Reklam
Reklam

TURAN COĞRAFYASI VE UNUTULAN TÜRKLER.

Ülkemizde Çok Sık Kullanılmaya Başlanan Hedefimiz Turan Birliği Diyen Yeni Söylemler İçin Turan Coğrafyası ve Yaşayan Türk Soydaşlarımızın Tarihçesi ile Yaşadıkları Coğrafya Türkolog Gencehan TUNAY'In Kaleminden.

TURAN COĞRAFYASI VE UNUTULAN TÜRKLER.
13 Şubat 2021 - 11:57 - Güncelleme: 13 Şubat 2021 - 14:13
Reklam



TURAN HALKI : Kızılderili Türkler
SUGPİAQ

Gerçek insan anlamına gelen Sugpiaq, güney ve güneybatı Alaska'da denizcilikle geçimlerini sağlayan halktır.

Kenai Yarımadası'nın dış kıyı şeridinde yaşayan Sugpiaq, Chugachmiut veya Chugach halkı olarak bilinir.


Kuzey Pasifik Rus keşiflerinden Vitus Bering’in 1741 yılında karşılaştıkları ilk yerli Alaska halkıdır.
Rus, İspanyol, İngiliz ve Amerikalıların istilalarına uğramışlardır.

Dil Bilimcilerinin araştırmalarına ve arkeolojik kalıntılara göre 10.000 yıl önce Orta Asya’dan şimdiki Rusya Federasyonu Kamçatka bölgesinden Alaska’ya yerleştiklerini göstermektedir.

Sugpiaq’lar Alaska’da yaşayan, Yupik kolundan olan Eskimo halkıdır.

Geleneksel Eskimo inancı olan Şamanizm, Sugpiaq halkında da görülmektedir.

Eskiden dini amaç taşıyan şamanistik törenler günümüzde folklorik gösteriden ileriye gitmeyecek durumdadır.

Şamanistik gösterilerde kullanılan müzik aleti olarak davul, akordeon, maskeler, takı ve desenler sarkılar eşliğinde dans edilerek törensel nitelik kazanır.




TURAN HALKI : Kızılderili Türkler
INUPİAQ

Gerçek insanlar anlamına gelen Inupiaq’lar, 5.000 yıldır Alaska’da yasamakta olan Turan halkıdır.
İnupiaq halkının dil, ses ve anlatım biçimi, bütünüyle Türkçeyle benzeştiği görülmektedir.

Inupiaq yerleşim yerinin hemen güneyinde olan Atabaşkan’lar halkının dilleriyle aynı özelliği taşıyan konuşma dilinde Türkçe sözcükler bulunmaktadır. Inupiat dili, Inuit-Yupik-Unangan dil ailesinin bir üyesidir.

Asyadan Amerikaya göç ederek Bering boğazının yakın bölgesine yerleşmiş olan Inupiaq halkı Orta Asya Türklerinin yakın akrabasıdır.

Amerikan Kızılderilileri ile Altaylıların ortak atadan türediklerini kabul eden Inupiaq’lar Orta Asya’dan Amerikaya göç ettiklerini kabul etmektedirler.



Yaklaşık beş bin yıl önce Bering Boğazı’nı geçerek Sibirya’dan göç eden bu halk, Alaska ve Kanada’nın kuzeyindeki takımadalarda ve Groenland’ın Arktik Okyanusu kıyılarında yaklaşık 9000 kilometrelik bir kıyı şeridi üzerinde küçük topluluklar halinde yaşamaktadırlar.

Inupiaq’ların DNA’sındaki ve Y kromozomundaki değişimler, yerli Altay halklarıyla Amerikan Kızılderililerinin ortak ataya sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Kanada’da yaşayan Inupiaq halkı ise kendilerini insan anlamına gelen “İnuit” olarak adlandırmaktadırlar.

Sembolik kültülerinin çoğunu muhafaza ettikleri gibi Şamanizm geleneklerini de muhafaza etmişlerdir.

İyilik ve kötülük arasındaki farklılığı, doğum, evlilik, ölüm, tedavi, doğa olaylaı gibi ritüeller yaparak kültür değerlerini korumaktadırlar.

Kızılderili Turan halkı olan İnupiaq’lar diğer kabileler gibi dillerini ve varlıklarını kaybetme tehlikesi içindedirler.



TURAN HALKI : Kızılderili Türkler
CUP’İK / YUP’İK

Asya kavimlerinden olan bu halk çiğ et yiyen ınsanlar anlamına gelmektedir.

Yaşamlarını avcılıkla geçiren Cupik /Yupik halkının yüz çizgileri Moğollara benzeyen Turan halklarındandır.

Yaygın olarak Eskimolar olarak anılan Cup'ik /Yup'ik’ler konuştukları dillerin lehçelerine göre anılırlar.

Orta Asya kökenli Cup'ik /Yup'ik’ler bölgeye 3.000 yıl önce gelerek yerleşmişlerdir.

Yup'ik dili güneybatı ve batı Alaska’da yaklaşık 10.000 kişi tarafından konuşulmaktadır. Amarika yerli dillerinde en büyük ikinci dile sahiptir. Yup'ik kelimelerin bazılarında Türkçeye uygun anlamı bulunmaktadır.
  

Örnek : Akiruk-Aykırı, Qalug-Balık, Qablik-Kablık, Tagluk-Karayakkabısı, Akmaaq-Çakmaktaşı, Ayak-Mızrak direği, Tayak-Daynak, IsıgüI-Isı, Qabuq-Kabuk, Qiruq-Kırık, Tuutuq-Tutmak, Tıtıq-Çizgi İşeret vb…

Cupik /Yupik'ler diğer Kızılderili Turan halkları gibi dillerini kaybetmekle karşı karşıya kalmışlardır.

Şamanizm kültürü Cupik /Yupik ler içinde kutsallığını korumakadır.

İnanclarında iyi ve kötü şamanlar vardı. İyi şamanlar iyileştirir, kötü şamanlar hayatı başkaları için perişan hale getirir.

Bazı Yup'ik / Cup'ik insanlarının hala şamanistik güçlere sahip olduğuna inanılıyor.




TURAN HALKI : Kızılderili Türkler


YUKONLAR... (Kanada)
Yukon ya da diğer ismiyle Yukon Toprağı. Kanada'nın Kuzey Kanada denen kuzey bölgelerinden biri, ülkenin kuzeybatı ucunu kaplamaktadır.

Başkent Whitehorse'ta 35.000 civarında Yukonlu yaşar. Bölge güneyde Britanya Kolumbiyası, doğuda Kuzeybatı Toprakları, kuzeyde Beaufort Denizi ve batıda Alaska'yla çevrilidir.

Yukon Topraklarında Na-Dene dillerinden 8 dil grubunda 14 kabile yaşar ve Tlingitler hariç hepsi Atabasklardandır (Yukon Atabaskları).



Na-Dene dillerini konuşan diğer halklar gibi Atabaskarın da Asya’dan Amerika’ya Eskimo Aleut halklarından önce göç ettikleri sanılıyor.

Atabaskların ataları muhtemelen yaklaşık 12.000 yıl önce son buzul çağının sonunda Bering kara köprüsünü kullanarak Sibirya'dan göç etmişlerdir.

İç Alaska'daki eski arkeolojik kalıntılar, Alaska Eskimo coğrafyasının sahillerinde olduğu gibi, yaklaşık 10.000 yıl öncesine tarihlenir ve bunlar Sibirya'dakilerle yakından ilgilidir.

Nitekim Atabask dillerinin Sibirya'daki Ketçe başta olmak üzere Yenisey dilleri ile akraba olduğu 2008 yılında Edward Vajda başta olmak üzere uzman dilcilerce teyid edilmiştir.

Dansları davullar eşliğinde şiddetli olur ve aşk ve savaş şarkıları söylenirdi

,

Şamanizm, Alaska Atabaskları gibi Yukon Kızılderili’lerinde geleneksel inancını oluşturuyor.
İnanç sisteminde reenkarnasyon vardır ve insanlar ile hayvanlar sonraki yaşamlarında birbirlerinin yerini alabilir.

Ruhlar ve hayaletler dışında göl ve ormanlarda yaşayan "dev balık" ile "çalı adamı" gibi canavarlar, ay ve yıldızların içinde doğaüstü varlıklar görülür.

Şamanlar ergenlik dönemlerinde rüyalarında gücü elde eden erkeklerden çıkar ve hayvanlarla ittifak hâlindedirler.

Şamanlar muska, çıngırak ve diğer malzemeleri kullanarak, hastalığın sebebini bulabilir ve o hastalığı tedavi edebilir.

19.yüzyılda Şamanlar güçlü varlıklı kişiler iken Anglikan ve Oblat misyonerlerce dışlandılar ve Avrupalılarca getirilen yeni mikrobik salgın hastalıklar karşısında şamanların âciz kalmasını kullanarak onları Yukon toplumda gözden düşmelerini sağladılar.

Şamanizm 19. yy sonlarında gerilese de 20. yüzyılda yeniden güç aldıkları gözlenmiştir.

 

TURAN HALKI : Kızılderili Türkler
YUKONLAR... (Kanada)


Yukon ya da diğer ismiyle Yukon Toprağı. Kanada'nın Kuzey Kanada denen kuzey bölgelerinden biri, ülkenin kuzeybatı ucunu kaplamaktadır.

Başkent Whitehorse'ta 35.000 civarında Yukonlu yaşar. Bölge güneyde Britanya Kolumbiyası, doğuda Kuzeybatı Toprakları, kuzeyde Beaufort Denizi ve batıda Alaska'yla çevrilidir.

Yukon Topraklarında Na-Dene dillerinden 8 dil grubunda 14 kabile yaşar ve Tlingitler hariç hepsi Atabasklardandır (Yukon Atabaskları).

Na-Dene dillerini konuşan diğer halklar gibi Atabaskarın da Asya’dan Amerika’ya Eskimo Aleut halklarından önce göç ettikleri sanılıyor.

Atabaskların ataları muhtemelen yaklaşık 12.000 yıl önce son buzul çağının sonunda Bering kara köprüsünü kullanarak Sibirya'dan göç etmişlerdir.



İç Alaska'daki eski arkeolojik kalıntılar, Alaska Eskimo coğrafyasının sahillerinde olduğu gibi, yaklaşık 10.000 yıl öncesine tarihlenir ve bunlar Sibirya'dakilerle yakından ilgilidir.

Nitekim Atabask dillerinin Sibirya'daki Ketçe başta olmak üzere Yenisey dilleri ile akraba olduğu 2008 yılında Edward Vajda başta olmak üzere uzman dilcilerce teyid edilmiştir.

Dansları davullar eşliğinde şiddetli olur ve aşk ve savaş şarkıları söylenirdi

Şamanizm, Alaska Atabaskları gibi Yukon Kızılderili’lerinde geleneksel inancını oluşturuyor.

İnanç sisteminde reenkarnasyon vardır ve insanlar ile hayvanlar sonraki yaşamlarında birbirlerinin yerini alabilir.

Ruhlar ve hayaletler dışında göl ve ormanlarda yaşayan "dev balık" ile "çalı adamı" gibi canavarlar, ay ve yıldızların içinde doğaüstü varlıklar görülür.

Şamanlar ergenlik dönemlerinde rüyalarında gücü elde eden erkeklerden çıkar ve hayvanlarla ittifak hâlindedirler.

Şamanlar muska, çıngırak ve diğer malzemeleri kullanarak, hastalığın sebebini bulabilir ve o hastalığı tedavi edebilir.

19.yüzyılda Şamanlar güçlü varlıklı kişiler iken Anglikan ve Oblat misyonerlerce dışlandılar ve Avrupalılarca getirilen yeni mikrobik salgın hastalıklar karşısında şamanların âciz kalmasını kullanarak onları Yukon toplumda gözden düşmelerini sağladılar.

Şamanizm 19. yy sonlarında gerilese de 20. yüzyılda yeniden güç aldıkları gözlenmiştir.


TURAN HALKI : Kızılderili Türkler
HAİDA


Ön Türklerin akraba dili, Altay-Yenisey dil ailesine mensup Na-dene dillerini konuşan halklardan biri olan Haidalar da diğer Kızılderili toplulukları gibi Orta Asya’dan Amerika’ya Tlinglitlerden de önce, muhtemelen yaklaşık 14.000 ile 19.000 yıl önce Haida Gwaii’ye gelmesiyleson Buzul Çağı’nın sonunda Bering kara köprüsünü kullanarak Sibirya’dan göç ettikleri iddia edilmektedir.

Kanada’nın Haida Gwaii ve Amerika Birleşik Devletlerine bağlı Galler Prensi Adasında yaşayan Şamanist ve Hrıstiyan Alaska ve Kanada Kızılderilileridir.

Kanada Haydaları Council of the Haida Nation adıyla, Alaska Haydaları ise Tlingitlerle birlikte Central Council of the Tlingit and Haida Indian Tribes of Alaska adıyla idari birlik oluştururlar.

Haida, kelime itibariyle ‘gizlilikten çıkan’ ‘ada halkı’ anlamına gelmektedir. Kanada'nın Batı kıyısında ve Amerika Birleşik Devletleri'nin kuzeyindeki yanı sıra Pasifik kıyısındaki Alaska'nın Güneydoğu’nda kalan bu bölge günümüzde yeni adıyla Haida Gwaii olarak adlandırılmaktadır.

Haida yerlileri küçük toprak parsellerinde yaşamaya zorlandılar.

Böylece Haida Gwai ait topraklar eskiden Büyük Britanya topraklarına dahil edilerek günümüzde ise Kanada’nınhimayesi altına girmiştir.

Kanada’nın asimilasyon politikası bölgede uzun yıllar sürdü ve Haida Gwaii'den aldıkları çocukları asimile etmek için binlerce kilometre uzakta bulunan yatılı okullara göndererek orada bu çocuklara kültürel soykırım uyguladılar.

Haida otoritesini yıpratmaya yönelik bu tür çabalar hiçbir zaman tam olarak başarılı olamadı.

Kanada’da ‘Haida Milleti’ terimi Haida halkını ifade etse de aynı zamanda ‘Haida Millet Konseyi’’ne de atıfta bulunur.

Her Haida halkı Haida vatandaşı olarak kabul edilirken merkez konseyi Alaska Haida-Tlingit Kızılderili Hükümeti mensubu olanlar ve Kaiganiler Haida vatandaşı olma hakkına sahiptir.

Haida Milleti’nin kendi anayasası vardır.

Haida kültürünün mitolojik mirası doğal kaynaklarının güzelliği kadar zengindir.

Bu karmaşık mitolojik manzara, geleneksel Haida dini pratiğinin karmaşıklığını ve çağdaş Haida toplumundaki etkilerinde paralellik gösterir.

Haida hikayelerine ve efsanelerine ilham veren en önemli etken toprak ve toprağın ruhlarıdır.

Haida Milleti yüzyıllarca izole edilerek ayrımcılığa maruz kalmıştır.

Uluslararası platformlarda kültürel değerlerinin ve geleneklerinin unutturulmaması için var olma çabasıyla verdikleri mücadelede destek bekleyen bir topluluktur.




  


TURAN HALKI : Kızılderili Türkler
EYAKLAR

Eyaklar yaklaşık 11.000 ile 9.000 yıl önce olarak Sibirya’dan Alaska’ya göç etmiş Na-dene dili ailesinin en küçük topluluğudur.

Eyaklar ABD'nin Alaska eyaletinde Copper Nehri deltasında ve yakınındaki Cordova kasabasında yaşamaktadır. En yakın akrabaları Atabask Kızılderilileri en uzak akrabası ise Tlingitlerdir.

Son yerleşim merkezi Cordova kasabasıdır.
Hayatlarında gelişen olayların, şamanlar ve kötü büyücüler tarafından kontrol altına alınabileceklerini düşünüyorlardı.

Eyak’larda şamanlarının çok güçlü olduklarına inanılırdı. Törenler esnasında Eyak şamanının etrafında gücünü artırmak için şarkılar söylenirdi.

Şamanlar davul ve ahşap figürlerle ritüellerini yaparlardı. Şamanların halkı iyileştirmek, geleceği önceden haber vermek, kötü ruhları kovmak, kısırlığı tedavi etmek için ruhlar alemine seyahat ettiklerine inanıyorlardı.

Günümüzde Eyak halkı Alaska Yerli Talepleri Çözümleme Yasası (ANCSA) gereğince ABD hukuk sistemini kabul ederek atalarından kalan toprak haklarını kaybetmişlerdir.

ANCSA müzakereleri sırasında ABD, Eyak halkını soyu tükenmiş ve / veya asimile edilmiş yerli halk olarak kaydetmiştir.

Eyak’lar Kızılderili kabilelerinden, Aleutlarla birlikte kültürel miraslarını ve dillerini yaşatmak için ortak çalışmalar yürütmektedir.



TURAN HALKI : Kızılderili Türkler
ALUTİİQ


Rus tüccarların Alaska kıyılarında yerlier için kullantıkları bır terımdır.

Anadilillerinde Alutiig söylenen halkın asıl adı Sugpiag olarak geçmektedir. Bugün Aleut-Alutiiq-Sugpiag eski liman yerlileri için kullanılmaktadır.

Tarih öncesi dönemlerin sonlarında, Alutiiq halkı ciqluaq (Rusça barabara) olarak bilinen evlerde yaşıyordu.

En az 7.000 yıldır, Alutiiq veya Sugpiak, insanlar Alaska Yarımadası'ndan Kachemak Körfezi'ne ve ötesine uzanan Kodiak Takımadaları boyunca yaşadılar.

Alutiiq / Sugpiaq halkı, sekiz Alaska Yerlisi halkından biridir. Alaska'nın güney orta kıyı kesimlerinde 7500 yıldan fazla bir süredir yaşadılar.

Geleneksel vatanları arasında Prens William Sound, dış Kenai Yarımadası, Kodiak Takımadaları ve Alaska Yarımadası bulunur. Burada insanlar kıyı topluluklarında yaşadılar ve derileri kaplı teknelerden deniz memelilerini avladılar.



Alutiiq halkı, diğer kıyı halklarıyla, özellikle Aleutian Zinciri'nin Unangan / Aleut'u ve Bering Denizi kıyısındaki Yup'ik ile birçok kültürel uygulamayı paylaşır.

Antropologlar, Alutiiq’lerin diğerleri ile farklı kültürleri olsa da bir çok ortak kültürlerinin de olduğunu söylemektedirler.

Bu kültürel benzerliklerin bir atayı yansıttığına inanıyorlar.
Şaman kelimesi Alutiiq sözcüklerinde biri olan “samanaq”, bu türetimi yansıtır.

Alutiiq’lerde Şamanik uygulamalar yirminci yüzyıla kadar devam etti. Yaşlılar, hastaları iyileştirebilecek veya büyük zararlar verebilecek güçlü bireylerden korktuklarını hatırlıyorlar.

İnsanlar kendilerini dua ile korudular. Ancak yirminci yüzyılın sonlarında şamanizm pratikten kaybolmuştur.

TURAN HALKI : KIZILDERİLİ TÜRKLER
ALEUTLAR (UNANGANLAR)


Kuzey Amerika’nın ilk sakinlerinin kökenleri hususunda bilim adamları arasında türlü ihtilaflar söz konusu olsa da son yapılan birçok bilimsel çalışmada başta Aleut topluluğu olmak üzere Alaska ve Kuzey Amerika’da yaşayan yerlilerinin sosyo-kültürel, dilsel ve genetik bakımlardan Tibet, Türk ve Yenisey kökenli boylarla benzerlikleri, kadim zamanlarda Asya Kıtası’ndan Kuzey Amerika’ya yapılmış olan göçler olduğunu göstermektedir.



Amerika"lı antropolog Ethel G. Stewart"ın ‘Cengiz Han'dan Amerika'ya Kaçan Türkler (M.S.1233)’ adlı araştırmasına göre, son göçlerden birisi Dene ve Na-Dene Kızılderili iki kabilenin göçüdür: bu iki kabile 1233 yılında Cengiz Han’ın zulmünden kaçarak Bering boğazı yoluyla Kuzey Amerika’ya gelmişlerdir.

Bugün artık, ilk göçmenlerin 25.000 yıldan daha uzun bir süre önce Asya’nın kuzeyinden Bering boğazı denilen ve bugün Bering Denizi’nin suları altında yatan geniş bir kara köprüsü vasıtasıyla Kuzey Amerika’ya geçtikleri düşünülmektedir.

Kuzey Amerika’nın Na-Dene dil ailesine mensup yerli kabilelerinin; kültürel bakımdan Türk, Tibet, lisan bakımından ise bilhassa Yenisey-Ostyak dilli kavimler ile ilişkili oldukları görülmektedir.



Kuzey Amerika yerlilerinin tamamı üzerinde yapılan genetik bilimsel araştırmalara göre bu toplulukların genel olarak Sibirya’nın tamamındaki yerli Altay, Yenisey, Ural, Samoyed, Paleo-Sibir kökenli boyları ile akrabalıkları tespit edilmiştir.

DNA sonuçları bakımından bu akrabalık bağları ve ortak atalarının tespiti, babadan geçen Y kromozom sonuçları bakımından Kuzey Amerikalılar ile Güney Sibirya’nın Altay bölgesi Türk boyları – özellikle Altay--‐‑Kiji grubu Orta Asya Türk boyları ve Moğollar arasında çok yakın bir genetik bağa sahip oldukları tespit edilmiştir.

Rusya’nın işgalinde Aleut halkının nüfusu 25.000 kişi olduğu tahmin ediliyor, o tarihten bu yana çeşitli salgın hastalıklar ve Rusların kültürel ve dinsel asimilasyon sürecinde yaptıkları katliamlar nedeniyle, sayıları azalmıştır.

Günümüzde tüm Dünya’da toplamda yaklaşık 6’000 gibi bir Aleut nüfusu olduğu ve bunun 2300 kişilik bir nüfusunun ise adada yaşadığı ileri sürülmektedir.



1867 yılında Alaska ve Aleut Takımadaları ABD’ye satılırken, Kamçatka Petropavlovsk Bölgesi Rusya’nın yönetimi altında kalmıştır.

1928 yılında Aleut Ulusal bölgesi kuruldu.

