Hayrettin Alp

Hayrettin Alp

Alp'çe
alp@haberpars.info

TÜRKÜN VATANINDA TÜRK ARIYORUM 

04 Mart 2022 - 22:14

             
Sevgili Okurlarım...
Ben, geçmişine saygılı, geçmişte kurulan Türk devletlerine, minnet ve şükranla bağlı biriyim. Türk Milleti Cihan şümul devletler kurmuş, her Milletten, bir çok insanı topraklarında barındırmış, onların diline, dinine, gelenek ve göreneklerine, velhasıl topyekün hayat tarzına, hiç karışmamış, hatta saygı göstermiştir.    
                 
Bu yazdıklarımı yazma nedenim, şunun içindir. İmparatorluklar kurmuş Asil Türk Milletinin, vatan bütünlüğü içerisinde, her milletten tebası olmuştur. Bu nedenle “ Turan” sancısı içinde olan Türk dünyasının, tekrardan büyük bir İmparatorluğa doğru, yol aldığı da bir aşikardır.

Bundan dolayıdır ki, Genç Türkiye Cumhuriyeti, bu eski tebalarımız tarafından, cazip bir devlet konumundadır. Ve bundan dolayı da, son yıllarda, Türkiyede yaşayabilmek için, dünyanın çeşitli yerlerinden insanların akınına uğramıştır. Bunu böyle görmüş, ve bu insanlar bizim eski tebamızdır, diye bakmıştım bu gelişlere.

Fakat görüyoruz ki, gelenler bizimle beraber olmaya, bizim dilimizi, kültürümüzü, kabul ederek, birlikte yaşama arzusuyla gelmiyorlar. Osmanlı döneminde yapılan, bazı hatalara, bu gün maalesef, Türkiye Cumhuriyeti de düşmektedir.

Yavuz Sultan Selime kadar, Osmanlının ve Türk dünyasının, her tarafında,Türkçe düşünülür, Türkçe konuşulur, Türk kültürü hakim unsur olurdu. İsimler Türk dil yapısına uygun olarak verilirdi. Hilafetin Osmanlıya geçmesiyle birlikte, yazarlarımız, Arapça yazmayı, bir marifet ve ilim adamlığı sandı. İnsanlarımız da Çocuklarına Arapça isim koymayı, dinin bir gereği olarak görmeye başladı.    

İttihat ve terakkiyle beraber başlayan, Türkçülük akımından sonra, Türkçü önderlerin, eserlerinde Türkçe isimlere yer vermesi sayesindedir ki, İnsanlarımız yeniden Türkçe isimlere kavuştu. Ülkücü her Türk insanı, evlatlarına Türk ismi koydu. Türk Milliyetçilerinin vermiş olduğu bu Milli uyanış ve kültür erezyonuna dur diyen çağrıları, bu nedenledir ki, Türkçe isimler tekrardan sahiplerini buldu.

Türk insanı yeniden Milli kimliğine yöneldi.        

Irak,Suriye savaşları, Libyanın, Mısırın, Filistinin,Lübnanın, Afkanistanın, içinde bulunduğu savaş ortamları, en çok Türkiyeyi etkiledi. Türkiye, ekonomik olarak bir kamburun altında iken, bu yetmezmiş gibi, şimdi de bir Kültür erezyonu ile karşı karşıyadır. Ülkemize gelen mülteciler ve kaçak göçmenler, bize benzeyecekleri yerde, bizim insanımızı kendilerine benzetmeye başladılar.                                            

Savaştan kaçan, çocuk, kadın ve yaşlı insanlara kucak açmak elbette ki bir insanlık vazifesidir. Lakin bu mültecilerin, benim toplumum içinde, kendi ülkelerindeki haklarından, daha fazla hakka ve imkana sahip bir vaziyette yaşaması da, ne vicdanla ne de insanlık vazifesiyle alakalıdır. Bu artık düpe düz bir gaflet halini almış ve ilerisi için, Türkiyenin en büyük sorunu olacağı da alenen görülmektedir. Şöyle ki, mülteciyi bir kampta toplarsın, yedirir, içirir, giydirirsin, eğitim ve sağlık hizmeti verirsin.

Bizdeki mültecilerin durumunu bir kaç örnekle  anlatmak istiyorum; bizzat gözlerimle müşehade ettiğim bir durumu sizlere nakledeceğim.Oturduğum semtte, bir çay bahçesinin kapısında bekliyen Suriyeli bir genç kadın gördüm. Kadın belli ki cafedeki eşini bekliyordu. Kadının yanında, 5-6 yaşlarında bir erkek çocuğu, elinde bir çocuk puseti, pusetin içinde 1-2 yaşlarında bir bebek ve aynı zamanda bu kadın hamileydi.

