İbrahim Erdem KARABULUT

İbrahim Erdem KARABULUT

Gazateci- Yazar TV Proğramcısı
info@haberpars.com

BAKANIMIZIN DİLİNİN AYARI BOZULMUŞ!.

02 Eylül 2022 - 02:42

Sayın İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu'yu Demokrat Parti Genel Başkanlığı yaptığı dönemde Vatan TV'de konuk olarak almış genç ve hırçın yapısından dolayı eski Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'i kast ederek ülkemizde "ikinci Süleyman" dönemi başlayacak gibi latife yapmıştık.
Siyasi hırsı her halinden anlaşılıyordu.
İktidar Partisi olan AK Parti Genel Başkanı dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanımız Erdoğan için belkide tarihin en ağır suçlamalarını yapıyor, AK Parti iktidarının gitmesi gerektiğini savunuyordu.
Bir siyasi program konuğum olarak düşüncelerini açık seçik çekinmeden ifade tarzını gençliğine, kanının kaynamasına ve doğruluk üzere hareket etme gayretine sayıyorduk. İnanılmaz bir samimiyet ve engin gönüllü duruşu hoşumuza gidiyordu.
Çok geçmeden yerden yere vurarak eleştirdiği AK Parti İktidarının en önemli bakanlığı olan içişleri bakanlığı görevini yürütmeye başladı.
Onlarca makale kaleme aldığım ve başarılı çalışmaları arasında özellikle PKK'nın bitirilmesi hususundaki kararlılığı için övgü dolu yazılarımda olmuştu.
Başarısının özellikle ülkemizin kanayan yarası terörü bitirmek için bizzat şahsım olarak dua etmişliğim dahi vardır. 
Her gazetecinin bir siyasi parti ile gönül bağı olduğu gibi benimde çocukluğumdan beri hiç kopmadan sevdalısı olduğum bir partim vardı.
İşte bu parti ise Başbuğ Alparslan Türkeş'in kurduğu MHP'dir.
Partim MHP'nin Genel Başkanına "Heyyyy Bahçeli, Bahçeli oturduğun yerden Bozkurt selamı vermekle ülkücü olunmaz, yiyorsa Hakkari'ye gel, Şırnak'a gel Bozkurt selamı verde göreyim ülkücülüğünü" diye adeta meydan okuduğunda asla eleştiride bulunmamıştım. MHP Genel Başkanına içişleri bakanımız neden böyle ifadeler kullanıyor sorusu siyaseten tutmuş olduğum partim için sormam kişiliğime dünya görüşüme yakışmadığını düşünmüştüm.
Eleştirinizin muhatabı MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli beydi.
Bu siyasi dilin yumuşaması, yumuşatılması için ülkedeki liderlerin bir araya gelip bu dilden vazgeçilmesini hep savunanlardan olmuştum.
Çok geçmeden haklılığım ortaya çıkmıştı.
Siyaset işte bu ya;
Bir baktık-ki  AK Parti MHP aynı çatı altında Cumhur ittifakı oluşturmuş ve ülkenin bekası ve menfaati gereği artık birlikte hareket ediyorlar.
Dün ağır eleştiride bulunduğu Ak partinin şimdi bir bakanı olarak bu kez ağır eleştirdiği MHP ile ittiak içerisinde birliktelik sağlamışlar.
İşte bu nedenle siyasette aşırı sivri dilli olmamak gerekmektedir.
Hatta İstifa dilekçesini sunduğu dönemde istifasının kabul edilmemesi için en sıkı savunucusu "Hey Bahçeli" dediği lider olmuştu.
Dün suç örgütü lideri olan Sedat Peker'e Polis koruması verilip, İş dünyasının saygın iş insanı olarak ödül verilip, mitingler yaptırılırken yurt dışına gittikten sonra yine çete, mafya ilan edilen Sedat Peker sosyal medyada "Süslü Sülo seni kibrit kutusuna sokacağım. Burnuna halka takacağım"  ifadesini kullandığında ilk tepkiyi bir gazeteci olarak ilk ben vermiştim.
"Peker kendine gel, sen kim oluyorsunda benim ülkemin içişleri bakanına böyle hakaretler ediyorsun" diye şimdiye kadar hiçbir basın mensubunun kullanmadığı cümlelerle eleştirmiştim.
Çünkü kimse benim devletimin içişleri bakanına hakaret edemezdi.
Hiçbir Türk vatandaşı devletini yönetmek için milletin seçerek göreve getirdiği devlet adamlarına hakaret ettirmez.
Ülkenin özel okul öğretmenlerinin demokratik hakkı olan gösteri yürüyüşlerini " Ülke eski ülke değil kimse yürüyemez" diye eli öpülesi öğretmenleri yine devlet memuru olan Türk polisinin gazlı saldırısına maruz bırakıldığı gibi, ekranlardan izlediğimiz bir sivil polisin aslaTürk polisine yakışmayan bir dil ile hitap ederek bayan öğretmeni bir erkek gibi tartaklayarak "bana bağırma, bağırma bana alın bunu"  talimatı üzerine üç dört erkek polis memurunun adeta terörist gibi gözaltına alması bütün Türkiye'yi şaşkına çevirmişti.
Türk İslam ahlakında "Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum" kültürünü taşıyan bir millet olarak hepimiz, herkes bu görüntüyü konuştu.
Açık söylemeliyim-ki Kemal Kılıçdaroğlu hiç sevmediğim bir siyasetçidir , fikirlerini şahsım olarak beğenmiyorum, fakat ülkemin Ana Muhalefet partisi lideri olarak saygı duyduğum Kemal Kılıçdaroğlu'nun haklı öğretmen tepkisine karşılık verdiğiniz cevap beni ve bütün milleti şaşkına uğrattı.
Size ve sizin gibi bir makamı temsil eden bir siyasetçi böyle bir üslupla "Kılıçdaroğlu değil 100 Bin Kılıçdaroğlu olsa ne yazar" ifadesini kullanmamalıydı.
Bu ifadenizden sonra ertesi gün başta AK parti seçmenleri olmak üzere ülke seçmenlerinin neredeyse tamamı sizin gibi ülke genelinde sevilen siyasi bir bakanı olarak ülkenin Ana Muhalefet liderine böyle cevap vermenizi yakıştırmadığını ifade ediyordu.
Yarın Cumhurbaşkanı olarak Kemal Kılıçdaroğlu iktidara gelirse ne olacaktır?
Bu defa iktidarda olan Kılıçdaroğlu sizlerin dili ve yaptıklarınızla cevap verecektir.
İşte kutuplaşma, ötekileştirme, değersizleştirme bu dil kullanılarak olmaktadır.
Siyasetle uzaktan yakından ilgili herkes bu ifadeniz konusunda tepkili olduğu söyleylerken İçişleri bakanımız "Süleyman Soylu'nun dilinin ayarı bozulmuş" ifadelerini kullanmaktadır.
"Siyasetçiler sinirlerini aldırmış gibi hareket etmelidir" derlerken özellikle halkın beklentisinin yüksek olduğu sizin gibi sevilip sayılan siyasiler diplomatik dil kullanmalıdır şeklinde düşüncelerini ifade ediyorlardı.
Toplumumuzda çok sık kullanılan bir ata sözümüz vardır.
"Söz ağızdan çıkmadan esirinizdir, Ağızdan çıktıktan sonra siz onun esirisiniz" İşte bu nedenle siyasette düşünülmeden söylenen bir söz ömür boyu sizi kullandığınız sözün esiri yapabilmektedir.
Türk halkının beklentisi bütün siyasetçilerin kavga dili yerine saygı çerçevesinde uzlaşmacı dil kullanmaları siyasette artık kutuplaşmadan, kutuplaştırmadan uzak durulmasıdır.


İbrahim Erdem Karabulut.

YORUMLAR

  • 0 Yorum