Aleutlar bu tarihten itibaren Amerikanlaşmaya başlamış fakat kendilerine baskıyla dayatılan Ortodoksluktan sıyrılıp Şaman inancına ve geleneklerine geri dönmüşlerdir.

Aleutların kendilerine has evleri vardır yarı yeraltı, saman toprak kaplı, barabara adı verilen kemerli çatılı yapılarda yaşıyorlardı.

Barabara Kızılderililer tarafından inşa edilen çukur evlerine benzer şekilde, dikdörtgen şekilli, yarı yer altı, sod kaplı bir yapıdır. Barabara evinin içi, ortak bir alana ve yemek pişirmek için bir ocağa sahip büyük bir odadan oluşuyordu. Barabara kenarlarında mahremiyet sağlanması ve depolama için kullanılan bölümler vardı.

Geleneksel kıyafetleri Sibirya ve Moğolistan geleneksel kıyafetleri benzerlik göstermektedir.

Aleut topluluğu tarafından giyilen kıyafetler, eldiven ve botlar hayvan derilerinden, deniz aslanı, mors veya deniz su samuru derilerinden ve kürklerden yapılmıştır.

Kıyafetlerinde kuş tüyleri ve martı tüyleri de kullanılmaktadır.



Şaman Ritüellerinde giydikleri kıyafetler kullandıkları Şaman davulu, Sibirya Şaman Türklerinin kıyafet ve davullarıyla büyük benzerlik bulunmaktadır.

Özellikle Sibirya Türk Şamanlarında takılan Serpuş, maske benzeri başlık Aleut Şamanları tarafından da kullanılmaktadır.

Aleutların dini inanç temeli Orta Asya ve Sibirya’da olduğu gibi Şaman inancıdır. Görünür ve görünmez her şeyin bir yaratıcısının varlığına inanıyorlar ancak, ona özel bir ibadet yapmıyorlar.

Eski Aleutların tapınakları veya putları yok sadece ‘awabayabax’ olarak bilinen kutsal veya yasak yerleri var ve burada görünmez ruhlara adakta bulunuyorlar. Bu tür kutsal yerler, her köyde genellikle höyük gibi olan bir yerdir.



Aleutlar Şamanları görünen ve görünmeyen dünyalar arasında aracılar olarak kabul edilmektedirler.

Hastaları iyileştiren, şifacılık, büyücülük ve geleceği görme gibi yetenekleri olduğuna inanılmaktadırlar. Ölüm kavramı Eski Aleut kültüründe hem doğaüstü hem de doğal nedenlerden kaynaklandığına inanılırdı.

Aleutlar keşfedilmemiş ve unutulmuş Türklerle ortak atalara sahip bir topluluktur.

Tüm baskı, istila ve sömürgeleri karşı ayakta kalmayı başarmış halen geleneklerine bağlı ve bunu yaşatmak için büyük mücadeleler veren cesur ve dirençli bir topluluktur.


TURAN HALKI : Kızılderili Türkler “Atabascan Kabilesi”

Atabaşkanlar, Kuzey Batı Amerika'da Na-dene dili ailesinden Kuzey Amerika Kızılderili dillerinin en büyük ailesidir.

Kuzey, Pasifik Kıyısı ve Güney olarak 3 bölüme ayrılır. Atabaşkanlar toplam 4,022,000 km2’lik coğrafi alanı temsil ederek Amerika’daki en büyük Kızılderili kabilesini oluşturmaktadırlar 

Na-Dene dillerini konuşan diğer halklar gibi Atabaşkanların da Asya'dan Amerika'ya Eskimo-Aleut halklarından muhtemelen yaklaşık 12.000 yıl önce son Buzul çağının sonunda Bering kara köprüsünü kullanarak Sibirya'dan göç etmişlerdir.

İç Alaska'daki eski arkeolojik kalıntılar, Amerika’da bulunan insan kemikleri ile Sibirya’da kazılar sonunda elde edilen insan kemikleri üzerinde yapılan DNA testleri, Bering Boğazı’nın her iki yakasında bulunan insan kemiklerinin aynı ırka ait olduğunu ve bu insanların Amerika’ya 20 bin yıl önce geldiklerini ispat etmektedir.



Nitekim Atabaşkan/Atabask dillerinin Sibirya'daki Ketçe başta olmak üzere Yenisey dilleri ile akraba olduğu 2008 yılında Edward Vajda başta olmak üzere birçok uzman dilbilimci tarafından teyid edilmiştir.

Atabaşkan/Atabask dilinin Türk diline benzerliği konusunda birçok bilimsel çalışmalar yayınlanmıştır.

Fransız dil bilimci Dumesnil, Kızılderili dillerinde Türkçe’ye benzer 320 kelime tespit etmiştir.



Örnek : ( Kin-Gün, Hataa-Ata, Kan-Kaan, Kayuka-Kayık, Kuskus-Kuş, Toos-Toz, Kuççi-Küçük, Kuyika-Kayık, Tepek-Tepe, Yokut-Yakut, Tete-Dede, Türe-Töre, Yaşıl-Yeşil).

Alaska Atabaşkanları yarı göçebe avcı ve toplayıcı halklardan olup geçimlerini yaban hayvanları ile balıkları avlayarak ve yaban bitkilerini toplayarak sürdürürler ve ana besinlerini büyük ölçüde rengeyiği, sığın ve som balığı oluşturur.

Atabaşkanların dini inancı diğer Kızılderili kabileleri gibi şamanizm inancı olmuştur.

Atabaşkanlar için ortak inanç sistemi olan şaman inancında bütün canlılar ve bazı cansız nesnelerin ruhu olduğuna inanılır. Şamanizm ruhlar dünyasıyla görünen dünya arasından ilişkiyi düzenler.

Türk–Tatar ve Kuzey Amerika Şamanları arasında yaygın olan ortak benzerlikler vardır.

Orta Asya Türk, Sibirya, Yakut, Altay ve Tuva Şamanlarında olduğu gibi, Na-dene Kızılderili Şamanlarının en önemli ortak aracı “davul” ve “tokmak’tır.


Atabaskanlar’ın dıger Sibirya ve Ortaasya şamalarından tek farkı ise maske kullanmalarıdır.

Rusların ve Amerikalıların, Amerika kıtasına ayak basmasıyla Kızılderili katliamları başladı. Kızılderililerin yaşayış ve yerleşim yerleri büyük bir hızla yağma ve tahrip edildi.

Kızılderililerin dinî merasimleri için diktikleri mabedler yakıldı–yıkıldı ve içlerindeki değerli altın, gümüş ve kıymetli taşlarla süslü eşyalar yağma edildi.

Kabile halkının büyük değer verdiği ve hürmet ettiği tarihçiler, liderler ve yaşlı kabile reisleri boğazlandılar.

Yerli Kızılderili topluluklarını asimile etmek için dini, kültürel, ve politik asimilasyon çok büyük katliama neden olmuştur.

Günümüzde ABD hükûmeti federal olarak yalnızca (regional band) bölgesel grup adı verilen üst yapılanmayı "Alaska yerlileri" adı altında köy köy tanımaktadır.

Bu durum da Atabaşkanların siyasi olarak güçsüzleştirerek yerel politikalarda söz sahibi olamamalarına neden olmaktadır.



Atabaşkanlar Na-dene grubu Kızılderillerin en büyük kabilesiydi ve diğer kabileler gibi çok büyük katliamlar, salgın hastalıklarla kıyımlara, bölgeye gelen sömürgeci güçlerin asimilasyon politikalarıyla da kültürel bir soykırıma maruz kaldıklarını görüyoruz.

