Ayşe Tuğba Temel

Ayşe Tuğba Temel

Mimar- Yazar

  YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE...

02 Temmuz 2020 - 09:16

                 O kadar hızlı bir gündem değişikliği içinde yaşıyoruz ki, hiç birine tam manası ile ne vakıf olabiliyoruz nede anlayabiliyoruz.
       Düşünsenize, Corona her gün 1.000 den fazla kişiye bulaşıyor, ölümlü vaka sayısı 5.000'i geçti, tehlike kapımızın önünde ama biz artık Corona'yı pek umursamıyoruz.

Oysa çözüm çok basit ve net.
       Maskeni takacaksın, Temizliğine dikkat edeceksin, Sosyal mesafeni koruyacaksın...
       Yapmıyormusun, sen bilirsin solunum cihazı oda olmadı nihai İmam sizi bekliyor...

       Tabi bizim çok daha önemli konularımız var, öyle değilmi.?
       Barolar yasası Baro(n) ları rahatsız etmiş Adliyelerde, sokaklarda eylem üstüne eylem yapılıyor. Ne faydası var bunların bize, bana göre hiç.

Barolar oda sayısının artırılıp yetkin ve etkinliğinin azalacağını düşünüp eylem yapacağına dönüp her toplumsal olayda marjinal gurupları sözcülüğüne soyunan bir kaç odanın sesini kendi içerisinde sustursa bunlar zaten yaşanmaz.

Şehirlerin caddelerinde tabelalara bakın her yerde avukat ofisi, avukatların onca sorunu var insanlarında avukatlarla onca sorunu var.

Öncelikle bunları çözün, zaten ayrıcalıklı meslek gurubunuz var yetmiyormu.? Bana kızabilir sevgili baro(n) lar oysa bu odaların vurdum duymazlığı nedeni ile mağdur olup hakkını arayamayan ne kadar çok insan var biliyormusunuz.?

       Ülkemizin gündemden düşmeyen bir diğer konusu çocuk istismarı ve cinayetleri.  Bunu yazmak bile ne kadar ağır bir bilseniz. Çaresizlik, elinizin kolunuzun bağlı kalması, insanı kahrediyor. En son Giresun'da İkranur isimli dünya tatlısı bir evladımızın daha ölmesi, öldürülmesi..

Henüz yazımı yazarken nedeni belli olmasa da olayın duyulduğu anda içimizde yaşadığımız korku daha öncekiler gibi malesef. Artık çocuklarımızı koruyamıyoruz. Bunda ailenin, çevrenin, bizleri yönetenlerin hepimizin payı var kuşkusuz.

Bu tür acı olayların yaşanmaması için en korkunç ceza olan idam cezasının getirilmesi bir nebze vakaları azaltacağı gibi toplum vijdanıda bir nebze rahatlayacaktır.
       Ücretli Öğretmen dramı..
       Bundan önce bu konuda yazılar yazdım, sosyal medyada ve ikili ilişkilerimizde bu konuyu hep gündem de tuttum. Zira konu gerçekten iç acıtıcı.!!!

       Düşünün aylık ortalama 1.500 tl maaş alan bu eli öpülesi öğretmenlerimiz 16 günlük sigorta bildirimi ile mağdur edilmeye devam ediliyor.

Okulların tatil olması nedeni ile artık 1.500 liralık maaş' da olmayacak ve en kötüsü bu insanlar Devletin Sosyal yardımlarından da yararlanma hakkına sahip değiller.

Ne yapsın bu insanlar söyleyin, nasıl geçinecekler, çoluk çocıuklarına nasıl bakacaklar. 3 ay maaş ve sosyal yardım alma şansları olmayan bu insanlar kim.?
Uzaydamı yaşıyorlar..
       Bunlar bizim hepimizin bugünlere gelmesinde üzerimizde emek ve hakkı bulunan Öğretmenlerimiz.. Öğretmen, öğretmen beyler bayanlar uyanın bu insanlar öğretmen..

       Allah razı olsun her toplumsal yarada vatandaşının yanında olan MHP Genel Başkanı Syn. Devlet BAHÇELİ'nin konuyu mercek altına alması ile Millet Vekillerimiz Syn. Mustafa KALAYCI, Sefer AYCAN, Arzu ERDEM ve Olcay KILAVUZ  bu mağduriyeti yüksek perdeden TBMM'de dile getirdiler.

Ücretli öğretmenlerimiz en başından bu yana seslerinin Devlet bey tarafından duyulması halinde sorunlarının çözüleceğine hep inanmaktaydılar.

Benim asıl dikkat çekmek istediğim konu bu kadar çırpınan tek kelime hakaret etmeden haklarını arayan binlerce Ücretli Öğretmen ve diğer öğretmenlere hala Milli Eğitim Bakanlığının tek bir açıklama yapmaması. Hayretler içinde takip ediyorum bu kadar duyarsızlık nasıl olabilir diye.

Gerçi sağ olsunlar Ücretli Öğretmenlerimiz sayesinde eğitim sistemimizin nasıl bir sistemsizlik içinde olduğunu anladık. Pek açıklama yapacaklarını sanmıyorum nasılsa yukarının tuzu kuru.

        Ben şahsen konunun MHP tarafından ele alınmasının sorunun çözümünü hızlandıracağına inanıyorum ve bunu bekliyorum. Çünkü toplum artık umudun MHP'de olduğunu iyice anladı.

       Dünyada'ki güçlü demokrasileri incelerseniz bunun en büyük faktörünün güçlü bir muhalefet yapısına borçlu olduğunu anlarsınız.

Bizde ki gibi kendilerine bile muhalif olan muhalefetten bir şey beklenmez. Bizim Ana muhalefetimiz nerde feto, pkk sevicisi varsa onların haklarının arayışında, yandan iplileri zaten iflah olmaz bir hıyanet gurubu.

Kadın başbakan olacağım hayali ile yola çıktı, dozajı arttırıp Cumhurbaşkanı olacağım dedi baktı bir şey olacağı yok en iyisi partimde tek adamlık oynayayım dedi hızla o yolda ilerliyor.

Arada bir pkk seviciliği, pensilvanya ya selam çakıp sözde demokrasi edebiyatı ile demokratsız bir yapı oluşturma çabası ile yaşanmak denirse işte yaşayıp gidiyor. Hele bu İp lerin il ve ilçe kongrelerini takip edin görün demokrasi adına yaşanan komedileri.

      Bunlar asıl görevlerini yapmanın havası ile bir müddet daha yaşarlar ama ilk seçimde boylarının ölçüsünü alırlar. MHP'yi bölme hareketinin öncüleri belki MHP'yi rakamsal anlamda bir müddet sıkıntıya soktular lakin inanç noktasında her geçen gün Türk Milletinin MHP ve onun Lideri Devlet BAHÇELİ'ye olan güveninin arttığını gördükçe fesatlıktan çatlıyorlar.

     Biz Ülkücülerin en büyük eksiği kendi egolarımızı bir tarafa bırakıp Liderimizi yeterince insanlara anlatamamaktır. İlçe ve İllerde koltuk mücadelesinden biz hep kaybettik.

Lideri savunmak adına gazetelere beyan verip vay şu CHP liyi şöyle böyle diyen sözde yöneticilerin iş adliye boyutuna gelince suçu masum Ülkücülerin adını kullanma noktasına getirmesini malesef insanlar gazetelerden, internetten okuyor ve gülüyor.

İşte bu riyakarlık, bencillik hastalığından arınmamış kişiler malesef Lideri temsil ve halka anlatma noktasında sadece bir hiç olarak kalıyorlar.

     Taraflı, tarafsız herkesin Devlet adamlığı noktasında saygı duyup hakkını teslim ettiği Syn. Devlet BAHÇELİ'nin 2021 Büyük kongre ile Partimizi 2023 hedefine taşıyacak kadroları oluşturup gerek Cumhurittifakı gerekse MHP kimliği ile toplumun çoğunluğundan hak ettiği değer ve katkıyı göreceğine inancım tamdır.
      01.07.2020 tarihi itibarı ile Sosyal medyadaki kirlenmeye dikkat çeken ve bu kirliliği ortadan kaldıracak yasalar çıkana kadar Sosyal medyayı kullanmayacağını açıklayan Liderimiz Syn. Devlet BAHÇELİ'nin bu çağrısına 3 dk içerisinde cevap yazarak emrinin başımız üzerinde yeri olduğunu beyanla bende bu yasalar çıkana kadar sosyal medyayı kullanmama kararı aldım ve bunu beyan ettim.

Bu süreçte özellikle Ücretli Öğretmenlerimiz sizi unutacağımızı asla düşünmeyin. Köşe yazılarımızı biraz daha arttırıp buradan sesinize ses olmaya devam edeceğim.

      Son söz son yılların en amansız terörle mücadelesini başarı ile veren Kahramanlarımızı, askerinden polisine ve güvenlik korucularımıza selam olsun. Rabbim ayaklarına taş değdirmesin dualarımız her daim onlarla...
       Selam ve dua ile..

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum