmanın şartlarından biri olmak olan Namaz için sosyete müslümanlar cemaatle kılınması farz olan iki rekat için dahi zamanında gelmeyip son secdede cemaate eşlik edip namaz bitiminde adeta camiden kaçarcasına önündekinin üzerinden atlayarak çıkıp giderler.

İslamın şartı olan namazı Cuma namazının iki rekatını kılıp yerine getirdiklerini düşünürler.

Oruç için yüzlerce mazeret uydurup tutmazlar.
Her türlü hırsızlığı yapar, aldatır, hileli ne varsa yaparak servetine servet katarlar fakat zekat vermezler.

Hac için mutlaka vücudunun bütün azaları iflas edene kadar bekleyip giderlerki, döndüklerinde şimdiye kadar yapmış oldukları, haram ve yasaklar ile ahlaksızlıkları yapmasınlar.

Allah'ın birliğine şehadet etmeyi ise nerede olurlarsa olsunlar, yaptıkları her ahlaksızlığa Allah şahit ki diye söze başlayıp, fakat içten ve samimi olarak şahadet ettiklerine kendileride inanmazlar. Kendilerine müslüman mısınız? diye sorulduğunda ise çok şükür "Elhamdülillah müslümanız" derler.

Zoraki kıldıkları Cuma namazında cami avlusunda cenaze namazı için beklemekte olan bir maktül varsa onun namazına katılmakdan tabuta bir omuz atmaktan dahi imtina ederler. 

Cenaze namazına katılanlarda ise eğer iyi takip edildiğinde İmamın "El Fatiha " diyerek dua istemesine sadece Elhamdülillah diyecek kadar kısa bir sürede Fatiha suresini okumaları, Fatiha suresini bilmediklerini ortaya koymaktadır.

Bu adamlar Camiden çıkıp işyerine döndüklernde ise Cuma namazına katıldığını ifade etmek için arkasında namaz kıldığı Cami imamının "dini siyasete alet" ettiğini anlatmaya başladıkları görülür ve duyulur.

Cuma namazının cemaatle kılınmasındaki asıl amacın cami cemaatini oluşturan o' caminin etrafındaki insanların kaynaşması, halleşmesi, problemlerini, dert ve tasalarından haberdar olunması-bilinmesidir.

Hastalardan, düğün, dernek, toy gibi özel günleri öğrenir, hastaların durumları sorulur, müşkülü olan bir mümin varsa müşgülünün giderilmesi sağlanır.
Cami veya yaşanılan bölgedeki bir proje için ortak kararların alınması tartışılır.

Cuma namazı müminler için adeta bir Bayram olup, birçok fazileti olan mübarek Cuma namazının iki rekatını kılıp camiden kaçmak bu önemli konulara iştirak etmemektir.

Aynı mahallede yaşamakta olan düşkün veya bir sıkıntıya girmiş olan dul, yetim, öksüz, fakir gibi kimselere İslam ahlakı geleneğine göre yapılacak yardım, sadaka niyetine yapılır.

Hasta ve düşkünler evinde ziyaretler edilerek gönüllerinin alınması İslam'da yardımlaşmanın önemini ve gereklerinin yerine getirilmesi ile sonuçlanır.

Tüm bunları hatırlatması gereken Cami imamlarımızın birgün olsun minberden verdiği hutbe sona erdiğinde " Ey cemaat bugün ilçe, il müftümüz cemaatimize İmamlık yapacaktır, Cuma namazı edasından sonra camimizin siz değerli cemaati ile sohbet edecektir. Söyleyecek sözü, dileği, isteği, şikayeti olanlar lütfen sohbete katılsınlar" dediğine hiç bir zaman şahit olunmaz.

Müftüler ise asla makamını sanki başka biri gelip o kıymetli koltuğuna oturup yerini alır düşüncesiyle Müftülük dışında hiç bir camide namaz kılarken, denetlerken, sohbet ederken görülmez.

Hiç bir cami cemaati müftüyü tanımaz.
Müftüyü tanıyan cemaatten biri varsa eğer mutlaka imam veya müezzin ile ilgili bir dilek, istek, şikayet ile ilgili müftülüğe gittiği için tanımıştır.

Ülkemizde neredeyse yapılan camilerimizin %80'nini hayırseverlerin yaptığı camilerimiz ekonomik sıkıntıdan asla kurtulamazlar, her cuma imam mutlaka cami cemaatine "Allah'ın evi olan bu camimize yardımlarınızı esirgemeyin ihtiyacımız var talebinde bulunur" bu durum Cumhuriyet tarihimizde hep böyle devam etmektedir.

Müftülerin ve imamların cemaatle gereken ilgi ve alakayı göstermediği, İslamın emrettiği konuları "Zekat " vermenin önemini anlatmak yerine camiye yardım talebine indirdiği için cami cemaati genelde işte böyle sosyeteleşmiş cemaatten oluşmaktadır.

Keza Diyanetin Camilere Müftülerin dahil olmasını sağlayarak camilerin denetimlerini yaptırmaması, İmamların camisini kurtaran imam düşüncesiyle hareketinden dolayı ülkemizde şeyhler, tarikatlar, cemaatler adı altında farklı şekillerde İslam adı altında yuvalanıp İslam'a Müslümana hatta ülkemize içinden çıkılamayacak zararlar vermesine sebep oluyorlar.

İslam'ı yaşamak, İslam şartlarının gereğini yerine getirmekle olur.
Ben islamın şartlarından bir ikisini yerine getiririm kalanını ise ben Allah ile kendi aramda çözerim. Allah ile kul arasına kimse girmez, giremez ifadesi şimdilerde genç neslimizden Deist, Ateist olanların artmasına vesile değilmidir.

İyi birer mümin olmayı bize nasip etmesini bizleri ve kainatı Yaradan yüce Allah'tan diliyor, İslama, ibadete bakış açımızı biraz daha samimiyet içerisinde yapılması gerektiğine inanıyorum.
Kalın sağlıcakla.



İbrahim Erdem Karabulut.

YORUMLAR

  • 0 Yorum