1867 yılında hukuksuzca topraklarının uluslararası kanunlara aykırı olarak Amerikalılara satılması ve Amerikalıların kurnazca 1971 yılında Alaska Yerli Talepleri Çözümleme Yasası (ANCSA) ile de tüm haklarının ellerinden alınmasıyla kendi toprakları üzerindeki tüm hakları kaybetmişlerdir.

Kızılderililer ellerinden bütün toprakları cebren ve hileyle sömürgeci güçlere kaptırmıştır.

Günümüzde halen en büyük ayrımcılık, ırkçılık ve işsizliğin olduğu bunun akabinde toplumsal trajedilerin yaşandığı bir bölgedir.

TURAN HALKI : Estonya Cumhuriyeti
Başkent Tallinn Nüfus 1.500.000 cıvarındadır.


Ekim Devrimi'nde Çarlık Rusyası'nın devrilmesiyle Estonya, 24 Şubat 1918'de bağımsızlığını ilan etmiştir.


Mustafa Kemail Atatürk’ün emri ile Türkiye, 23 Ocak 1924 tarihinde Estonta Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı tanınmış ve 18.büyük elçilik 1935 yılında Tallinn’de açılmıştı.

Atatürk’ün bu yakınlaşmasındaki amacı Estonların binlerce yıl önce Urallardan ötesinden çıkıp, bulundukları bölgeye göç eden Turan halklarından oluşu ve Türk diliyle akrabalıgı nedeniyle araştırmalar yapmak ve karşılıklı ilişkileri geliştirmekti.

Estonya'nın resmi dili olan Estonca, Ural Altay Dil Ailesi'nin Ural koluna bağlı Fin-Ugor dilleri grubuna bağlıdır.

Bu yüzden Finlandiya Körfezi’nin diğer tarafında konuşulan Fince’ye çok yakın bir bağa sahiptir.

Haziran 1940 tarihinde Estonya Sovyetler Birliği'ne katılmıştır.

1941-1944 arası Nazi işgali dışında 1991'e kadar Sovyet egemenliğinde kalan bir ülkedir. Bağımsızlıgını 20 Agustos 1992’de kazanmıştır.

Sovyetler Birliği'nin en zengin cumhuriyetlerinden biriydi.



Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla tekrar bağımsızlığını elde etmiş ve iki ülke arasındaki dipolmatik ilişkiler 23 Ekim 1991 tarihinde yeniden kurulmuştur.

Sovyetler Birliğinden ilk ayrılan ilk ülke olarak 31 Agustos 1994’te Rus askerlerinin ülkeden çekilmesi ile, Estonya Batı Avrupa ve diğer bölgelerdeki ülkelerle ilişkilerini bağımsız olarak yönetme hakkını almıştır. Estonya, 29 Mart 2004’te NATO’ya, 1 Mayıs 2004 tarihinde ise Avrupa Birliğine atılmıştır.

Estonya’nın özgürlüğünü geri almasından sonra 1992’de Türkiye, Estonya’ya Vişnuusta ikamet eden ilk büyükelçisini atamıştır. Daha sonra Ekim 2001’de Tallinn de elçiliğini açmıştır.

Türkiye, tarihi ilişkileri nedeniyle Estonya’nın NATO’ya girmesinde en istekli ve kararlı ülkelerden biri olmuştur.

Ordusunu geliştirmeye başlayan Estonlar’a Türkiye askeri destek sağlamıştır.

TURAN HALKI : Gagavuzya Cumhuriyeti

Gagavuz Yeri Özerk Bölgesi Moldova Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan idari bir yapıdır.

Yaklaşık 175 bin kişiden oluşan nüfusun çoğunluğunu Gagavuzlar oluşturmaktadır. Dünya üzerinde toplam nüfuslarının ise yaklaşık 400 bin olduğu tahmin edilmektedir.

Gagauzlar 19 Ağustos 1990 tarihinde bağımsızlıklarını ilan ederek başkenti Komrat olan bir devlet kurdular.


5 Mart 1995’te yapılan referandumla Gagavuz Ye-ri’ne katılacak yerleşim merkezleri belirlenir.

Buna göre Gagavuz Yeri Çadır, Komrat (başkent), Valka-neş şehirleriyle Alekseevka, Avdarma, Başköy, Ba-urçu, Beşalma, Beşgöz, Bucak, Caltay, Çeşmeköy, Çokmeydan, Dezginci, Duduleşti, Ferapontevka, Gaydar, Kazayak, Kıpçak, Kırbaalı, Kırlannar, Kiriet, Kongaz, Kongazcık, Kotovko, Köseli Rus, Taşlık, To-may, Tülüköy ve Yeni Tülüköy köyleri olmak üzere 30 yerleşim merkezinden meydana gelir. Gagavuz Yeri’nin yüzölçümü 1800 Km2’dir.

Gagavuzlar Hırıstiyan Ortodoks mezhebindendir.

11.yüzyılda Asya’dan göç eden Gagauzlar; Peçenek, Uz (Oguz), Kıpçak Türklerinden olup Türkçe konuşmaktadırlar.

TURAN HALKI : Karakalpakistan Muhar Cumhuriyeti

Özbekistan’a bağlı özerk bir cumhuriyettir. Özbekistan’ın batı kesiminde yer alır. Başkenti Nukus'tur.

Karakalpakya, tarihsel Harezm topraklarını kapsar.


Karakalpak Muhtar Cumhuriyeti, Aral Gölü’nün güneydoğu ve güneybatısında yer alır. Orta kesim, Amuderya Irmağı vadisi ve deltasından oluşur.

Karakalpakistan'ın nüfusu yaklaşık 1.900.000'dir. Bu nüfusun % 50’si Karakalpak lar,
Diğer yarısı ise Özbek ve Kazak unsurlarıdır.


Karakalpakstan Cumhuriyeti kendi egemenlik ve kendi anayasası vardır bu anayasa çeçevesınde Özbekistan'dan ayrılma hakkına sahiptir.

Karakalpaklar Kazak Türkleri'nin bir boyu olarak da kabul edilebilir. Karakalpak’ça Türk Lehçelerinin Kıpçak grubuna girmektedir.

Karakalpaklar, 1936 yılı Aralık ayında Özbekistan’a katılmıştır. 1 Aralık 1990’da Cumhuriyet Yüksek Konseyi tarafından Karakalpakların özerkliği kabul edilerek Özbekistan’ın ilk ve tek özerk cumhuriyeti olduğu onaylanmıştır.

Turan coğrafyası olan Karakalpakistan’ın yüz ölçümü 165.000 Km2 dir.

TURAN HALKI : Amur Eyaleti

Rusya Federasyonuna bağlı Uzak Dogu Federal Bolgesıne ait eyaletdir. Nüfusu 800.000, Başkent Blagoveşçensk’dir.
Amur, çoğu, Altay dili ailesi Türk dilleri’, Moğol dilleri’, ‘Tunguz dilleri’ olmak üzere üç ana koldan oluşmaktadır.

Tungus-Mançu grubunun dillerini konuşuyorlar. Amur ve Reya ırmaklarının kıyılarını kendilerine yurt edinmişlerdir.

Amur dünyanın en büyük dokuzuncu nehridir.



17.yüzyılda Çin istilasına uğrayan Amur 1858 yılında Çin-Rus Aigun antlaşması sonucu Rus Imparatorluğuna geçmiştir.

1920'de Amur Bölgesi, Uzak Doğu Cumhuriyet'nin (FER) bir parçası oldu .

Ocak 1926'da kaldırılan Amur vilayetine dönüştürüldü.
20 Ekim1932 de Amur Oblastı statusunu aldı.

Rusya Federasyonu 1993 Anayası ile onaylanan Amur bölgesı Federasyon statusu aldı. 2000 yılından beri Uzak Dogu Federal bölgesinin bir parçası oldu.

Oblastın topraklarında Trans Sibirya Demiryolu ve Baykal-Amur Demiryolu bulunmaktadır.

Amur’lar Şaman kültürü gelenekerine göre yaşamıslardır. Semyon Vasilyev, Amurların en önenmli şamanlarından olup 2013’de vefat etmiştir.

Vasilyevin ölümünden sonra Amur-Evenk halkının şaman geleneklerıde eskisi canlılığını koruyamamıştır.

 

TURAN HALKI: ARKHANGELSK

Arkhangelsk Bölgesi , Rusya'nın Avrupa kısmının kuzeyinde, Kuzey Dvina, Onega, Mezen vb. Havzalarında bulunan tarihi bir bölgedir. Rusya Federasyonu Karelya ve Komi Cumhuriyetleri, Yamalo-Nenets Özerk Okrugu, bölgeleri - Kirov ve Vologda ile sınır komşusudur.

Fin-Ugric kabilelerinin izleri görülmektedir. Tatarların yaşadığı bu alan Turan halkıdır.

15.yy Moskova yönetimi himayesine geçti.

23 Eylü 1937 yılında Sovyetler Birliği Kuzeybatı Federal bölgesinde özerk bölge ilan edildi.15 Ocak 1938’de karar Sovyet şurası tarafından onaylandı.


14 şehir, 38 kasaba yerleşim yerinden oluşmaktadır.
Bölgenin idari merkezi Arkhangelsk'tir.

Nüfus 350.000’dir.

TURAN HALKI : Kurgan Bölgesi

KURGAN BÖLGESİ, Rusya Federasyonu’nun Batı Sibirya Düzlüğü’nün güneyinde, Tobol ve İset nehirleri havzasında yer almakta. Güneyde Kazakistan ile sınır komşusudur.

Ural Federal Bölgesi'nin bir parçasıdır.

927.000 nüfusa sahip olan Kurgan Bölgesi’nde Ruslar çoğunlukta olmak üzere (%92) Tatar (%2), Başkort (%1,5), Kazak, Ukraynalı, Mordva, Udmurtd, Çuvaş ve Almanlar yaşamaktadırlar.



Tobol ve İset ırmakları boyunca kurgan anıtlarına rastlanmaktadır.

Alakul Gölü yakınlarında ilk kazılarda Bronz Çağ’ına ait anıt mezarlar bulunmuştur.

Alakul kabileleri olarak adlandırılan Ural ailesine ait Hantı Mansi, Fin-Ugor halkaları yaşamış.

Tarihte tamamen Türk yerleşim merkezi olan Kurgan, Altın Orda Devleti ve daha sonra Sibirya Tatar Hanlığı toprakları içerisine girmiştir

Ruslar 1640 yılında bu bölgeyi istila etmeye balamışlar. Kurganda, 1780 yıllarına kadar Başkort, Nogay, Kırgız, Tatar ve Kalmıklar Rus istilasına karşı direnmiştir.

SSCB Yüksek Sovyet Kararnamesi ile 6 Şubat 1943'te Kurgan Bölgesi kurulmuştur.

TURAN HALKI : HANTI-MANSİLER

Rusya Federasyonu Urallar Federal bölgesine bağlı 10 Kasım 1930 yılında kurulan Hantı-Mansiysk özerk bölgedir.

Batı Sibirya’nın kuzey kısmında başlıca olarak Tümen bölgesinin Hanti-Mansi Özerk Bölgesinde Yugra’ ve Sverdlovsk bölgesinde yaşayan Fin-Ugor halkıdır. Mansice' kökünden alınan "mansi" kelimesi "insan" demektir.

Türklerle akrabalıkları vardır. Hanti-Mansi’ler Turan halklarının Ural koludur.

Hantların Rusya Federsyonunda nüfusu 45.000 kişidir. Bunun 30 bini Tümen Oblastı'na bağlı Hanti-Mansi Özerk Orkuğu'nda Yugra’ yaşamaktadır.

Halkların dıgerleri ise Yamal-Nenets, Tomsk, Komi, Kazakıstan, Ukrayna ve Beyaz rusyada yasamaktadırlar. Hanti’ler ve Mansi’ler olarak iki ayrı halk gibi sınıflansalar da dilleri ve kültürleri birbirine çok yakındır.

Fin-Ugor halkları içinde Macarlarçok yakındırlar. Bazı kaynaklarda Macar’ların, Hun-Avar-Kuman Türkleri dışında kalan Ugor kökenli atalarının Hanti-Mansi’ler'den geldiği söylenir.

Mansi’ler hakkında edilen ilk yazıtlar XIV. yüzyılına ait olan Rus belgelerinde bulunmuştur.

O zamanlarda bu halk Vogul olarak adlandırıldı. 1440–1570 yılları arası bir Türk hanlığı olan Sibirya Kağanlığı içinde idiler. Hanti’ler Yugra, Ugor, Uğur, Ogur kavimlerindendir.

19.yy’dan itibaren Hantca ile ilgili ciddi çalışmalar yapılmış, 1849 yılında A.Kastren tarafından gramer ve sözlük hazırlamıştır.

Değişik yıllarda incil, ders kitabı, “Lenin yolunda” adlı gazete daha sonra “Hanti Sözü” olarak yayına hazırlanmıştır.

1964 yılında radyo yayınları, daha sonrada yerel Hant TV çıkarılmıştır.



Hanti’ler Rusya’ya baglandıkdan sonra 16.yy’da bir kısmı Ortodosks Hıristıyanlıgını kabul etmeye başlamışlardır.

Aynı zamanda bu halk inançları ve Şamanizmi de korumuşlardır.

Hantlılar, Manslarla ortak mitolojiye sahiptirler. 1989 yılında Yugra savunması adı altında kamu örgütü kurularak bölgede yaşayan Kuzey kökenli halkların etnik özelliklerini hayat tarzlarını muhafaza etmesi için faaliyet göstermiştir.



TURAN HALKI : Irkutsk Federal Bölgesi
Irkutsk Rusya Federasyonu Sibirya bögesinde bulunan eyalet statüsündedir. Nüfusu 2.600.000 civarında olan eyaletin başkenti de Irkutsk’dur.

Irkutsk bölgesinin toprakları MÖ 1000 yılında iskan edildi.
MÖ 200 yüzyıllarda burada Türkçe konuşan kabileler ortaya çıktı.

MS 800. uncu yüzyıllarda, Baykal toprakları onuncu yüzyıldan itibaren Uygur – Hanlığı / Kitan imparatorluğu’nun bir parçası oldu.


1100. yılında Moğol kabileleri buraya yerleşti. Buryat kabilesi kuruldu.
1200. yılda, bu topraklar Cengiz Han tarafından fethedildi.

1700. yılda, Ruslar bu bölgeye yerleşmeye başladı ve Irkutsk hapishanesini kurdu.

Doğuda Buryat Cumhuriyeti ve Zebaykalski, güneyde Tuva Cumhuriyeti, batıda Krasnoyarsk Krayı ve kuzeyde Saha Cumhuriyeti ile komşudur.

Irkutsk’da yaşayan Tofa (Karagaslar) Türkleri, eski Türk boylarından gelmektedir. Sovyetlerin kuruluşuna kadar Tofalar'ın Suglaan adı ile kendi meclisleri bulunmaktaydı.

XX. yüzyıla kadar 8 boya sahip olan Tofalar'ın bu yüzyıldan sonra 5 tane boyları bilinmektedir. Tofa boylarının adları: Kaş, Sarıg-Kaş, Çogdu, Kara-Çogdu, Çeptey. Rusya Federasyonu'nun Irkutsk Oblast'ında, Tıva ve Buryatya sınırına yakın Uda, Biryusa, Kan ve Gutara ırmaklarının civarlarında yaşarlar.

Bugün İrkutsk oblastına bağlı Nizhneudinskij rayonuna bağlı Verkhnayay Gutara ve Nerkha Alygdzher köylerinde varlıklarnı devam ettirmektedirler.

Ruslar tarafından Hıristiyanlaştırılmış olsalarda Şaman kültürü ve ritüellerine devam etmektedirler.

Tofalar 1030 yılına kadar Kagaslar olarak anılmışlardır.

Irkutsk’da yaşayan Soyot Türkleri de hemen hemen dil kültür olarak Tuva Türkleri ile aynıdır diyebiliriz.

Buryatya’nın Ahın rayonunda yaşamaktadırlar.

Soyot Türklerinin sosyal organizasyonları Orta Asya Türklerdeki geleneksel aksakallar heyetinin oluşturduğu konseye dayanır.

Göçebe halinde yaşamaktadırlar.



Soyotların bilinen boyları ise İrkit, Haasuut ve Onhot sülaleleridir.
İrkit kelimesi Tuva’da soyad olarak da kullanılmaktadır.

İrkutsk adı da buradan gelmektedir.
Türkiye’nin yüzçlçümü ile aynı büyüklükde olan Irkutsk bölgesinde Türk kimliği yok olmakla karşı karşıya gelirken Tofa ve Soyot Türklerini unutmayalım.

TURAN HALKI : Mordovya

Rusya Federasyonu Volga Federal bölgesi içersinde Turan halklarının Ural kolundandan olan özerk bir cumhuriyettir.

En büyük yerleşim merkezi başkent Sanransk'dır. Bölge nüfusunu Ruslar, Tatarlar ve Mordovyalılar oluşturmaktadır.

Mordovya'lılar genel olarak Fin-Ogur ve Rusça dillerini konuşulmaktadır. Dillerinde ve kültürlerinde İdil-Ural Türklerinin etkisi çok yoğundur. Ortalama nüfusu 1.100.000 cıvarındadır.

6.yüzyıl dönemine ait kaynaklarda Fin Ugrıc Mordivlerinden bahsedilmektedir.
20 Aralık 1934'te Mordovya Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne dönüştürüldü.

Sovyetler Birliği dağıldığında , Mordovya ASSR, 1990'da kendisini Mordovya Cumhuriyeti ilan etti ve Rusya Federasyonu'nun bir parçası olarak kaldı.



TURAN YURDU : Astrahan Bögesi / Rusya

Astrahan şehri Rusya Federasyonu’nun güneybatısında yer alan şirin bir liman kentidir.

Volga nehrinin Hazar Deniz’e döküldüğü yerde 11 adacık üzerine kurulmuştur. Astrahan Rusya’nın önemli bir balıkçılık limanıdır. Şehrin nüfusu 800 bindir.

Astrahan aşağı İdil (Volga) bölgesi coğrafî, iktisadî ve stratejik özellikleri dolayısıyla tarihin en eski devirlerinden beri Avrasya kavimlerinin cazibe merkezi olmuştur.

İpek yolu güzergâhında bulunması, Türk kavimlerinin Asya’dan Avrupa’ya göçlerinde bir uğrak alanı olması dolayısıyla tarihinin bilinen en eski devirlerinden beri önemini korumuştur.

Altınordu döneminde devletin payitahtı olan Saray’dan sonra ikinci öneme haiz şehir Astrahan’dır.

Astrahan şehrinin bulunduğu mevkide kurulan şehirler, bilhassa Hazarlardan itibaren Aşağı İdil bölgesinde önemli rol oynamıştır. Altınordu Devleti’nin yıkılmasından sonra, bu devletin geniş toprakları üzerinde birçok hanlık kuruldu.

Bunlardan birisi Aşağı İdil Havzası’nda kurulmuş olan Astrahan Hanlığı’dır.

Rus işgalinin ardından Osmanlı/Kırım ordularının düzenlediği seferin olumsuz neticelenmesi üzerine tamamen Rus hâkimiyetine girdi. Rusya döneminde de Astrahan ve çevresi, Çarlık rejimine karşı baş gösteren isyanların odak noktası oldu.



Rusya'nın Kazan ve Astrahan hanlıklarını yıkarak doğuya doğru genişleme siyasetinden rahatsız olan Osmanlı Devleti Orta Asya'daki Türk hanlıklarının da kendisinden yardım istemesi üzerine 1563 yılından beri Rusya'yı durdurmak için Astrahan'a yapmayı planladığı seferi ancak 1569 yılında yapabilmiş ama hem ordu kumandanlarının kendi aralarındaki anlaşmazlıklardan hem de Kırım Hanı'nın bu kumandanlarla arasındaki anlaşmazlıktan dolayı bu seferde istenilen neticeye ulaşılamamıştır.

Buna rağmen Rusya'nın barış istemesi üzerine 1570 yılında yine de Osmanlı ve Orta Asya Türk Hanlıklarının lehine bir barış antlaşması yapılabildiyse de Kazan ve Astrahan Hanlıkları Rusya'ya yönetimine geçmiştir.


TURAN YURDU : Macaristan

Macarlar, ağırlıklı olarak Macaristan'da, ayrıca azınlık topluluklar halinde Orta Avrupa'da yaşayan ve Fin-Ugor dil ailesine bağlı halkdır.

“Macarlar 895 yılında bugünkü yeri olan Orta Avrupa’daki topraklarını yurt edinmeden önce Orta Asya bozkırlarında Türklerle aynı topraklarda beraber yaşamışlar. Macarlar ve Türkler Orta Asya bozkırlarında Şaman dinine mensuplardı.

Macarların göç ettikleri döneme baktığımız zaman Türklerle aynı dine ve adetlere sahip olduğumuzu görüyoruz.

Macarların bin yıl önceki mezar taşlarının üzerinde bulunan kalıntılar üzerinde yapılan DNA araştırmalarında R1a sonucu etnogenetik hareketleri kısmen Altaylarda, Kazakistan ve Özbekistan’nın belli bölümlerinde geçmiştir.

Macar’ların, Türklerle olan akrabalığının en somut örneklerinden biride MS.1000 yılında Macar Kralı 1. Geza’ya Bizans tarafından hediye edilen tacın üzerinde “ Türklerin ülkesinin sadık kralı ” yazısıdır.



“Macaristan’da Turancılık fikri çok tarihi bir geçmişi sahip.

Avrupa ülkelerinde Pan-Slavizm, Pan-Latinizm, Pan-Germenizm akımları ortaya çıktı. Macarlar, Avrupa’nın ortasında yok olmamak için kendi gelenek ve göreneklerine sahip çıktı. Macar dilini korumak için büyük çaba gösterdiler.

Bunda Turancılık fikri de etkili oldu.

1820 yıllarında 1944 yılına kadar Türkoloji alanında bilimsel akademiler, dernekler kuruldu ve bu alanda yüzlerce yayınlar cıktı, makaleler yazıldı.

Bir anda Macaristan Türkoloji merkezinin temel merkezlerinde biri haline geldi.

1910 yılında Macarlar, Turan halkları ile kültür, sanat, ekonomi alanında iş birliğini geliştirmek ve yurt içi ve yurt dışında tanıtım faaliyetleri yapmak amacı ile TURAN derneğini kurmuşlardır.

Dernegin yayın organı Turan Dergisi 1913-1944 yıllarına kadar faaliyetine devam etmiştir.

Baskıların devam ettiği Komünist dönemde Turan kelimesinin kullanılması yasaklamıştı. 1989’da komünist dönemin sona ermesiyle Turancılık akımı tekrar başlamıştır.

Bu çerçevede 2008 yılında Turan gönüllülerinin katıldı geleneksel TURAN kurultayları Bugac kasabasında yapılmış, Turan halklarının kültürel etkinliklerini canlandırmışlardır.

2018 de Macarıstan Başbakanı Viktor Orban’ın Kırgızstan’da Turk devlet adamlarının da katıldığı Türk konseyi 6. Zirvesine katılmıştır.



Bu zirvede
Türklerle akraba olduklarını, Türk geleneklerine bağlı kaldığını ve Atilla’nın torunu olmakdan gurur duyduğunu açıklayan konuşma yapmıştır.

Turan ideolojını benımseyen Jobik Partisi lideri Gabor Vona ise “Atilla, Türklerin ve Macarların ortak başbuğudur eğer iktidara gelirsek Avrupa birliğinden çıkıp Turan birliğinin kurulması için elimizden geleni yapacağız.” açıklamasıyla Turancılık akımına katkıda bulunmuştur.

Macaristan’ın başkenti Budapeşte, nüfusu 10.000.000 civarındadır.

TURAN YURDU : Finlandiya

Finlandiya 1155 ten 1809 yılına kadar İsveç hakimiyetinde, 1809 yılından 1917’ye kadar da Rusya’nın hakimiyeti altında kalmış, ancak 1917 yılında bağımsızlığına kavuşabilmiştir.

Helsinki şehri ise İsveç Kralı Gusta Vasaa tarafından 1510 yılında kurulmuştur. Resmi dil İsveççe ve Ural/Altay dil grubundan olan Fince’dir.



Orta Asya’da Türklerle birlikte yaşamlarını sürdüren Finliler Urallardan İskandinavya istikametine göçmüşlerdir.

Bu bakımdan Finliler’in TURAN asıllı oldukları söylenebilir.

Finliler, Ural Dağları’ndan kuzey batı yönüne doğru bir yayılma göstermişlerdir.

Orta Asya ve Sibirya kökenli bu halkın Fin dili yapısı Türk diline ve Altay dil grubuna çok benzer.

1809 yılında Rusya içinde özerk Cumhuriyet olan Finlandiya 6 Aralık 1917 yılında bağımsız devlet olmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, Finlandiya - Türkiye ilişkilerine önem vermiştir. O donemde Finlandiya eğitim ve öğretmen talebinde bulunmuş.

23 Mayıs 1933 de Atatürk “yabancı memleketlerdeki ırkdaşlarımızın talim ve terbiyesi için açılmış olan irfan müesseselerine yardım edilmesi çok ehemmiyetli ve zaruri bir mesele olduğundan bir muallimin mezun addedilerek gönderilmesi kararlaştırılmıştır” diyerek Finlandiya hükümetine eğitim malzemeleri ve öğretmen göndermiştir.

Turancılık akımı Finlandiya ve Macaristan üzerinden Avrupa’nın diğer bölgelerinde yaşayan Turan asıllı topluluklarda da yayılmaya başladı.



1935 yılında Helsinki’de “Finlandiya Türkleri Birliği” adında bir dernek kurulmuştur.

1948 yılında açılan “Türk Halk Mektebi” eğitimin Türkiye Türkçesiyle okul açılmıştır.

1800’lü yıllarda Orta ve Doğu Avrupa’da üç tür milliyetçi hareket görüyoruz. Bunlar Pancermenizm, Panslavizm ve Panturanizmdir. Avrupa tezlerine göre Türk’ler Avrupa dışı görünüyordu.

Ancak Avrupa’da Turan asıllı Fin-Ogur boyları da yaşamaktaydı. Bu boylar; Bulgar, Litvan, Eston, Fin, Leton, Macar (Hungary, Mağyar) olarak Avrupa’ya yayılmış durumdaydı.

Finlandiya’da Turancılık akımının kurucusu ve öncüsü Profesör Mathias Alexander Castren (1813-1852) Turancılık ideolojisini savunmuş ve Ural-Altay dillerinin incelenmesine öncülük etmiştir.

Bu inançtan yola çıkarak Finlilerin Orta Asya’dan geldikleri, küçük ve soyutlanmış bir halk olmayıp, Macarlar, Türkler ve Moğollar gibi grupları içeren geniş bir toplumun parçası oldukları sonucuna vardı.

1849’da açıkladığı bu düşünceler, coşkulu bir milliyetçi olan Castren’den sonra gelen Fin milliyetçileri de bu görüşü benimsediler.



Turancılık, tüm Ural-Altay kavimlerinin birliğini savunan siyasi görüş. İlk olarak Finliler, Macarlar, Estonlar ve Rusya içindeki Fin-Ugor kavimleri ile beraber Tunguzlar, Moğollar ve Türklerin bir araya getirilmesi fikri olarak ortaya çıkmıştır.

Bugün Finlandiya’da Turancı dernekler olsa da Turanclık siyası bir parti haline gelememiştir.

Avrupa ülkesi olan Finlandiya’nın başkenti Helsinki, nüfusu 5.500.000 civarındadır.



TURANİ HALK, Karelya Cumhuriyeti: Halk dansı
Fin Ural dil ailesiniden, Fin - Ugric kökenli bir halktır.


Karelya toprakları İsveç , Rusya ve Finlandiya arasında üç bölgeye ayrılmış sonradan Finlandiya'nın 1917'de bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte, Finlandiya'nın kısmen bir parçası olarak kaldı.



1923'te Karelya SSR olarak özerklik adını alırken, 1993 yılında Sovyetlerin dağılmasından sonra Karelya Cumhuriyeti olarak Rusya Federasyonu içerisinde yerini aldı.

Başkent Petrozavodsk olan Karelya “Sıgır çobanı, orman adamı” anlamına gelmektedir.

Hıristiyan olan Karelya’yalılar da Şamanizmin etkileri halen görülmektedir. Büyülü ayinleri ve şifalı otlar ve şifa rütüellerini devam ettirmektedirler.

Şamanizm geleneği doğal elementlerin ve yapıların ruh ustalarının kültü, Ateş kültü, takılar ve muskalar büyücülük alanında etkileşim halen devam etmektedir...



TURAN HALKI Komi Cumhuriteti Halk Ensturmanları
Komiler, Turan halklarının Ural kolundandır.


En yakın akrabaları diğer bir Fin-Ugor halkı olan Udmurtlar'dır.

Eski Türk inanışlarından Göktanrı ve Şamanızm inanışlarına sahipken, diğer kardeş Fin-Ugor halkları gibi Ruslar tarafından Hristiyanlaştırılmışlardır.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından eski şamanik inançlara ve ulusal kültüre verilen önem artmıştır.

Başkent Sıktıvkar olan Komi . 26 Mayıs 1992’de SSCB’nin dağılması özerkligini ilan etmiştir.



Türkolog Gencehan Tunay'ın Araştırmalarından...

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum