Reklam
Reklam
Hatice Hilal AYTÜRK

Hatice Hilal AYTÜRK

[email protected]

EVLÂDIM YANIYOR .

10 Haziran 2022 - 21:02



Kur'an baştacımızdır, aslı levh-i mahfuzda, lafızlarıyla manasıyla,
sadırlarımızda, kalplerimizde,  zihinlerimizin en müstesnâ yerlerinde saklı hayat kaynağımızdır.

Kur'an'a saldıranlar  çirkefliklerinde  ancak kendilerini boğacaklardır. 

Bizim ecdadımız Kur'an sevdalısı bir milletti ne oldu da bu hallere düştük biz.

Antalya Serik'te bir okulda yaşanan  olay beni  derinden  sarstı. Önce inanmak istemedim, kurgudur dedim, sonra videoyu incelediğimde  havada bir tekme darbesiyle uçrulup yere  düşenin  bir neslin imanı olduğunu  gördüm.

Bu hareket değil kutsal kitabımıza, herhangi bir kitaba dahi  yapılamazdı.

Bir zamanlar bu millet  mubârek kitâbına o denli  düşkündü ki Kur'an'ı  yere düşürmek şöyle dursun, yanında  ayak dahi uzatamayan ince kalp ayarlarına  sahip bir milletti.

Kelamullah'ın  nefhalarını  insanlığa ulaştırmak için kıtalar aşar, çağ açıp çağ kapatırdı bu milletin evladları....

Birinci Dünya savaşının  nihayetinde gizli toplantılarla  
milletimizi bitirme planları yapılmıştı.

Türk Milletini bu cihangirlik davasından ancak  Kur'an'dan uzaklaştırarak vazgeçirebileceklerine inanmışlardı...

Ve her zamanki sinsilikleriyle uzun vadeli planlar oluşturdular...

Kur 'an' ları insanımızın ellerinden almayacaklar, zamanla  Kur'an'dan soğutacaklardı. Çünkü  bu Kur'an ellerinde gönüllerinde oldukça yedi düvel de gelse bu millet yenilmezdi, bunu ayan beyan görmüşlerdi.

Osmanlı'nın torunlarını yenmenin ilk ve vazgeçilmez şartı Kur'an'ı hayat kitabı olma tahtından indirmekti.

Çocuklarına ilk kelam "Allah" dedirten, daha bebeklikten çıkar çıkmaz, Kur'an öğreten bu milletin evladları ne hallere gelmişti böyle...

İtinâ ile yapılan hain planları işliyordu.
Ne yaptılarsa yavaş yavaş uyandırmadan  yaptılar ... 

80'li yıllarda  papazlı, rahibeli filmlerle dinlerini sevimli göstermeye çalıştılar. Bu da yetmedi  aramıza misyonerler sızdırıldı. İnciller dağıtıldı. Usuldan ne ettilerse, bu milleti hristiyanlaştıramadılar, elhamdülillah..

Hedef gençlikti eğitim  sistemimizi  de zamanla bazı  mecburiyetler içerisinde  bıraktılar...
Malesef ki hâlâ  bu sarmaldan tam olarak kurtulamadığımızı son günlerde baş gösteren bu elim hadiselerle görmekteyiz.

Yeşilçam'a da el atmışlardı, toplumu her yönden kuşatmaktı amaçları, yıllarca sahtekar dindar imajiyla büyütüldük.

Dinden, kitaptan usulca soğutulduk aslında.

Evet Kur'an'lar süslü nakışlı bezler içinde duvarlarımızı süsleyen bir unsurdu artık. Çoğumuz ne elimize alıyor, ne de okuyorduk...

Çanakkale'de, Galiçya'da, siperlerde Kur'an okuyan dedelerin torunları artık çok meşgullerdi. Tv dizileri, spor programları onları beklerdi.

Artık Tvler de yetmiyordu, doymak bilmiyor dünyaya daldıkça dalıyor, internet âlemlerinde kaybolup gidiyorduk.

Bir beğeni hastalığına tutulmuş, bu âlemin  burda kalacağı gerçeğini  unutmuş, sorumluluklarımızı önemsemez, ailemize sahip çıkamaz  hâle gelmiştik. Bu dejenerasyon içinde aile kurumumuz tarihte görülmediği kadar yara almıştı.

Yüzde 60 boşanma olan bir ülkede gençler huzurlu bir ortamdan uzak, milli manevi değerleri  aileden aktarımla alamaz durumdalar artık.

Toplumsal olaylar birbirlerine zincirlerle bağlı halkalar gibidirler.

Çoğunluk  gençlerimiz  internet bağımlısı durumunda.
Çocuklarımızı  aileden öğretmenlerden çok imanını ve ahlâkını yıkıcı zararlı  akımlar, ateist, deist siteler yönetiyor..

Bir nesil ellerimizden göz göre göre kayıyor. Evladım yanıyor, dinim milletim yanıyor...

Gençliği bitmiş bir milletten ne hayır gelir ki!

Derdimiz dağlardan ağır, çare yok mu? elbette var, silkinmek!!!

Acilen bir manevi kalkınma  planı yapmak gerek!

Peygamber efendimizin (sav) bedevileri  medenileştiren o muhteşem eğitim sistemini şiar edinmeli, ahlakın, insana saygının, manevi değerlerin ön planda olduğu  bir  sistemi oluşturmalıyız.

Ahlakı  ve vicdanı olmayanın ne toplumuna, ne de insanlığa bir hayrı olamaz.
Bu yol uzun ve ince bir yol zaman ve ince işçilik istemekte!

Birileri yaptığı toplum mühendisliği  ile benim milletimin imanını ahlakını çalacak, bizler elimiz kolumuz bağlı oturacak mıyız...
 
Tabii ki de hayır!

Asla bin kere, yüzbin kere hayır!
Ne evladımı ne milletimi sizlere yedirmem diyen her Kur'an sevdalısı mümin, kendine düşen vazifeyi yaptığında  rüzgar tersine dönecek!

İstiklal şairimizin de dediği gibi 
“Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhâmı
Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı”

Allah (cc) yâr  ve yardımcımız olsun, 
Rabbimin selamı  rahmeti ve selâmeti  milletimizin üzerimize olsun...


Hatice Hilal AYTÜRK

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum