Reklam
Reklam

Fransız Geçidi Diye Bir Pasaj Var.

Adı Fransız Geçidi Galataport ona kardeş gelmiş. Çünkü Tarihi çok eski.

Fransız Geçidi Diye Bir Pasaj Var.
12 Kasım 2020 - 23:17 - Güncelleme: 12 Kasım 2020 - 23:27

FRANSIZ GEÇİDİ


XIX. yüzyılın son çeyreğinde yapıldığı tahmin edilen Fransız Geçidi, geçmişi geleceğe bağlayan bir restorasyon projesiyle yenilendi. Projenin sahibi ise, Yapı Koruma Dalı’nda Ulusal Mimarlık Ödülü’nü kazanan Yüksek Mimar Dr. Sinan Genim.

Karaköy’de Rıhtım Caddesi ile Mumhane arasında yer alan ve 1800’lü yıllarda inşa edilen tarihi Fransız Geçidi, aslına sadık kalınarak restore edildi.

Aslı üç katlı olan eski binaya, camla kaplı üç modern büro katı daha eklendi.

Bazıları bu çelişki birlikteliğini sevmiyorlar, ama eski binalara hayat vermenin, onları verimli kılmanın Batı metropollerinde sıkça rastlanan bir yöntemi bu.

Tarihi binanın dış cephesi içinse, bugüne kadar iş merkezlerinde pek rastlanmayan bir renk olan portakal rengi seçilmiş.

Toplam 10.000 metrekare inşaat alanına kurulan Fransız Geçidi Ticaret Merkezi’ndeki 60 metrekareden 620 metrekareye kadar büyüklükleri olan 118 mağaza ve büro, Yuvataş-Alpaş A.Ş ortaklığınca restore edilmiş.

Mimari ve restorasyon tasarımı ise Mimar Sinan Genim’e ait.

Genim bu eserinde eski ve yeniyi olağanüstü bir uyumla birleştirerek cesur bir mimari anlayışı sergilemiş.

Peki ama neden portakal rengi? "Etraftaki bütün karanlık yapılar arasında çarpıcı ve aydınlık bir renk insanları mutlu eder diye düşündüm", diyor Genim...

Demir aksamlar ise Osmanlı yeşili. Geçidin yeni döşemesinde, çini yerine çimentodan üretilmiş renkli prefabrik bir malzeme kullanılmış.

Üzerindeki desenler ise geleneksel Türk çini motiflerinin çağdaş ve özgün bir yorumu.

Malzemenin rengi, mimarinin rengi ile büyük bir ahenk içinde. Dış mekânda kullanılan laterna ve aplikler geçidin demir döküm orijinal kapılarıyla uyumlu.

1800’lü yıllarda Fransız gemicileriyle tüccarları buluşturmak için inşa edilen Fransız Geçidi, Ticaret merkezi adıyla günümüzde Rus tüccarları ile Türk sanayici ve toptancılarını bir araya getiriyor.

KARAKÖY
Karaköy, günümüzde Beyoğlu’nun küçük bir parçasını oluşturan Galata, Tophane, Azapkapı ve Galata Kulesi’nin arasında kalan bölgedir.

İstanbul’un yerleşim tarihi kadar eski olan bu yerleşim bölgesinin hangi tarihte iskân edilmeye başlandığını ne yazık ki bilemiyoruz.

İlk Çağın sonlarında Haliç’in kuzeyinde Sykai [Sycae=İncirlik] adı ile anılan bir küçük yerleşmenin varlığını yazılı kaynaklardan öğrenmekteyiz. Daha sonra bu iskân bölgesinin etrafı I.

Constantin [324-337] tarafından bir sur ile çevrilir.

II. Theodosius [408-450] devrinde Sykai’de bölgelere [regio] ayrılan İstanbul’un şehir sınırları içine alınıp, XIII. Regio olarak adlandırılır. XIII. Regio içinde, kilise, forum, hamamlar, tiyatro, liman tesisleri ve 431 büyük ev vardır.

Eski Grek dilinde "Peran en Sykais" [karşı yakada Sykai] olarak da adlandırılan bölgenin daha geniş bir kesimi daha sonraları yalnızca Pera / Beyoğlu olarak isimlendirilecektir.

1261’DEN SONRA GALATA

Galata’nın İstanbul’dan ayrı, biraz da özerk bir yerleşim bölgesine dönüşmesi, Latin istilası sonrası [1261] Cenevizlilerin buraya yoğun olarak yerleşmesiyle başlar.

Artık Galata her ne kadar XIII. Bölge olarak adlandırılıyorsa da, İstanbul’un ve dolayısıyla Bizans Devleti’nin kısmen özerk, ticari yoğunluklu bir yerleşim birimidir.

Bu özellik bizim İstanbul’u fethimize kadar sürer, Cenevizlilerin tıpkı Latin istilası sırasında yaptıkları gibi Fetih sırasında da tipik bir tüccar toplumu gibi her iki tarafa da hoş görünüp tarafsız kalınca, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de uzun süre bağımsız bir yerleşim birimi gibi hareket ederler.




 


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum