Reklam
Reklam

Öğretmenlerimizi Savunan Vekil.

CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya tarafından kaleme alınan “Laik Eğitim Mücadelemiz” adlı bu kitap için hocalardan tam not.

 Öğretmenlerimizi Savunan Vekil.
06 Eylül 2022 - 17:36 - Güncelleme: 06 Eylül 2022 - 17:43

AKP’nin iktidar olduğu son 20 yılda laik, bilimsel ve kamusal eğitime yapılan saldırıların Cumhuriyetin temellerini sarsacak boyutta olduğu bir döneme tanıklık etmekteyiz.  Bu süreçte özellikle tüm dünyada 1990’lardan sonra hız kazanan neoliberal dönüşüm ve buna eşlik eden neomuhafazakar politikalar etkili olmakla birlikte Türkiye’de iktidara egemen olan İslamcı hegemonyanın kendine özgü politikaları belirleyici olmuştur.

Neoliberal dönüşümün eğitime yansımaları eğitimde piyasalaşma ve özelleşme süreçleri olarak ortaya çıkmış,  neomuhafazakar dönüşümün eğitime yansımaları ise müfredatın dinselleşmesi, dini cemaat ve vakıfların devlet okullarında yayın dağıtması ve eğitim etkinlikleri gerçekleştirmesinin yollarının açılması, İmam Hatip Liseleri’nin toplumun ihtiyaçları gözetilmeksizin sayılarının artırılması gibi süreçlerle gerçekleşmiş sonuçta kamusal,  nitelikli, bilimsel ve laik eğitim Cumhuriyetin hiçbir döneminde olmadığı kadar aşınmıştır.

CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya tarafından kaleme alınan “Laik Eğitim Mücadelemiz” adlı bu kitap 2018 yılından bu yana Kaya’nın yukarıda söz ettiğimiz süreçlerle ilgili olarak yaptığı açıklamaları, çeşitli panel ve toplantılarda yaptığı konuşmaları, Meclis önergelerini kapsayan kapsamlı bir çalışma niteliği taşımakta, eğitim çok yönlü sorunlarına dikkat çekmekle kalmayıp, aynı zamanda ne yapılması gerektiğine ilişkin politika ve önerileri de kapsamaktadır.

Giriş bölümünde laikliğin din ve vicdan özgürlüğünün temelini oluşturduğunun göz ardı edildiğini, laikliğin din ve vicdan özgürlüğünün karşıtı gibi gösterilmek istendiğini belirten Kaya İslam'ın siyasallaştırılmasının önemli bir tehlike olduğunun ve laiklik karşıtı uygulamaların olumsuz sonuçlarının en çok eğitim sisteminde gözlendiğinin altını çizmektedir.

2012-2013 öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı 4+4+4 olarak anılan bir eğitim uygulaması ile 1997-1998 yılından beri uygulanan 5 yıllık ilkokul ve 3 yıllık ortaokulun birleştirilmesi ile oluşturulan 8 yıllık kesintisiz eğitim sürecine son verilmiştir. Bu uygulama ile zorunlu eğitim süresi 12 yıla uzatılmış olsa da kesintili eğitim ile fiili zorunlu eğitim süreci 4 yıla çekilmiştir. 4+4+4 sistemi ile müfredatın dinselleşmesi, özelleşmenin hız kazanması, özellikle kız çocuklarının erken evlenmeye teşvik edilmesi, çağ nüfusunun açık öğretim okullarına yönlendirilmesi gibi sonuçları ile eğitimde geriye gidişin önemli bir dönemeci olmuştur.  Yaptığı açıklamalarda 4+4+4 sistemine son verilmesi gerektiğini sıklıkla vurgulayan Yıldırım Kaya 1 yıllık okul öncesi eğitimi 8 yıllık ilköğretimi ve 4 yıllık ortaöğretimi kapsayan 1+8+4 olarak ifade ettiği 13 yıllık zorunlu eğitimi önermektedir.

Kaya’nın yaptığı saptamalardan birisi de sıkça yapılan bakan değişiklikleri ve buna paralel olarak uzmanların görüşleri alınmadan yapılan değişiklikler ile eğitim sisteminin bir yaz-boz tahtası haline getirilmesinin olumsuz sonuçlarıdır ki Kaya bunun en çok kademeler arasındaki geçişleri belirleyen merkezi sınav sisteminde görüldüğünü belirtmektedir. Gerçekten sınav odaklı eğitim sistemi özel okullar ve kamu okulları, kamu okullarının kendi aralarındaki nitelik farklılarının meşrulaştırıldığı bir sisteme işaret eder, bir yandan nitelikli eğitim talebini sınav sonuçlarına bağımlı hale getirirken bir yandan da eğitimdeki piyasalaşmayı besler. Kaya kamu okullarında nitelikli eğitim almanın temel bir eğitim hakkı olduğunu, mevcut sınav sistemi ile çocukların istekleri dışında meslek ve İmam Hatip liselerine gitmelerinin dayatıldığını vurgulamakta, kamu okullarında nitelikli eğitimin gerçekleştirilerek kademeler arası geçişte sınavların kaldırılması gerektiğini belirtmektedir.

Kamu okullarında nitelik düşmesinin ve dinselleşme uygulamaları sonucu ekonomik durumu daha iyi olan ailelerin daha nitelikli, bilimsel ve laik eğitim almak için çocuklarını özel okullara göndermesi durumunu “anne babaları eğitimde gizli özelleştirme politikasının gönüllüleri yapma” olarak ifade etmektedir.

Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte öğretmen modern toplumun yaratılmasında bir özne olarak görülmüş ve öğretmene aydınlanmanın öncüsü olarak değer atfedilmiştir. Köy enstitüsü geleneğinden yetişen öğretmenler öğretme işinin yanında yaşamın diğer yanlarına ilişkin bilgileri ile kırsal kesimin dönüştürülmesinde önder olmuşlar,  geleneksele karşı moderniteyi temsil etmişlerdir.

Neoliberal ve neomuhafazakar politikalar günümüz Türkiye’sinde ise yaşamın diğer yönlerini dönüştürürken öğretmenlik mesleği de dönüşmüştür. Bu süreçte öğretmenler rekabete dayalı merkezi sınav ağırlıklı bir sistem ile değerlendirme süreçlerinden uzak tutularak özerkliklerini yitirmişler, öğretmenlik mesleği teknisyenliğe dönüşmüştür.

Öte yandan öğretmen atamalarının sınav sistemine bağlanması ile akademik yetiştirme  sonucunda elde edilen diploma mesleğin garantisi olmaktan çıkarken, objektif olmayan  mülakatlarla yapılan atamalar bir çok öğretmen adayı için mesleğe bağlanan umutları ortadan kaldırmıştır.

Neoliberal dönüşüm öğretmenlik mesleğine en büyük darbeyi mesleğin güvencesinin giderek ortadan kaldırılması ile vurmuştur. Bilindiği gibi güvencesizlik neoliberal ekonominin temel bir istihdam biçimidir. Eğitim sistemimizdeki sözleşmeli öğretmenlik, ücretli öğretmenlik uygulamalar güvencesiz istihdamın tipik bir örneğidir. Eğer müdahale edilmezse öğretmenlik mesleğinde güvenceli istihdamın tümüyle ortadan kalkacağı öngörülmektedir. Güvencesiz istihdamın en temel sonuçlarından birisi öğretmenlerin örgütlenme ve hak arama mücadelesine bir set oluşturmasıdır. Öğretmenleri ayrıştıran,  dayanışma ruhunu yok eden, en temel sosyal devlet ilkesi eşit işe eşit ücret ilkesini görmezden gelen Öğretmenlik Meslek Kanunu kendisine bağlanan umutları ortadan kaldırmıştır. Yıldırım Kaya öğretmenliğe ilişkin olarak çeşitli bağlamlarda yaptığı açıklamalarla yukarıda ifade edilen tüm öğretmen sorunlarını gündeme taşımıştır. Öte yandan toplumun öğretmen ihtiyacı olduğu halde atanamayan öğretmenler sorununun yaşandığını belirtirken, aslında atanamayan öğretmen sorunun öğretmen adaylarının yeterlilikleri ile ilişkili olmadığının yani bir nitelik sorunu olmadığının ve öğretmen fazlalığından kaynaklanmadığının yani bir nicelik sorunu olmadığının altını çizmektedir.

Kaya’nın gündeme taşıdığı eğitim sorunları, çağdaş bir eğitim sistemi için önerdiği politikalar yukarıda ifade edilenlerle sınırlı değildir.  Köy Enstitülerinin eğitim mirasına sahip çıkılması, taşımalı eğitimden vazgeçilerek köy okullarının yeniden açılması, birleştirilmiş sınıflar uygulamasının kaldırılması, bilimsel anlayıştan uzak tabela üniversitesi açılmaması, üniversitelerde rektör atamalarında görüldüğü gibi antidemokratik yönetim yaklaşımlarından uzaklaşılması gibi eğitim politikaları Türkiye’de eğitimin çağdaşlaşmasından yana olanların kronik hale gelmiş eğitim sorunlarının çözümünde üzerinde uzlaştığı bilimsel yaklaşımları ifade etmektedir.

Bu kitabın Yıldırım Kaya’nın demokratik, laik, bilimsel ve kamusal eğitim için verdiği mücadeleyi ortaya koyarken, nasıl bir eğitim olması gerektiği konusunda da okuyuculara rehberlik edeceğini düşünmekteyim. Kendisine mücadelesinde başarılar diliyorum,
Prof. Dr. Meral Uysal

Nejla KURUL/Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Genel Başkanı (EĞİTİM SEN)
Yıldırım Kaya, bir yandan emek ve demokrasi mücadelesinin taşıyıcı öznelerinden biri olarak tarihi yaparken, bir yandan da bu eserle ortaya koyduğu gibi tarihi yazıyor. Anlatılan bizim hikayemiz!
AKP-MHP iktidar bloğu, yani egemenler attıkları her adımda, uyguladıkları her politikada var olan eşitsizliklerin daha fazla derinleşmesine neden olmaktadırlar.
Kendi sömürü düzenlerini koruyabilmek ve kendi ayrıcalıklı konumlarına halkın geniş kesimlerini ikna edebilmek için piyasacı politikalar karşısında muhafazakar politikalara daha fazla ihtiyaç duymaktalar. Dolayısıyla laiklik kavrayışımızı, sınıfsal eşitsizliklere odaklanan ve eşit yurttaşlık ilkesini temel alan bir perspektifle oluşturmamız, yarınlarımızı bugünden kurabilme kapısını aralamamıza yardımcı olacaktır.
Böylelikle laikliği savunmak, otoriterleşme karşısında demokrasiyi, tek tipleştirme karşısında özgürlüğü ve nihayet eşitsizlikçi politikalar karşısında eşitliği savunabilmenin zemini ve aracı olacaktır.

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Erdal
    3 hafta önce
    Adam çocuğunu çankaya belrdiyesine sokmuş. 4 yeğenini izmirde belediyekere sokmuş. Sonra gelmiş haktan hukuktan söz ediyor. Yersen