Düşünebiliyormusunuz, üç çocuğu var ve kadın çok genç, inanıyorum ki bu kadın daha çok çocuk yapacak, bu sayı bu hızla 10 u bulacak. Buna karşılık benim ülkemde yaşıyan bizim insanımız olan yeni evli çiftlere soruyorum, çocuk var mı diye,” henüz çok erken, hele biraz ekonomik durumumuzu düzeltelim, ondan sonra düşüneceğiz” diyorlar. Bu yurdun öz evlatları, hiç bir can güvenliği endişesi olmayan kişiler çocuk yapmak için ekonomik şartlarının düzelmesini beklerken, vatansız kalan( sözde) can güvenliği korkusuyla Türkiyeye sığınan bir kadın, 5-6 senede üç çocuk yapabiliyor.

Daha ne kadar olacak siz tahmin edin. Hiç vatanı olmayan, ölüm korkusu duyan insan, kendi canını dahi korumaktan aciz iken, bir de bu kadar çocuk yapar mı? Elbette ki yapmaz. Kendi geleceği meçhul olan geleceğini bilemediği bir dünyaya çocuk getirir mi? İşte bize gelenler savaştan kaçtıkları için değil, savaş bahanesiyle Türkiyede yaşama fırsatını yakalamış insanlar çoğu. Savaştan kadın, çocuk, yaşlı kaçar gencecik eli silah tutan insan vatan savunmasına katılmayıp bana geliyorsa, kendi vatanına sahip çıkmayanın bana faydası değil zararı olur diye düşünerek geri gönderilmeliydi.

Bize gelenler savaştan kaçtıkları için değil, Türkiyede yaşamak için geliyorlar. Geri dönmeyi de düşünmüyorlar. Ne yazık ki yaşadığı ülkenin dilini öğrenme gereği duymayıp, kültürümüzü de yok sayıyorlar. İleride kendilerine ait semtler oluşturmayı düşündükleri için de kendi dilleri ve kültürlerini diri tutuyorlar.      

Kim ne derse desin Yara çok büyük ve enfeksiyon oluşmaya başladı kangren olmadan önlem alınmalı. Bu patatesin, soğanın fiyatının çok çok üzerinde olan bir sorun. Her şey den önce buna bir çare bulunmalıdır.

Yine geçen gün Fındıkzade de bir cafede arkadaşım Halid Büyükbayraktar ile  oturuyorduk içeri dopdoluydu. Ama Türk olarak yalnız ikimiz vardık. Fatihin iki büyük caddesi olan Vatan ve Millet caddesini bir gezin gördüğünüz yüz tabeladan sekseni Türkçe değil. Caddelerdeki insanlara bir bakın, hiç biri Türkçe konuşmuyor.iç Anadoludan 3-5 Türk insanını getirin Aksaraya bırakın ve burası falan Arap devletinin filan şehridir deyin. Vallahi yüzde yüz inanırlar.

Nasıl ki Osmanlının son zamanlarında Türk itilmiş, horlanmış, Edrak- ı bi idrak olarak vasıflandırılmış ise inanın şimdi de durum anı yere gidiyor. Bir Türk olarak “ İmdat İmdat” diyorum.            

Mülteci ve kaçak göçmenlerle ilgili örnekleri istersek çoğaltabiliriz. Velhasıl büyük bir problem ile karşı karşıyayız. Savaş bitti sayılır. Bayramlarda can korkusu olmadan ülkelerine gidip gelebiliyorlarsa, bir an evvel kendi ülkelerinde yaşamadını sağlamalıyız. Bu konuda devletimiz tarafından, evler, yollar yapılması gerekiyorsa ona dahi katkı sunulmalı ve bu mültecilerin bir an evvel ülkelerine geri dönmeleri sağlanmalıdır.              

Bir Türk insanı olarak oyumu verdiğim “ Cumhur İttifakı” ndan arzımız bu konuya gereken hassasiyetin gösterilmesidir. Bu günkü ekonomik şartlar, nasıl ki yönetimi zora sokuyorsa, Vallahi bu yabancıların sorunu da aynı değerde ve hatta daha fazla yönetimin taban erezyonuna sebep olmaktadır.                                        

2023 seçimlerinin kaderini halkın geçim sıkıntısının yanında, bu Suriyeli, Afkanlı ve Afrikalı göçmenlerin, denetimsiz, kendi başlarına hareketleri ve varlıkları da etkin olacaktır.400 sene hükümranlığımızda bulunan Arap dünyası, 3-5 yıl sömürgesi oldukları Avrupa dillerini bilmekle öğünüyorlar. Tek kelime Türkçe bilmiyorlar.

Hiç birinin çocuğuna Türk ismi koyduğu görülmemiştir. Bize bakışlarının göstergesi bu işte. Bizde buna göre tavır almalıyız. Devletimiz bir çırpıda bunları göndermede zorlanabilir. Ama en azından peryodik olarak bunları geri gönderebilir.

Bu aşamada da kültür erezyonunu önlemek ve kardeşlik ruhu oluşturmak için en azından bu mültecilerin açtıkları işyerlerinin tabelalarını Türkçe yaptırmalı, iş yeri açanlara öncelikle Türkçe öğrenme şartı getirilmelidir. Bunları yapmak Türk halkı üzerinde olumlu tepkiye neden olacaktır. Sorun gördüğümüz bir çok şeyden fazla müsbet getirisi olacaktır.                            

Cumhur İttifakı nın bu konuya acil bir çözüm üretmesi gerekmektedir. Öyle ki mülteci ve kaçak göçmen sorunu, elektriğin zammı, petrolün zammı, doğalgazın suyun zamlarından dolayı ülkede yapılan güzel şeyler maalesef göze gelmemekte dikkatlerden kaçmaktadır.

Örneğin; Savunma sanayiindeki müthiş performans, teröre karşı kazanılan üstün başarı, dış politikada yapılan Libya, doğu Akdeniz gibi haklı davamızın dünyaya kabulü, Karabağın kurtarılışı, Sağlıkta dünyanın çok çok önüne geçişimiz, Enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmak için yapılan yatırım ve sondaj çalışmaları vs gibi yapılan müspet icraatlar da gölgede kalmaktadır. Bu konuda İçerde ve dışarda etkin kamuoyu bildirimleri yapmak çok faydalı olacaktır.                    

2023 seçimi, Türkiyenin bir beka meselesidir. Türkiye ya tam bağımsız ve bağlantısız Milli bir Devlet olacak ya da, müstemlekeci yabancı devletlerin, emir kulu haline gelecektir. Be Türkiye dışındaki şer güçlerin, içerdeki uzantılarının elinde hiç bir koz bırakılmamalıdır. EYT, Ek Gösterge gibi mevzular halkın isteği doğrultusunde ivedilikle revize edilmelidir. Andımız ve TC gibi halkın hassasiyetini ilgilendiren konular çözüme kavuşturulmalıdır.

En önemlisi de bu mülteci ve kaçak göçmenlerin sorununun nasıl çözüleceği halkı ikna edici bir şekilde kamu oyu ile paylaşılmalıdır. Elektrikte özel şirketlerin İnsafına terkedilen halkı bu zulümden kurtaracak tedbirler alınmalıdır. “ Elektrik Hırsızlığı” tarifi Enerji bakanlığınca yeniden yapılmalıdır.

Elektriği kesilen kişi o an için kendine bir kaç gün zaman kazandırmak için elektriğini elektrikçi marifetiyle kesilen elektriğini saate tekrardan bağlatıyor. Yapılan denetimde bu resimlendrilip Kaçak ve Elektrik hırsızlığı olarak adlandırılıp zaten normal faturasını ödeyemeyen esnafa büyük bir ceza oluyor.

Bu da yeniden düzenlenmeli ve her iki tarafın da hakkı gözetilmelidir. Çünkü bu durumu yaşıyan halk tepkisini hükümete koyuyor bunun önlemi alınmalıdır. Türkiyenin çok derdi olduğundan ana konumuzdan ara ara uzaklaşıyorum af ola.              

Asıl konumuz olan Mülteci ve Kaçak sorununa acil çözüm bulmaz isek 30-40 sene sonra Türk ülkesinde Türk aramak zorunda kalacağız.  

Türkiyede çocuk yaparsa Türk vatandaşlığına daha çabuk geçerim düşüncesinde olan her yabancı çocuk yapmaktadır, bu takibe alınmalıdır.

Mültecilerin artan Türkün azalan nüfusu, bizleri ileride azınlığa düşürecektir. Bunun yanında kültür erezyonu ile milli kimliğini kaybedenleri de düşünürsek, geleceğimiz çok karanlık ve meçhuldür. Türkiyenin dikkatinin patatesin, soğanın fiyatlarıyla meşgul edilerek farklı noktalardan büyük kayıplar yaşadığını lütfen görelim ve tedbirler alalım.
Allah Yar ve yardımcımız olsun.    

                 
Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin.                                    
 Selam ve dua ile.                    
Hayrettin Alp.

YORUMLAR

  • 0 Yorum