17132,20%0,11
43,72% 0,19
51,92% -0,02
7075,01% 2,56
11673,05% -0,41
Darülaceze, Sultan II. Abdülhamid Han tarafından 1895 yılında kurulan ve Osmanlı’nın sosyal yardım anlayışını temsil eden önemli bir kurumdur. Bu kurum, toplumun yardıma muhtaç bireylerine barınma, beslenme ve bakım imkânı sunmayı amaçlamış; tarih boyunca bu misyonunu sürdürerek Türk milletinin hayırseverlik anlayışını yansıtmıştır. Ancak son dönemlerde Darülaceze'yle ilgili ortaya atılan bazı iddialar, bu köklü kurumun itibarını zedelemiş ve kamuoyunda ciddi tartışmalara yol açmıştır.
Darülaceze'deki yönetim kademelerinde yer alan bazı isimlerle ilgili gündeme gelen iddialar, kurumun kurucusu Sultan II. Abdülhamid Han’ın mirasına ihanet edildiği yönünde eleştirileri beraberinde getirmiştir. Özellikle terör örgütleriyle bağlantılı kişilerin kurumda görev aldığı ve LGBT propagandasına yönelik faaliyetlere göz yumulduğu iddiaları, toplumun geniş kesimlerinde tepkiyle karşılanmıştır. Bu durum, Darülaceze gibi kutsal bir görevi üstlenmiş bir yapının, misyonuna uygun olmayan uygulamalara sahne olduğu algısını güçlendirmiştir.
Darülaceze Başkanı Esra Ceceli’nin, Sultan Abdülhamid Han’ın mirasına sahip çıkma konusundaki hassasiyetine vurgu yaptığı ve “Sultan bana hesap soracak” diyerek sorumluluğunun bilincinde olduğunu ifade ettiği açıklamaları, bu skandalın daha da dikkat çekmesine neden olmuştur. Ancak, bu açıklamaların ardından ortaya çıkan belgeler ve iddialar, kurumun yönetiminde ciddi bir zaafiyet olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle, terörle bağlantılı olduğu öne sürülen kişilerin yönetimde yer alması ve kurumun temel değerleriyle bağdaşmayan faaliyetlerin iddia edilmesi, Darülaceze’nin tarihi misyonuna zarar verdiği düşüncesini pekiştirmiştir.
Türk milletinin tarihinde sosyal yardımlaşma ve dayanışma anlayışının simgesi olan Darülaceze’nin, böylesi iddialarla gündeme gelmesi son derece üzücüdür. Bu tür olaylar, sadece bir kurumun değil, aynı zamanda bir milletin tarihsel mirasına gölge düşürmektedir. Sultan II. Abdülhamid Han’ın emaneti olan bu güzide kurumun, asıl misyonuna uygun şekilde yönetilmesi ve iddiaların titizlikle araştırılarak sorumluların hesap vermesi, hem tarihimize hem de milletimize karşı bir borçtur. Bu bağlamda, Darülaceze'nin itibarını yeniden kazanabilmesi için gerekli adımların hızla atılması ve kamuoyunun bu süreçten haberdar edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Darülaceze'deki bir skandalı ele alıyor ve Ekin Barış Şah adlı kişinin, terörle bağlantılı bir geçmişe sahip olmasına rağmen bu kurumda üst düzey bir pozisyonda bulunmasını sorguluyor. İşte ana noktalar:
Darülaceze'deki yönetim değişikliklerini ve bu değişikliklerin arkasındaki nedenleri sorgularken, devletin itibarına ve toplumun değerlerine yönelik ciddi endişeleri dile getiriyor. Ekin Barış Şah'ın durumu, liyakat ve güvenilirlik konularında derin tartışmalara yol açıyor.