Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Fatma Nur Özcan

Fatma Nur Özcan

fatmanur@haberpars.com

HERŞEYİN ORTASI

01 Mart 2023 - 12:52

HERŞEYİN ORTASI , OLDU HAYATIN ROTASI
Dozunda yaşayabilmeliyiz hayatı, sıkıca bağlanmak ile elini eteğini çekmenin arasında olmalı bağımız.
Geçici süreliğine bizlere emanet edilenler en çok dikkat edilmesi gerekenlerdir.
Çünkü bizler kısa süreliğine verilen veya emanet edilen hayatımızı, eşyalarımızı, zamanımızı virgüllerle örüntü
oluşturmuş olan sonu gelmeyen bu dizelerin emanet olduğunun bilincinde yaşarsak emanet olanlar geri alındığında isyan etmez ve zamanın, hayatın vakti gelinceye değin kıymetini bilerek ve tasarruf ederek kullanırız.
Hayatta orta yolu bularak yaşamak huzura erişmek hususunda oldukça önemli bir
etkendir,bu görüş birçok filozof , bilim insanı ve din adamı tarafından kabul edilmektedir nitekim Aristoteles de bunlardan biridir .
Ortaya atmış olduğu Altın Orta kuramı da bu durumu izah ediyor,açıklıyor ve savunuyor .
İsminden de anlaşılacağı üzere filozofun yaşadığı dönemin ve şimdilerin de kıymetli bir madeni olan altın burada orta kelimesi ile yan yana konularak ortayı bulmanın öneminin derecesine değinilmiştir.
Hayatımızda da genelde edindiğimiz tecrübelere dayanarak çok aşırıya gidenleri veya tam tersi olarak pasif olanları kınamış ve kendimiz için gelişimimiz adına ortayı bulmayı ilke edinmişizdir .
Konuya açıklık getirilecek olunursa savurgan olmayı veya cimri olmayı tercih etmektense ikisinin ortası olan
ve olması gerek cömertliği tercih ederiz .
Ancak bu görüş her ne kadar bizlerin ileri atmış olduğu bir
görüşmüş gibi gözükse de aslında kâinatın yaratıcısı olan Rabbimiz de yarattığı ve bizlere bahşettiği her nimetinde nizam kavramına çok önem vermiştir.
Bu kavrama verdiği önemi; Gece ile gündüzün birbirinin ardı sıra ilerlemesi, dünyanın ve evrendeki
her gezegenin konumunu ve o konumda olmasaydı neler olabilirdi , vücudumuzda olan düzen ve işleyişi bu durumu örnekler niteliktedir . Ancak ne zaman ki bizler olan düzene müdahale ettik ve düzeni bozmayı kendimize adeta görev edindik işte huzurun bozulduğu tarihi sorarsanız tam tarih
verilmese de bu zaman diliminde olmuştur şüphesiz . Gözlerimiz doymuyor ve sürekli elimizde olanın
üst modeli veya daha iyisini arzuluyoruz , bu durum kendi kıyametimiz olan ölümümüze değin bitmeyecek gibi duruyor .
Her tarafa sayısızca fabrika, tekstil, ev, otel dikmeye başladık ,yeşilliği,doğanın gülen yüzünü kökünden sökerken belki de unutmuştuk düzene müdahale ettiğimizi veyainkarı seçmiştik kendimizi çok akıllı sanıyor ve yaratıcıyı yok sayarak emirlerini de yok sayabileceğimizi düşünüyorduk dolayısıyla bu durum da bizim işimize geliyor , ne de olsa hak yemek yok , haram kazanç yok , zina yok , mutsuz aile , huzursuz yuva yok bu çok daha kolay gibi geliyor ancak yok diye
sıraladığımda anlaşılıyor ki hiçte mutluluk sebebi yok. Aslında huzur hakkın tavsiyelerine ve
emirlerine uyunca olan bir his . Meğerse bizler hiçte akıllı değiliz çünkü unuttuğumuz ancak asla
unutulmaması gereken bir husus var ; Evreni ve içindeki görünenden görünmeyene değin her şeyin
yaratıcısı olan Allah’ın emirlerine uymak veya uymamak Rabbimize mi fayda sağlıyor yoksa aklı
bahşettiği ve düşünmemizi emrettiği bizlere mi ?
Görmezden gelmek , unutmak ve insanlarında unutmasını sağlamak ve yok saymalarını istemek
bizlere belki de hep dünya da yaşayacakmışız gibi yani ölümün olmadığını düşündürüyor olabilir
ancak sadece düşündürür çünkü ölüm insan seçmez zengin , fakir , yaşlı, genç ayırt etmez her an yanı
başımızdadır. Eğer güzel ve genç gözükmek ölümü unutturuyor, bolca para, parayı bahşedene karşı
azaltıyorsa şükrümüzü , sağlıklı bir bedene sahip olmak düşündürtmüyorsa kudretin sahibini o zaman
demek oluyor ki bizler en çok düşünmekten ve bahsedilen aklı doğru kullanmaktan yoksunuz . Ve bu
yoksunluk kendini her şeyi bilen cahiller olarak; Ahlaktan, insanlıktan, edepten , komşu olabilmeyi ,
haktan olmayı, adil olmayı, doğru düşünebilmeyi, mutlu olmayı her şeyi aldı elimizden ve bizleri
yoksul bıraktı . Anlaşılıyor ki bizler sanılanın aksine çok yoksuluz çok mahrumuz ve dolayısıyla
huzursuzluğa mahkumuz .

Eğer bulmak istiyorsak huzuru açıp defalarca okumalı, anlamalıyız kâinatın her ayrıntısıyla anlatıldığı
yüce kitabı , satırlarına boğulmalıyız belki de engin bilgilerle donatılmış her bir satırın sonunda olan
durak olmalı huzur ile soluklandığımız limanımız , hissedilmeliyiz ve evet sorgulamalıyız ben beden
yaratıldım? , neden diğer canlılardan farklı olarak düşünebiliyorum ?
Önceliğimiz muazzam düzenin işleyişinde ki mantığa odaklanmak olsun ve asla unutmayalım bizler er
ya geç bu dünyadan göç edeceğiz .Bilinçli olalım emre itaat edelim ancak emir olduğu ve
korktuğumuz için olmakla beraber ,Rabbimizin kulunun faydasını gözettiğini ve yapılmasını istediği
her bir emrin bizim yararımıza olduğunu düşünerek gönülden yapmaya gayret edelim .

YORUMLAR

  • 0 Yorum