Reklam
Reklam
Hayrettin Alp

Hayrettin Alp

Alp'çe
[email protected]

CUMHUR İTTİFAKI...

07 Aralık 2021 - 22:26

Sevgili Ülküdaşlarım, bu günkü yazımda, Cumhur İttifakını,oluş nedenini ve devam etmesi Türkiye için faydalımıdır, Milliyetçi Hareket Partisi, bu ittifaka neden dahil oldu? Bunları analiz etmeye çalışacağım.        

Cumhur ittifakını doğru anlayabilmek için,15 temmuz hain kalkışmasını, öncesi Türkiye ve sonrası Türkiyeyi çok iyi bir süzgeçten geçirmek gerekir. Yıllardır devletin bütün kademelerine kök salan Feto çetesi, 15 temmuza gelmeden, zaten deşifre olmuş, hain emelleri aşikar olmuştu.

Devlet geniş çaplı bir operasyon başlatmadan, biz erken davranalım düşüncesiyle, alel acele, bir kalkışma yaparak, Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkıp, parçalamak, cüretkarlığını, yapmak zorunda kalmıştı. Truva atı misali, içimize yerleşen bu hain çete sayesindedir ki, bazı gaflet uykusundaki hücreler uyanmış, Vatan savunmasına geçmişti.              

15 temmuz kalkışmasından evvel, AKP içine çöreklenen, Feto ve Pkk milisleri, bu partinin üst yönetimini etkilemiş, bir " Çözüm süreci", safsatasını, hayata geçirebilmek için, parti yönetimini ikna etmiş ve bu sürecin, başlatılmasını sağlamıştı.

Bu dönemde yapılan yanlış uygulamaları gelin bir hatırlayalım ve nereden nereye gelmişiz, iyi anlayabilelim;                              
Devletimizin başındaki sayın Cumhurbaşkanımız dahil olmak üzere, bir çok üst düzey yönetici, Diyarbakırda Nevruz kutlamalarında, apo nun posterleri altında, İbrahim Tatlıses, Şivan Perver, Mesut Barzani ve Hdp yöneticileri ile beraber, göz yaşları dökerek " megri megri" türküsünü söylemişlerdi.

Sözde pişmanlık duyup Türkiyeye dönen pkk militanları içinHaburda Çadır mahkemeleri kurdurularak.  

Hakimlerin militanlara yalvarıp " pişmanım de de seni serbes bırakayım" demelerine neden olunmuştu.

Bir diğer durum ise, Dolmabahçe sarayında, Sırrı Süreyya Önder ve diğer hdp liler Türk Milletinin kalbine bir kurşun gibi saplanan görüntüler sergilemiş, sözde akil özde cahil ve hain adamlar vasıtasıyla, parçalanmanın tohumları atılmıştı. " Bir musibet bin nasihatten iyidir" demiş Atalar, bu örnekleri çoğaltmak çok mümkündür.

İşte bu sürecin arkasından gelen 15 temmuz musubeti ile, Akp üst yönetimi ve uyuyan hücreler harekete geçti. Adeta uyandılar. 15 temmuz gecesini bir hatırlayın; Hiç bir siyasi çıkıp tek kelime edemezken, Cesur veBilge lider Devlet Bahçeli bey, bu karanlık güçlere maşa olan kalkışmayı, önceden görmüş ve önlemek için gerekli girişimleri yaparak, bu hain kalkışmayı en az zaiyatla atlatmamızı sağlamıştı.

Diğer siyasi liderler saklanacak yer ararken, Devlet bey, Genel merkezin ışıklarını yaktırıp, Milletvekillerine meclise sahip olun talimatı vermişti.

Peki Türkiye bu halde iken dış düşmanlarımız( sahte dostlar), ne yapıyordu?; İncirlik üssü, kalkışmanın merkezi olmuş, 22 000 kişilik pkk- pyd milis güçleri, suriyeden Türkiye ye girmek için talimat bekliyordu.

Kıbrıstaki İngiliz üssünde 10 000 kişilik ingiliz komondosu, Türkiye ye girmek için hazır kıta emir bekliyordu. Yani Türkiye İstiklal harbi öncesindeki gibi işgal edilecekti.                                      

15 temmuzda işte böyle bir süreçten geçtik. Ülkücü Türk Milliyetçileri önderliğinde halkımız, bu kalkışmaya dur demiştir. Bu musibet siyasileri ve devletin asli unsurlarını, yeniden düşünmeye sevk etti. Yenikapı da bütün siyasi partilerin katılımıyla bütün dünyaya Milli bir duruşla tek vücut olduğumuz gösterildi.

Keşke Yenikapı ruhu devam ettirilebilseydi ve birlik devam edebilseydi. Fakat bu ruhu sadece MHP ve AKP devam ettirdi. Kurulan ittifakın adı " Cumhur İttifakı" oldu.

Tabi bu ittifak birilerini ürküttü. Ve ittifaka katılan liderlerin eski konuşmaları, gündeme taşınarak; " dün bir birlerine ne diyorlardı, bakın şimdi ne diyorlar", " Nasıl bir araya geldiler?, bu birlikteliğin gizli ne gibi bir yönü var?" Diyerek hemen,aleyhte propagandaya başladılar.Bu birlikteliğin arkasında, Milli bir anlayışın olduğunu, hala kavrayamadılar.

En acımasız bir şekilde de MHP ve onun Lideri eleştiri oklarının muhatabı oldu. Yapılan suçlamaların bir kaçını hatırlayalım: Bu suçlamaların çoğu da malesef ki küskün olduğunu söyleyen kendi arkadaşlarımızdan geldi. Şöyle dediler;" Devlet bey, dün hesap soracağım diyordu bu gün Akp ye stepne oldu, Bozkurta tapıyorsunuz diyenlere destek oldu, Türk ordusuna kumpas kuranlara pirim verildi, Çözüm sürecini başlatanlarla nasıl bir arada olunur.

Resmi kurumlardan TC yi, okullardan Andımızı yasaklayan kişilerle nasıl yol yürüyorsunuz,Arapçı Emeği zihniyetiyle hareket edenler le kol kolasınız,Türküm diyemiyen insan ile birlikte olup onu Başkan yaptınız,Türk dünyası ile bağlarımızı kopartanlarla yan yanasınız,Hırsızlık ve vurgunculuk yapanlara ses çıkarmıyorsunuz.

Devlet malını bedavaya yakın çevresine pazarlıyanlarla aynı istikamettesiniz" vs gibi suçlamalar yapıldı. İftiralar atıldı MHP ve Sayın Liderine.                                            

Yazımın başında, Türkiye de olanları ve siyasi kişilikleri bir 15 temmuz öncesi ve bir de 15 temmuz sonrası olarak değerlendirmeliyiz, demiştim. Mhp Ye ve Bilge Liderine yapılan suçlamaların yüzde doksanı 15 temmuz öncesi yaşananlarla ilgiliydi.15 temmuz sonrası ne oldu, bir bakalım. Hani Bilge Kağan demişti ya" Ey Türk Titre ve Kendine Dön" işte 15 temmuz musubeti, bazı siyasetçi ve siyasi kurumları, titretip kendine getirdi. Şu yapılan suçlamalara bir bakalım 15 temmuzdan sonra oluşan "Cumhur İttifakı" döneminde ne olmuş?

Türk ordusuna kumpas kurularak, Ergenekon ve Balyoz safsataları ile içeri alınan Subaylarımız, bir günde dışarı alındı. Megri megri türküsünün yerini Türkiyem türküsü aldı.

Çözüm süreci açılmamak üzere kapandı. Çadı mahkemeleri yerine, teröristlere en şiddetli cezaları veren mahkemeler oluşturuldu.

Feto ve pkk gibi terör yuvaları darma dağın oldu. Sahi siz hiç 15 temmuzdan sonra sokaklarda apo resmi taşıyan bir gurup, ellerinte molotoflarla işyeri ve toplu taşıtları yakan bir gurup görüyormusunuz? Ayaklar altına alınan Türk Milliyetçiliği, baş tacı edildi mi? Tv kanallarında Türk tarihini ve Türkçülüğü öğreten dizi ve proğramlar konuldu mu?
Konuldu. Bizzat devleti Başı," Bizim Şangay beşlisine ve Avrupa birliğine ihtiyacımız yok bizim Turan adlı ülkümüz ve hedefimiz var "dedi mi? Dedi. Hedefimiz " Kızılelma" dedi mi? Dedi.

Hareketimizin önderi Başbuğ Türkeşin kabri, ziyaretgaha döndü mü? Döndü. Milli harp sanayimiz bütün engellere rağmen şu an ihtiyacının%70 ini karşılar hale geldi mi?
Geldi.                  

Şimdi elimizi vicdanımıza koyup, beynimizi biraz yorarak düşünelim; Bütün bunların yapılmasını sağlayan iradenin sahibi, Bilge Lider Devlet Bahçeli, stepne mi? Yoksa direksiyondaki kişi mi? Tabi ki yapılamıyan şeylerde var. Bir kaçı şudur: TC geri getirilemedi.( koyana da niye koydun diyen yok) Andımız şu an hukuk tarafından askıda. Yolsuzluk ve haksız kazancın önlenmesinde etkili olamadık.( ki bunlar hükümetin görevidir) mülteciler konusuna kesin bir çözüm bulunamadı.            
 Bilge Lider Devlet beye %10 luk bir güç verip %100 lük bir hizmet beklemek de hangi vicdana sığar? Önce verecek sonra isteyeceksiniz. Ekmeden hasat almaya çalışmak sadece hayaldir.                          

Cumhur İttifakı ile Devlet bey, Türkiyenin parçalanmasının önüne geçerken, aynı zamanda kaybolan değerleri yeniden baş tacı ettirmiştir. Buna payanda değil " ittifakın icraat iradesi" demek daha dürüst bir yaklaşım olmaz mı? Bakar kör olmayan herkes bunu görür.                    

 Bu gün Türk devleti " Turan" a doğru ilerlemektedir. Karabağ kurtarılmıştır, Iraktaki, Suriyedeki Soydaşlarımız sahipsiz değildir. Korunur kollanır haldedir. Diğer Türk cumhuriyetleri ile ekonomik ve kültürel iş birliği anlaşmaları yapılmıştır. Türkçemiz daha etkin haldedir. Doğu Akdenizdeki varlığımız bütün muhalefetlere rağmen devam etmektedir. Libya da ve bir çok ülkede menfeatlerimiz maksimum noktaya ulaştırılmıştır.              

Bütün bunlar demek değildir ki;" Türkiyenin şu an hiç bir problemi yoktur" Elbette vardır. Ekonomi, Mülteci, Gelir dağılımındaki adaletsizlik,10 büyük şirketin Türkiyeyi bir kene gibi emmesine izin verilmesi, Hukuki aksaklıklar, Emeklilikde yaşa takılanlar, vs gibi daha bir çok düzeltilmesi gerekenler vardır.

Bu da ancak "Cumhur İttifakına" daha doğrusu MHP ye güç vermekle olur. Başka partilerdeki arkadaşlarımız, bulundukları yerden memnunlar mı? MHP de iken şikayetçi oldukları konular, bulundukları partilerde yok mu? Alası var ama diller lal olmuş konuşamıyor. Bulundukları partilerin proğramları acaba " Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi" ne göre mi hazırlanmış, Ülkücülüğünüzü bulunduğunuz yerde doya doya yaşıyormusunuz?
Yaşıyorum diyen yalan söyler. Caz evinde Türkü dinlemeyi ummaya benzer bu.

Siyasette aksamalar malesef oluyor. Önemli olan Ülkücü kadroların siyasallaşmamasıdır.

Ülkümüz lekelenmemelidir.

Ülkücüler, Ülküsünü ve Türküsünü en rahat bir şekilde yine MHP de dile getirebilirler. Bu nedenle Ülkücüler aralarındaki boşluk uçuruma dönüşmeden ve Türkiyemiz içinden çıkılmaz bir hale dönüşmeden, bütün Ülkücüler(1965-2021) tek çatıda yine MHP de bir araya gelmeli," Kol kırılır yen içinde kalır" Atasözündeki gibi, şikayetini de, itirazını da, sevgisini de bu çatı altında yapmalıdır.

Burada üst yönetimimize de büyük görev düşmektedir. Bir "Gönül Seferberliği" başlatıp, kırgınlıklara ve dağılmışlığa bir son vermelidir.

Ve bütün dünya ya Türk Milliyetçilerinin, Türk Ülkücülerinin gücünü göstermelidir.    
                       
  "Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır".  
                             
 Ülkücülerin birliği Turan birliğinin anahtarıdır.        
       
Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin.    
                                 
 Ne Mutlu Türküm diyene. Ve Ne Mutlu Türk Ülkücülerine.                                  
Dünyanın neresinde olursa olsun.
Her bir Ülkücüye gönlümün dolusu Sevgilerimive Saygılarımı iletiyorum.

Selam ve dua ile.
Hayrettin Alp.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum