Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Dahi Matematikçi Hazineyle Kaçacak Farkında Değiliz

Geliştirdiği bir sistemle ilk okul öğrencisinin hafızasına üç ay gibi kısa sürede orta ve lise eğitiminde okuyacağı tüm kitapları anlayacağı bir algoriştma süzgecinden geçirerek okuduğunu anlayan nesillerin oluşunu sağlamanın dışında kitaplıklarımızda bulunan en çok sayfalı bir kitabı sadece iki dakika içinde muhteviyatını ezberleyeceğimiz sistem elimizden kaçacak.

Dahi Matematikçi Hazineyle Kaçacak Farkında Değiliz
21 Mayıs 2024 - 14:43
Dahi Metematikçi Akademisyenden algoritmadan geçirilmiş iki örnek çalışma.

 

1. Çalışma

Cumhuriyet Dönemi

Milli Mücadelenin ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına tanıklık eden Keçiören Cumhuriyetin ilanından sonra uzun yıllar Milletvekili, iş adamı, yazar ve gazeteciler gibi önemli insanların ev sahipliğini yaptı. Geçmişinden gelen zenginlerin dinlenme bölgesi olma özelliği bir süre devam etti. Bağ evleri, Özel köşkler Keçiören’in sosyokültürel yapısının sürdürüldüğü yerler oldu.

Çeşit çeşit meyve ağaçlarının, havuzların, kuyuların, kümeslerin bulunduğu bahçe içindeki evleriyle uzun yıllar orta halli ve varlıklı Ankaralıların sayfiye yeri olan Keçiören’de, her yıl Mayıs aylarında bağlara, Eylül ayında da merkeze doğru geçekleşen nüfus hareketi, 1950’lerden itibaren yerini tek yönlü, kalıcı göçlere bıraktı. Artık gelenler Ankara’dan değil, Türkiye’nin her tarafından geliyorlardı. Keçiören’in yeni sakinleri, Ankara’nın hızla artan nüfusunun yarattığı konut baskısı nedeniyle kendi çözümünü geliştiren yoksul kesim oldu.

Gecekondu gerçeği, Ankara’nın birçok semti gibi Etlik ve Keçiören’in de kaçınılmaz kaderi oldu. Sanatoryum, Taşocağı ve Kalaba’daki eski mezarlık civarında yapılaşmaya başlayan ilk gecekondular, kısa sürede Keçiören’in her tarafına yayıldı. Aktepe’de uygulanan gecekondu önleme planları da gecekonduların yayılmasını önleyemedi. 1970’ler ise apartmanlaşma dönemi oldu. Bazı varsıl arsa sahiplerinin yaptırdığı ve parmakla gösterilecek kadar az sayıdaki iki üç katlı apartmanlar zaten yok değildi. Asıl apartman furyası “kat karşılığı” apartman yapan “yapsatçı” yüklenicilerle başladı ve bugün hâlâ devam ediyor. Yapsatçılar şimdi de, kendilerine verilen tapu tahsis belgeleriyle gecekondu yaptıkları hazine arazilerinin sahipleri için apartmanlar inşa ediyorlar. Bu tablonun ortaya çıkardığı sıkışık ve birbirinin benzeri apartmanlar ile artmaya devam eden nüfus, bugünkü Keçiören açısından en önemli olumsuzluk olarak not edilebilir.

Keçiören Bağ evleri Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 90’lı yıllarda yayımladığı ve bir kent kültür dergisi olarak uzun süre yeri doldurulamayan “Ankara”nın birinci sayısındaki yazısında Prof. Dr. İlber Ortaylı, modern ve sorunlu bir başkent olarak nitelendirdiği Ankara’nın, görünenin aksine birçok Anadolu kentine göre daha iyi korunmuş bir eski kent dokusuna da sahip olduğuna ve de betonlaşmakta olan doğa içindeki eski bağ evlerine dikkat çeker. Keçiören’in bu efsanevi bağ evleri içinde belki de en dikkat çekeni, Ankara’nın ilk büyükelçiliklerinden birini açan ve Atatürk’ün de zaman zaman katıldığı zengin davetler veren Ruslara ait olmuştur. 1916 yangınından sonra Hamamönü’ndeki eski belediye başkanlarından Mavioğlu’nun konağına taşınan, daha sonra 1925 yılında yapımı tamamlanan Atatürk Bulvarı’ndaki kendi binasına yerleşen Rus Sefarethanesi’nin Keçiören’de bir bağ evi olduğu bilinmektedir. Öte yanıdan, diplomatik misyonla kullanılan bağ evlerinin tek örneği de bu değildir. Dutluk Durağı’ndaki Tarmanlar’ın Konağı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Polonya Büyükelçiliği olarak kullanılmıştır.

“Bağ evlerinin sakinlerinden biri de ünlü mimar Arif Hikmet Koyunoğlu’dur. Ankara’nın önemli yapılarından birçoğunun mimarı olan Koyunoğlu, renkli anılarında Ankara’nın; Atatürk ve Erzurumlu Nafiz’den sonra üçüncü otomobilini kendisinin aldığını yazar. Sonra bir bağ evi almaya karar verir ve Keçiören’in eski sakinlerinden Vehbi Koç’un babası Mustafa Efendi’ye giderek eski bir mesire evini satın alır. Bu arada aralarında ilginç bir pazarlık geçer. Bir mimar olan Koyunoğlu ile inşaat malzemeleri satmakta olan Mustafa Efendi tanışmaktadırlar. Aslında bu evi satmayı düşünmediği ama Koyunoğlu isterse satabileceğini söyleyen Mustafa Efendi, Koyunoğlu’na, fiyat hakkında “sen mimarsın, hesap kitap bilirsin, ne veriyorsun” der. Bunun üzerine Koyunoğlu, az olduğunu bile bile “sadece 10 bin lirası olduğunu” söyleyince, Mustafa Efendi “8 bin liranın yeterli olduğunu, evi tamir etmek için de paraya ihtiyacı olacağını ve kalan 2 bin lirayı tamir masrafı olarak hediye ettiğini” söyleyerek oldukça tokgözlü bir tavır sergiler

Bir dönem İstanbul’dan veya taşradan Ankara’ya gelen, ancak oturacak konut bulamayan devlet memurlarının da imdadına yetişen Etlik ve Keçiören’deki bağ evleri, Ankaralı işadamı Vehbi Koç’un anılarında da yer alır.

“ Ankara’da yazlığa çıkmak âdeti vardı. Ayrıca sıtma hastalığı çoktu. Onun için yazları orta halliler ve zenginler bağlara giderdi. Bağa çıkanların zenginlik derecesine göre çift ya da tek atlı arabaları, bir atı ya da eşeği bulunurdu. Ankara’da havası ve suyu iyi olan yazlık üç semt vardı: Keçiören, Etlik, Çankaya. (…) Bizim bağımız Keçiören’in altında Çoraklık semtinde idi. Eş, dost, akraba hepimiz bu semtte oturduk. Çoraklık’ta hep bizim gibi Müslümanlar otururdu. Biraz ilerimizdeki Keçiören’de en çok Katolik ve Emeniler otururlardı. Onların bağlarının bakımı, güzel binaları, bahçeleri hemen dikkat çekerdi. Bu Hıristiyanların büyük bölümü Ankara’yı terk ettikten sonra evleri satıldı. Keçiören’in havası itibariyle Ankara’nın en güzel yazlıklarından birisi idi. Atatürk Köşkü şimdiki hastanenin yerinde yapılacaktı. Her nedense vazgeçildi, Çankaya’da yapıldı”



 

1. Çalışmanın Cümle Cümle Ayrılması

(40 adet cümle var)

1. Cumhuriyet Dönemi

2. Milli Mücadelenin ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına tanıklık eden Keçiören Cumhuriyetin ilanından sonra uzun yıllar Milletvekili, iş adamı, yazar ve gazeteciler gibi önemli insanların ev sahipliğini yaptı.

3. Geçmişinden gelen zenginlerin dinlenme bölgesi olma özelliği bir süre devam etti.

4. Bağ evleri, Özel köşkler Keçiören’in sosyokültürel yapısının sürdürüldüğü yerler oldu.

5. Çeşit çeşit meyve ağaçlarının, havuzların, kuyuların, kümeslerin bulunduğu bahçe içindeki evleriyle uzun yıllar orta halli ve varlıklı Ankaralıların sayfiye yeri olan Keçiören’de, her yıl Mayıs aylarında bağlara, Eylül ayında da merkeze doğru geçekleşen nüfus hareketi, 1950’lerden itibaren yerini tek yönlü, kalıcı göçlere bıraktı. 

6. Artık gelenler Ankara’dan değil, Türkiye’nin her tarafından geliyorlardı.

7. Keçiören’in yeni sakinleri, Ankara’nın hızla artan nüfusunun yarattığı konut baskısı nedeniyle kendi çözümünü geliştiren yoksul kesim oldu.

8. Gecekondu gerçeği, Ankara’nın birçok semti gibi Etlik ve Keçiören’in de kaçınılmaz kaderi oldu. 

9. Sanatoryum, Taşocağı ve Kalaba’daki eski mezarlık civarında yapılaşmaya başlayan ilk gecekondular, kısa sürede Keçiören’in her tarafına yayıldı. 

10. Aktepe’de uygulanan gecekondu önleme planları da gecekonduların yayılmasını önleyemedi. 

11. 1970’ler ise apartmanlaşma dönemi oldu.

12. Bazı varsıl arsa sahiplerinin yaptırdığı ve parmakla gösterilecek kadar az sayıdaki iki üç katlı apartmanlar zaten yok değildi. 

13. Asıl apartman furyası “kat karşılığı” apartman yapan “yapsatçı” yüklenicilerle başladı ve bugün hâlâ devam ediyor. 

14. Yapsatçılar şimdi de, kendilerine verilen tapu tahsis belgeleriyle gecekondu yaptıkları hazine arazilerinin sahipleri için apartmanlar inşa ediyorlar.

15. Bu tablonun ortaya çıkardığı sıkışık ve birbirinin benzeri apartmanlar ile artmaya devam eden nüfus, bugünkü Keçiören açısından en önemli olumsuzluk olarak not edilebilir.

16. Keçiören Bağ evleri Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 90’lı yıllarda yayımladığı ve bir kent kültür dergisi olarak uzun süre yeri doldurulamayan “Ankara”nın birinci sayısındaki yazısında Prof. Dr. İlber Ortaylı, modern ve sorunlu bir başkent olarak nitelendirdiği Ankara’nın, görünenin aksine birçok Anadolu kentine göre daha iyi korunmuş bir eski kent dokusuna da sahip olduğuna ve de betonlaşmakta olan doğa içindeki eski bağ evlerine dikkat çeker. 

17. Keçiören’in bu efsanevi bağ evleri içinde belki de en dikkat çekeni, Ankara’nın ilk büyükelçiliklerinden birini açan ve Atatürk’ün de zaman zaman katıldığı zengin davetler veren Ruslara ait olmuştur. 

18. 1916 yangınından sonra Hamamönü’ndeki eski belediye başkanlarından Mavioğlu’nun konağına taşınan, daha sonra 1925 yılında yapımı tamamlanan Atatürk Bulvarı’ndaki kendi binasına yerleşen Rus Sefarethanesi’nin Keçiören’de bir bağ evi olduğu bilinmektedir. 

19. Öte yanıdan, diplomatik misyonla kullanılan bağ evlerinin tek örneği de bu değildir. 

20. Dutluk Durağı’ndaki Tarmanlar’ın Konağı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Polonya Büyükelçiliği olarak kullanılmıştır.

21.“Bağ evlerinin sakinlerinden biri de ünlü mimar Arif Hikmet Koyunoğlu’dur. Ankara’nın önemli yapılarından birçoğunun mimarı olan Koyunoğlu, renkli anılarında Ankara’nın; Atatürk ve Erzurumlu Nafiz’den sonra üçüncü otomobilini kendisinin aldığını yazar. 

22. Sonra bir bağ evi almaya karar verir ve Keçiören’in eski sakinlerinden Vehbi Koç’un babası Mustafa Efendi’ye giderek eski bir mesire evini satın alır.

23. Bu arada aralarında ilginç bir pazarlık geçer. 

24. Bir mimar olan Koyunoğlu ile inşaat malzemeleri satmakta olan Mustafa Efendi tanışmaktadırlar. 

25. Aslında bu evi satmayı düşünmediği ama Koyunoğlu isterse satabileceğini söyleyen Mustafa Efendi, Koyunoğlu’na, fiyat hakkında “sen mimarsın, hesap kitap bilirsin, ne veriyorsun” der. 

26. Bunun üzerine Koyunoğlu, az olduğunu bile bile “sadece 10 bin lirası olduğunu” söyleyince, Mustafa Efendi “8 bin liranın yeterli olduğunu, evi tamir etmek için de paraya ihtiyacı olacağını ve kalan 2 bin lirayı tamir masrafı olarak hediye ettiğini” söyleyerek oldukça tokgözlü bir tavır sergiler

27. Bir dönem İstanbul’dan veya taşradan Ankara’ya gelen, ancak oturacak konut bulamayan devlet memurlarının da imdadına yetişen Etlik ve Keçiören’deki bağ evleri, Ankaralı işadamı Vehbi Koç’un anılarında da yer alır.

28. “ Ankara’da yazlığa çıkmak âdeti vardı. 

29. Ayrıca sıtma hastalığı çoktu.

30. Onun için yazları orta halliler ve zenginler bağlara giderdi. 

31. Bağa çıkanların zenginlik derecesine göre çift ya da tek atlı arabaları, bir atı ya da eşeği bulunurdu. 

32. Ankara’da havası ve suyu iyi olan yazlık üç semt vardı: Keçiören, Etlik, Çankaya. (…) Bizim bağımız Keçiören’in altında Çoraklık semtinde idi.

33. Eş, dost, akraba hepimiz bu semtte oturduk.

34. Çoraklık’ta hep bizim gibi Müslümanlar otururdu. 

35. Biraz ilerimizdeki Keçiören’de en çok Katolik ve Emeniler otururlardı.

36. Onların bağlarının bakımı, güzel binaları, bahçeleri hemen dikkat çekerdi.

37. Bu Hıristiyanların büyük bölümü Ankara’yı terk ettikten sonra evleri satıldı.

38. Keçiören’in havası itibariyle Ankara’nın en güzel yazlıklarından birisi idi. 

39. Atatürk Köşkü şimdiki hastanenin yerinde yapılacaktı.

40.  Her nedense vazgeçildi, Çankaya’da yapıldı”



 

1.Çalışmanın GUZELCE Sırası

5. Çeşit çeşit meyve ağaçlarının, havuzların, kuyuların, kümeslerin bulunduğu bahçe içindeki evleriyle uzun yıllar orta halli ve varlıklı Ankaralıların sayfiye yeri olan Keçiören’de, her yıl Mayıs aylarında bağlara, Eylül ayında da merkeze doğru geçekleşen nüfus hareketi, 1950’lerden itibaren yerini tek yönlü, kalıcı göçlere bıraktı. 

4. Bağ evleri, Özel köşkler Keçiören’in sosyokültürel yapısının sürdürüldüğü yerler oldu.

31. Bağa çıkanların zenginlik derecesine göre çift ya da tek atlı arabaları, bir atı ya da eşeği bulunurdu. 

36. Onların bağlarının bakımı, güzel binaları, bahçeleri hemen dikkat çekerdi.

29. Ayrıca sıtma hastalığı çoktu.

35. Biraz ilerimizdeki Keçiören’de en çok Katolik ve Emeniler otururlardı.

39. Atatürk Köşkü şimdiki hastanenin yerinde yapılacaktı.

7. Keçiören’in yeni sakinleri, Ankara’nın hızla artan nüfusunun yarattığı konut baskısı nedeniyle kendi çözümünü geliştiren yoksul kesim oldu.

24. Bir mimar olan Koyunoğlu ile inşaat malzemeleri satmakta olan Mustafa Efendi tanışmaktadırlar. 

38. Keçiören’in havası itibariyle Ankara’nın en güzel yazlıklarından birisi idi. 

12. Bazı varsıl arsa sahiplerinin yaptırdığı ve parmakla gösterilecek kadar az sayıdaki iki üç katlı apartmanlar zaten yok değildi. 

8. Gecekondu gerçeği, Ankara’nın birçok semti gibi Etlik ve Keçiören’in de kaçınılmaz kaderi oldu. 

19. Öte yanıdan, diplomatik misyonla kullanılan bağ evlerinin tek örneği de bu değildir. 

33. Eş, dost, akraba hepimiz bu semtte oturdu.

 

2. Çalışma

Keçiören’in Tanınmış Sakinleri

 Keçiören’de birçok ünlü isim yaşamıştır. Keçiören Belediyesi’nin kitabında (Keçiören Belediyesi, 2004); hayatlarının belirli dönemlerinde Keçiören’de yaşamış pek çok ünlü ismin adı geçmektedir. Düşünür ve siyasetçi Ahmet Ağaoğlu,   eski başbakanlardan Bülent Ecevit ve Hasan Saka, 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar,  asker ve siyasetçiler Fevzi Çakmak,  Refet Bele, Hüseyin Rauf Orbay, Kazım Özalp, Recep Peker, siyaset ve fikir adamı Hamdullah Suphi Tanrıöver, edebiyatçı Halide Edip Adıvar, hekim ve siyasetçiler Dr. Adnan Adıvar ve Dr. Reşid Galip ile sinema ve tiyatro sanatçıları Belgin Doruk ve Defne Yalnız.  Bu listeye farklı kaynaklardan; Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas, TBMM’nin ilk milletvekillerinden Emin Sazak, milletvekili şair yazar Aka Gündüz, Türkçülük akımının önde gelen isimlerinden Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura, İlköğretim Genel Müdürlerinden ve Köy Enstitülerinin mimarı İsmail Hakkı Tonguç, tarihçi yazar İlber Ortaylı, mimar şair Ali Cengizkan ile gazeteciler Güneri Civaoğlu ve Güngör Uras gibi daha birçok ünlü ismi ekleyebiliyoruz.

Bunlardan gazeteci Güneri Civaoğlu da bir zamanlar ailesiyle birlikte Etlik’te oturanlardan. Civaoğlu’nun o günlerini anlattığı aşağıdaki makalesinden meslektaşı Güngör Uras ile de komşu olduğunu öğreniyoruz:

“Savaş yıllarında ailem Ankara`dayken, pek çok aile gibi şehir dışına, bağlara taşınmış. Etlik ve Keçiören gibi bağlıklar, olası Alman uçakları taarruzunun bombalamayacağı yöreler olarak görülüyormuş. Milletvekilleri, yüksek memurlar, noterler Etlik bağlarını tercih etmişler. Vehbi Koç Keçiören`deymiş. Emin Sazak gibi bakanlar, Ecevit`in politikacı babası da Keçiören`de yaşayanlardanmış. Geceleri pencerelerden ışık sızmasın ve bombardıman uçaklarına hedef oluşturmasın diye camlara siyah kâğıtlar kaplanırmış. Gece boyunca projektörler göğü tararmış (…) babam ve annem bankada çalışırlardı. Onlar da Etlik`i seçenlerdendi. Savaştan sonra da kalmışlar. Bir bağ evinde otururduk. Aklımın ermeye başladığında oradaki yaşamdan bazı görüntüler anılarımda hâlâ canlıdır. Örneğin; evimizin içinde bulunduğu 40 dönümlük üzüm bağımız ve yüzlerce kayısı (Ankaralılar zerdali der) ağacı... Sabah kahvaltımıza, bağdan toplanmış beyaz ve kırmızı üzümler, ev yapımı pestiller eşlik ederdi. Etlik yıllarından iki anıyı ise dün öğleden sonra şu satırları yazarken CNN Türk`te konuşan Güngör Uras bugünlere taşıttı. Birincisi; şimdi Milliyet`te köşe komşum olan Güngör Uras`ın Etlik`te keman çalışını gıpta ile izleyişimdir. Onlar da savaş nedeniyle Etlik`e geçen ve orada kalanlardandı. Diğeri; ‘Serum’ Durağı’ydı. Bizim evlerin bulunduğu duraktan sonra otobüsler ‘Serum’da dururlardı. Orada Türkiye`nin ihtiyacı olan "serum" ve "aşı" araştırmaları yapılır ve üretilirdi. Müdürünün oğlu Süha sınıf arkadaşımdı. Bazen onların oturdukları devlet lojmanına gider, üretimi hayret ve ilgiyle izlerdim. Türkiye adına gurur duyardım. CNN Türk`te Güngör Uras, acı bir gerçeği anlattı. Refik Saydam`ın inisiyatifiyle Sağlık Bakanlığı`nda ‘çeşitli hastalık olasılıklarına karşı serum ve aşı üretildiğini, ama sonraları bu çok önemli stratejik üretimin durdurulduğunu, Türkiye`nin tümüyle dışarıdan aşı ve serum ithaline bağımlı hâle getirildiğini’ söyledi. Ankara Etlik bağlarındaki ‘Serum’ durağını hatırladı mı bilemem”

Ankara Kalesi’nin, Etlik ve Keçiören bağlarından görüntüsüne, Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir adlı kitabında da vurgu yapar: Belki milli mücadele yıllarının bıraktığı bir tesirdir, belki doğrudan doğruya çelik zırhlarını giymiş ortada dolaşan bir eski zaman silahşoruna benzeyen kalesinin bir telkinidir; Ankara, bana daima dâsitâni ve muharip göründü. Şurası var ki, şehrin vaziyeti de buna müsaittir. Daha uzaktan gözümüze çarpan şey, iki yassı tepenin arasındaki geçidiyle tabii bir istihkâm manzarasıdır. Bu his şehrin etrafında ve ona hâkim tepelerinden bakarken pek küçük farklarla ancak değişir. Çankaya sırtları, Çiftlik, Baraj yolları, Etlik, Keçiören bağları velhasıl nereden bakarsanız bakınız, cam gibi keskin bir ışık altında bu kaleyi, bütün arazi terkiplerini kendisinde topladığı ufka hep aynı sükûnetle hâkim görürsünüz. Bazen geniş sağrısını rüzgâra vermiş bir harp gemisi gibi zaman ve hadislerin denizinde çevik ve kudretli yüzer, bazen bir iç kale, bütün ümitlerin kendisinde toplandığı son sığınak olur, bazen bir kartal yuvası gibi erişilmesi imkânsız yükselir. Keçiören ve Etlik’in Ankara’nın sosyal hayatındaki yeri Cumhuriyet’ten sonra da devam eder. Atlı Spor Kulübü’nün hafta sonları bir eğitmen nezaretinde düzenlediği ve kadın erkek tüm Ankaralıların katıldığı günübirlik atlı gezintilerinin, Atatürk Orman Çiftliğinden başlayan rotası Etlik ve Keçiören bağlarına uzanırdı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ünlü romanı Ankara, Cumhuriyet Türkiye’sinin özeleştirisini yaparken, dönemin Ankara’sının sosyal yaşamından kesitler de sunan Ankara’nın kahramanları da sık sık atlı gezintiler yaparlar.




 

2. Çalışmanın Cümle Cümle ayrılması

(39 adet cümle var!)

1. Keçiören’in Tanınmış Sakinleri

2. Keçiören’de birçok ünlü isim yaşamıştır.

3. Keçiören Belediyesi’nin kitabında (Keçiören Belediyesi, 2004); hayatlarının belirli dönemlerinde Keçiören’de yaşamış pek çok ünlü ismin adı geçmektedir. 

4. Düşünür ve siyasetçi Ahmet Ağaoğlu, eski başbakanlardan Bülent Ecevit ve Hasan Saka, 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, asker ve siyasetçiler Fevzi Çakmak, Refet Bele, Hüseyin Rauf Orbay, Kazım Özalp, Recep Peker, siyaset ve fikir adamı Hamdullah Suphi Tanrıöver, edebiyatçı Halide Edip Adıvar, hekim ve siyasetçiler Dr. Adnan Adıvar ve Dr. Reşid Galip ile sinema ve tiyatro sanatçıları Belgin Doruk ve Defne Yalnız.

5. Bu listeye farklı kaynaklardan; Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas, TBMM’nin ilk milletvekillerinden Emin Sazak, milletvekili şair yazar Aka Gündüz, Türkçülük akımının önde gelen isimlerinden Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura, İlköğretim Genel Müdürlerinden ve Köy Enstitülerinin mimarı İsmail Hakkı Tonguç, tarihçi yazar İlber Ortaylı, mimar şair Ali Cengizkan ile gazeteciler Güneri Civaoğlu ve Güngör Uras gibi daha birçok ünlü ismi ekleyebiliyoruz.

6. Bunlardan gazeteci Güneri Civaoğlu da bir zamanlar ailesiyle birlikte Etlik’te oturanlardan.

7. Civaoğlu’nun o günlerini anlattığı aşağıdaki makalesinden meslektaşı Güngör Uras ile de komşu olduğunu öğreniyoruz: “Savaş yıllarında ailem Ankara`dayken, pek çok aile gibi şehir dışına, bağlara taşınmış. 

8. Etlik ve Keçiören gibi bağlıklar, olası Alman uçakları taarruzunun bombalamayacağı yöreler olarak görülüyormuş. 

9. Milletvekilleri, yüksek memurlar, noterler Etlik bağlarını tercih etmişler.

10. Vehbi Koç Keçiören`deymiş. 

11. Emin Sazak gibi bakanlar, Ecevit`in politikacı babası da Keçiören`de yaşayanlardanmış.

12. Geceleri pencerelerden ışık sızmasın ve bombardıman uçaklarına hedef oluşturmasın diye camlara siyah kâğıtlar kaplanırmış.

13. Gece boyunca projektörler göğü tararmış (…) babam ve annem bankada çalışırlardı.

14. Onlar da Etlik`i seçenlerdendi. 

15. Savaştan sonra da kalmışlar. 

16. Bir bağ evinde otururduk.

17. Aklımın ermeye başladığında oradaki yaşamdan bazı görüntüler anılarımda hâlâ canlıdır.

18. Örneğin; evimizin içinde bulunduğu 40 dönümlük üzüm bağımız ve yüzlerce kayısı (Ankaralılar zerdali der) ağacı...

19. Sabah kahvaltımıza, bağdan toplanmış beyaz ve kırmızı üzümler, ev yapımı pestiller eşlik ederdi. 

20. Etlik yıllarından iki anıyı ise dün öğleden sonra şu satırları yazarken CNN Türk`te konuşan Güngör Uras bugünlere taşıttı. 

21. Birincisi; şimdi Milliyet`te köşe komşum olan Güngör Uras`ın Etlik`te keman çalışını gıpta ile izleyişimdir.

22. Onlar da savaş nedeniyle Etlik`e geçen ve orada kalanlardandı.

23. Diğeri; ‘Serum’ Durağı’ydı. 

24. Bizim evlerin bulunduğu duraktan sonra otobüsler ‘Serum’da dururlardı. Orada Türkiye`nin ihtiyacı olan "serum" ve "aşı" araştırmaları yapılır ve üretilirdi.

25. Müdürünün oğlu Süha sınıf arkadaşımdı. 

26. Bazen onların oturdukları devlet lojmanına gider, üretimi hayret ve ilgiyle izlerdim. 

27. Türkiye adına gurur duyardım. 

28. CNN Türk`te Güngör Uras, acı bir gerçeği anlattı.

29. Refik Saydam`ın inisiyatifiyle Sağlık Bakanlığı`nda ‘çeşitli hastalık olasılıklarına karşı serum ve aşı üretildiğini, ama sonraları bu çok önemli stratejik üretimin durdurulduğunu, Türkiye`nin tümüyle dışarıdan aşı ve serum ithaline bağımlı hâle getirildiğini’ söyledi.

30. Ankara Etlik bağlarındaki ‘Serum’ durağını hatırladı mı bilemem”

31. Ankara Kalesi’nin, Etlik ve Keçiören bağlarından görüntüsüne, Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir adlı kitabında da vurgu yapar: Belki milli mücadele yıllarının bıraktığı bir tesirdir, belki doğrudan doğruya çelik zırhlarını giymiş ortada dolaşan bir eski zaman silahşoruna benzeyen kalesinin bir telkinidir; Ankara, bana daima dâsitâni ve muharip göründü. 

32. Şurası var ki, şehrin vaziyeti de buna müsaittir. 

33. Daha uzaktan gözümüze çarpan şey, iki yassı tepenin arasındaki geçidiyle tabii bir istihkâm manzarasıdır. 

34. Bu his şehrin etrafında ve ona hâkim tepelerinden bakarken pek küçük farklarla ancak değişir. 

35. Çankaya sırtları, Çiftlik, Baraj yolları, Etlik, Keçiören bağları velhasıl nereden bakarsanız bakınız, cam gibi keskin bir ışık altında bu kaleyi, bütün arazi terkiplerini kendisinde topladığı ufka hep aynı sükûnetle hâkim görürsünüz. 

36. Bazen geniş sağrısını rüzgâra vermiş bir harp gemisi gibi zaman ve hadislerin denizinde çevik ve kudretli yüzer, bazen bir iç kale, bütün ümitlerin kendisinde toplandığı son sığınak olur, bazen bir kartal yuvası gibi erişilmesi imkânsız yükselir.

37. Keçiören ve Etlik’in Ankara’nın sosyal hayatındaki yeri Cumhuriyet’ten sonra da devam eder. 

38. Atlı Spor Kulübü’nün hafta sonları bir eğitmen nezaretinde düzenlediği ve kadın erkek tüm Ankaralıların katıldığı günübirlik atlı gezintilerinin, Atatürk Orman Çiftliğinden başlayan rotası Etlik ve Keçiören bağlarına uzanırdı.

39. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ünlü romanı Ankara, Cumhuriyet Türkiye’sinin özeleştirisini yaparken, dönemin Ankara’sının sosyal yaşamından kesitler de sunan Ankara’nın kahramanları da sık sık atlı gezintiler yaparlar.

 

2. Çalışmanın GÜZELCE sırası :

5. Bu listeye farklı kaynaklardan; Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas, TBMM’nin ilk milletvekillerinden Emin Sazak, milletvekili şair yazar Aka Gündüz, Türkçülük akımının önde gelen isimlerinden Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura, İlköğretim Genel Müdürlerinden ve Köy Enstitülerinin mimarı İsmail Hakkı Tonguç, tarihçi yazar İlber Ortaylı, mimar şair Ali Cengizkan ile gazeteciler Güneri Civaoğlu ve Güngör Uras gibi daha birçok ünlü ismi ekleyebiliyoruz.

4. Düşünür ve siyasetçi Ahmet Ağaoğlu, eski başbakanlardan Bülent Ecevit ve Hasan Saka, 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, asker ve siyasetçiler Fevzi Çakmak, Refet Bele, Hüseyin Rauf Orbay, Kazım Özalp, Recep Peker, siyaset ve fikir adamı Hamdullah Suphi Tanrıöver, edebiyatçı Halide Edip Adıvar, hekim ve siyasetçiler Dr. Adnan Adıvar ve Dr. Reşid Galip ile sinema ve tiyatro sanatçıları Belgin Doruk ve Defne Yalnız.

31. Ankara Kalesi’nin, Etlik ve Keçiören bağlarından görüntüsüne, Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir adlı kitabında da vurgu yapar: Belki milli mücadele yıllarının bıraktığı bir tesirdir, belki doğrudan doğruya çelik zırhlarını giymiş ortada dolaşan bir eski zaman silahşoruna benzeyen kalesinin bir telkinidir; Ankara, bana daima dâsitâni ve muharip göründü. 

36. Bazen geniş sağrısını rüzgâra vermiş bir harp gemisi gibi zaman ve hadislerin denizinde çevik ve kudretli yüzer, bazen bir iç kale, bütün ümitlerin kendisinde toplandığı son sığınak olur, bazen bir kartal yuvası gibi erişilmesi imkânsız yükselir.

29. Refik Saydam`ın inisiyatifiyle Sağlık Bakanlığı`nda ‘çeşitli hastalık olasılıklarına karşı serum ve aşı üretildiğini, ama sonraları bu çok önemli stratejik üretimin durdurulduğunu, Türkiye`nin tümüyle dışarıdan aşı ve serum ithaline bağımlı hâle getirildiğini’ söyledi.

35. Çankaya sırtları, Çiftlik, Baraj yolları, Etlik, Keçiören bağları velhasıl nereden bakarsanız bakınız, cam gibi keskin bir ışık altında bu kaleyi, bütün arazi terkiplerini kendisinde topladığı ufka hep aynı sükûnetle hâkim görürsünüz. 

39. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ünlü romanı Ankara, Cumhuriyet Türkiye’sinin özeleştirisini yaparken, dönemin Ankara’sının sosyal yaşamından kesitler de sunan Ankara’nın kahramanları da sık sık atlı gezintiler yaparlar.

7. Civaoğlu’nun o günlerini anlattığı aşağıdaki makalesinden meslektaşı Güngör Uras ile de komşu olduğunu öğreniyoruz: “Savaş yıllarında ailem Ankara`dayken, pek çok aile gibi şehir dışına, bağlara taşınmış. 

24. Bizim evlerin bulunduğu duraktan sonra otobüsler ‘Serum’da dururlardı. Orada Türkiye`nin ihtiyacı olan "serum" ve "aşı" araştırmaları yapılır ve üretilirdi.

38. Atlı Spor Kulübü’nün hafta sonları bir eğitmen nezaretinde düzenlediği ve kadın erkek tüm Ankaralıların katıldığı günübirlik atlı gezintilerinin, Atatürk Orman Çiftliğinden başlayan rotası Etlik ve Keçiören bağlarına uzanırdı.

Kaynak: Keçiören Belediye’sinin internet sayfasından alınmıştır. 19-5-2024. Saat: 20.20


 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Kar-Çi
    4 hafta önce
    Bravo Cem Hocam umarım bu çalışmanın kıymeti bilinir ????????????????