Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Hayrettin Alp

Hayrettin Alp

Alp'çe
alp@haberpars.info

2023 SEÇİMLERİNE DOĞRU.

24 Aralık 2022 - 18:00


Büyük önderimiz Atatürkün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti,2023 yılında yüzüncü kuruluş yıldönümünü kutlayacak.
Bu nedenle bu tarihte yapılacak olan başkanlık ve Milletvekilliği seçimleri çok farklı bir anlam taşımaktadır. Göktürklerden bu güne kurulan ikinci Türk isimli devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti,Nice hanedanlıkların kurmuş olduğu İmparatorluklardan da farklı bir yapıdadır. Şöyle ki, İmparatorlukların bünyesinde bulunan tebalar, her milletten olduğu için, Hanedan yönetimi her Millete aynı davranacağız diye asli unsur olan Türk insanını hep göz ardı etmiştir.İlk defa Türkiye Cumhuriyetini kuran irade, Türk Milleti üzerine inşa ettiği Türkiye Cumhuriyetine Milli bir hüviyet kazandırmıştır.
Ve hep ikinci üçüncü plana atılan Türk varlığını da en öne çıkarmıştır. Özet şeklinde Türkiye devletini anlattıktan sonra, gelelim 2023 seçimlerine. İşte bu söz ettiğimiz İradenin devamı için, seçimlerde dikkat edeceğimiz birinci unsur, bu Milli yapının devamını sağlıyacak bir iktidarı tercih etmek olmalıdır.
15 temmuz kalkışmasından sonra tek vücut olan Türk halkı, bu birlikteliğini devam ettirebilseydi, şu geçtiğimiz 5-6 sene içinde Türkiye de çok daha fazla güzellikler yapılabilirdi. Her nedense Milli birliği en çok savunması gereken, Atatürkün kurduğu parti olan CHP, Yenikapı Milli ruhuna katılmasına rağmen, sonradan bu ruhtan kopmuş ve başka mecralarda kendine yeni dostler edinme peşine düşmüştür. 15 temmuz kalkışmasından sonra Türkiyede oluşan, “Devletin Bekası” konusunda yeni bir ruh olan “ Cumhur İttifakı” Milli Devletin oluşması için 5-6 senedir olağan üstü bir çaba göstermiştir.
Cumhur İttifakının bu gayreti ne yazık ki, salgın hastalığın da tetiklemesi ile dünyanın bir krize girmesinden dolayı, ekonomik alanda Türkiyeyi de vurmuş, ülke halkı naçar duruma düşmüştür. Bazı dış güdümlü vurguncu ve fırsatçıların da bunu bahane ederek gıda, sebze ve meyvede olağan üstü fiyat artışına gitmeleri karşısında hükümetin almış olduğu bazı tedbirler ise yetersiz kalmıştır.
Çünkü Türkiyeyi zayıf düşürmek isteyen uluslararası güçler içerdeki uzantılarını harekete geçirerek organize bir şekilde fiyat istikrarsızlığı oluşmasına neden olmuşlardır. Ne yazık ki iktidar düşmanlığı yaptığını zanneden iç muhalefet de bu dış güçlerin içerdeki maşası olmuşlardır. Türkiye senelerdir yakalayamadığı Milli ve Bağımsız bir devlet olma özelliğinin büyük bir kısmını “ Cumhur ittifakı” sayesinde gerçekleştirmiştir.Ancak tam anlamıyla netice alınamamıştır.
Bu nedenle 2023 seçimleri çok önemlidir. Şu an Türkiyede iki itifak görülmektedir. Cumhur ittifakı ve Millet ittifakı( adı her ne kadar Millet ittifakı olsa da Millilik vasfını çoktan kaybetmiş bir çok parti bir araya gelerek, Cumhur ittifakını nasıl eder de iktidardan düşürürüz ve bu yükseliş hamlesini nasıl düşürürüz telaşına düşmüşlerdir. Altı +1 masa diye bir yapı oluşturulup Cumhur ittifakının önü kesilmeye çalışılmaktadır. Bilmedikleri şudur. Türk halkı artık uyanmıştır. Üzerindeki ölü toprağını atarak Milli olma vasfına yönelmiştir. Bu altılı masadaki liderleri ve partileri biz çok iyi tanımaktayız. Aslında bunlara Millet ittifakı değil, Amerika ve İngiliz ittifakı denseydi bence daha isabetli olurdu.

Bu mandacı zihniyet Atatürk zamanında da başını kaldırmak istemiş fakat bu fırsat onlara verilmemişti. Şu anda ise işin en ilginç yanı bu partilerin kendilerini Milli olarak gösterebilmek için Ülkücü transfer edebilme yarışına girmeleridir. Partilerin bu istekleri onlar için gayet isabetli de, bizim ülküdaşlarımızın bu oyunu görmemeleri de o kadar ilginçtir. Ülkücü hareket bir Aydınlar hareketidir.
Ülkücü yurt meselesinde uyanıktır, kimsenin görmediğini görür, bilmediğini bilir. Çünkü “Türk Milletinin Milli Refleksidir.” Ülkücü, geçmişi tertemiz, şanlı bir mücadelenin sahibidir. Makam ve mevkii uğruna, ne geçmiş mücadelesine, ne de vermiş olduğu And a halel getirmemelidir.
Ülkücü siyasetin çirkef yönünü bir türlü öğrenememiştir. Siyaset yapmak, belediye başkanı olmak, Milletvekili olmak elbette her ülkücünün de hakkıdır. Yalnız “ Taş yerinde ağırdır” bu nedenle her Ülkücü siyaseti ya MHP de yapmalı ya da bir köşeye çekilip Ülkücülüğü özünde yaşamalıdır. Dünya görüşü parti proğramı,Ülkücülük üzerine oluşmamış bir partinin mensubu olup, sonrada ben de ülkücüyüm demek hem o ülkücüye yakışmaz hem de katıldığı partiye uygun düşmez. Seçme ve seçilme hakkına sahip her insan ki buna ülkücüler de dahil, istediği partiye gidebilir bu onun tercihidir. Ama gittiği yerde ülkücüyüm söylemlerini söylemek ülkücülüğü kullanmak anlamına gelir. Ona yakışan bende bir zamanlar ülkücüydüm demek olmalıdır. Çünkü yeni tercihini yapmış kendisine yeni bir arkadaş gurubu bulmuştur.
Unutulmamalıdır ki Ülkücülüğün patent hakkını Ülkü Ocakları ve Milliyetçi Hareket partisi can ve kan vererek elde etmiştir. Ülküdaşlarımızın katlinde dahli olanlarla birliktelik kurup sonra Ülkücülükten bahsetmek vicdani değildir. Mevcut yapıları kosaca özetledikten sonra, 2023 yılında yapılacak olan seçimler ile ilgili düşüncelerimi sizlere arz etmek istiyorum. Bu seçimin kaderini Hdp değil Ülkücüler belirleyecektir.
Şöyle ki kamu oyu araştırmacıları yüzde 15-20 lik bir oranın kararsız olduğunu bildirmekteler. Bu kararsızların kahir ekseriyeti Ülkücüdür. Her ne sebepten ise yuvasına gönül koymuş başka bir partiye yönelmeyi de vicdanen kabul etmediği için kararsız olduğunu söylemektedirler. Mantıkları da şudur;” Nasıl olsa benim partim iktidar olmayacak o zaman kim olursa olsun bana ne” düşüncesi ile sessiz kalmaktadır.

Siyasi partilerin taraftarları neden bir partinin peşinden gider diye kendimize sorup cevaplayalım. Elbette ki tuttuğu parti iktidar olsun ki, aile bireylerine , yakınlarına iş, eş ve aş imkanına sahip olsunlar. Ülkücünün de bir insan olduğu unutulmamalıdır. Ülkücünün de işe, eşe ve aşa ihtiyacı var. Bir ev sahibi olmak, bir araba sahibi olmak Ülkücünün de hakkıdır. Çocuklarına iyi bir öğretim sağlamak onun da hakkıdır. Lüks lokantalarda ailesiyle yemek yemek, lüks cafelerde kahve içebilmek, ülkücünün de hakkıdır. Siyasi partilere şöyle bir bakalım. Geçmişdeki ülkücü mücadelesine kimsenin söz edemeyeceği, Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, MHP den ayrılıp gitti. İlk seçimde aldığı oy hepimizce malum. Geçmişinde hiç bir ülkücü mücadelesi olmayan bir sayın hanımefendi de MHP den ayrıldı ve ilk seçimde nerdeyse MHP kadar oy aldı.
Bunun nedenlerini çok iyi analiz etmemiz lazım. Biri Ülkücülük yolunda kahramanca mücadele vermiş çileler çekmiş,ve o doğrultuda bir parti kurmuştur. Diğeri ise ağabeyinden dolayı refere edilerek ülkücü kökenden geldiği iddia edilen bir hanımefendi. Bence, iyi partinin gösterdiği performansın ana nedeni, kendi taraftarına bir iktidar olma hedefi gösterirken, taraftarlarının en çok, yüreğine, beynine değil doğrudan midesine hitap etmiştir. 12 öncesinde yarası kanatılan, 12 sonrası ise yarası derinleştirilen ülkücünün yarası henüz sarılmamış, cerrahi müdahale yapılmamıştır.1980 öncesi bütün zamanını Milletine veren, bu uğurda şehitlr, gaziler ve bir mağdurlar ordusu oluşturan Ülkücüler, en yakın tarihimiz olan 15 temmuz sonrasında da yine devletin bekası noktasında, fedakarlık yapan taraf olmuştur. Ve kayıtsız şartsız Akp iktidarını desteklemiştir. Koca bir 5-6 sene böyle geçmiştir. Şimdi önümüzde Türkiye için çok önemli bir seçim var.
Bu Türkiyenin ya tam bağımsız olduğunun oylanması ya da müstemleke bir devletçik olduğunun oylanması olacaktır. Elbette ki her ülkücü için “ devletin bekası” her şeyden ve hatta hayatından da önce gelir.
Lakin hep fedakarlığı ülkücüden beklememli ittifakın diğer ortağının da elini taşın altına koyması gerekmektedir. İktidar ittifakın her ortağının da adilane ortak paydası olmalıdır. Ülkücülerinde etten ve kemikten olduğu ve biraz evvel bahsettiğimiz ihtiyaçlarının olduğu kabul edilerek bu doğrultuda politikalar üretilmelidir.
Ak partinin insiyatifinde olan iktidar gücünü mutlaka ittifakın diğer kesimleriyle paylaşması gerekmektedir. Böyle bir şeyin şimdiden açıklanması, şu an karsız olan MHP den kopan gönüldaşlarımızı tekrar MHP ye yuvalarına dönmelerine vesile olacaktır. Bu da MHP nin %20 leri zorlamasını sağlayacaktır. Bu durumda seçim ilk turda açık ara kazanılacaktır. Vatandaşlarımıza Millet İttifakı diye yutturulmak istenen ittifakın aslında bir Amerikan- İngiliz ittifakı olduğu izah edilmelidir. Kamuoyu şirketlerince ve bazı maskeli basın tarafından seçimin kilit partisi olarak gösterilmek istenen Hdp yi de çok ciddiye almamak gerekir. Bu mihraklar altılı masayı hdp ye yönlendirmek istemelerinin nedenlerinden biri de Türkiyede ve Güneydoğuda huzurun sağlanmasından sonra taban erezyonuna uğrayan hdp yi diriltme ve kürt oylarını buraya yönlendirme gayretidir. Huzur un tadını alan insanımız Hdp ye asla pirim vermeyecektir. İyi partideki Ülküdaşlarıma sesleniyorum.
Son günlerde oynanan oyunları görün artık. Size sağ gösterip sol vuruyorlar. Hanımefendi, ülkücü tabandan gelen Mansur Yavaş ile göstermelik görüşmeler yapıp ülkücülere şirin gözükmek isterken asıl içindeki ismin Ekrem İmamoğlu olduğunu kamuoyuna sundukları resimle aşikar etmiştir. Bu resim biliyorum ki her ülkücünün vicdanını sızlatmıştır. Böyle yapmasının nedeni gizli mahfildeki telkinlerdir.
Mansur bey Ülkücü olduğu için hdp desteklemez ama İmamoğlunu destekler. Çünkü belediye yönetiminde hdp ye yakınlığıda herkesce malum. Ülküdaşım belediye seçimlerinde düştüğün hataya düşme Türkiye Turan olma yolundayken bunu engelleyenlerin arasında olmak sana yakışmaz vicdanen büyük yara alırsın. Okyanus ötesinin oluşturduğu ittifaka gerekli dersi hep beraber verelim.
Adı iyi niyeti kötü olanlarla beraber olmak ülkücüye yakışmaz.
Her Ülkücü MHP yi ve onun Liderini sorguladığı kadar İyi parti ve liderini de sorgulasa inanın doğru kendiliğinden ortaya çıkar. 2023 seçimlerini yazmaya devam edeceğiz şimdilik sözlerimi bitirirken Bütün ülküdaşlarıma ve Türk vatandaşlarına sevgilerimi ve saygılarımı iletiyorum.
Hayrettin Alp.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum