Reklam
Reklam

Çökertilmeye Çalışılan Merkez Parti Şaha Kalktı.

Başta delegeler olmak üzere katılımcı olan davetliler birçok gerçeği net öğrenmiş oldu. Son dönemlerde Merkez Parti üzerine oynanan oyunlar tutmadı. Aksine Merkez Parti seçmeni ve üst kurul üyeleri ile delegeler yapılan kumpası fark ederek daha çok kenetlendiler...

Çökertilmeye Çalışılan Merkez Parti Şaha Kalktı.
10 Kasım 2020 - 22:23 - Güncelleme: 10 Kasım 2020 - 22:48

Merkez Parti Genelbaşkanı Ankara'da yapılan İl kongresinde şimdiye kadar hiç üstü açılmayan konuları dile getirdi.
Kongre üyeleri ve davetlilerin yogun ilgisi ve alkışları eşliğinde kürsüye gelen Merkez Parti Genelbaşkanı  Prpf. Dr. Abdurrahim Karslı "Öncelikle hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum." diyerek sözlerini şöyle sürdürdü.

"Arkadaşlar, ben 1985'ten 2015'e kadar 30 yıl Türkiye'nin en köklü, en eski Hukuk Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesinde ders anlattım.

Ama ders anlatmak kolaydır.

Talebelere ders anlatıyorduk, şimdi ben burada  siyasetin talebesiyim. Çünkü burada bakanlarımız var çünkü milletvekillerimiz var çünkü önemli akademisyen hocalarımız var.

Hele bugün Ankara İl Başkanlığı adaylığını kabul eden Hayrettin hocam var, 60-65 tane eser yazmış. Onların yanında konuşmak zor.
Ama İş başa düşünce kaçma imkanımız yok, mecburen konuşacağız.

Fakat üşüyen insanla, karnı aç olan insana bir şey anlatamazsınız.

Dolayısıyla üşüdüğümüz için fazla vaktinizi almayacağım. Hatta diyorum ki, biz burada konuşurken keşke oylamaları başlatsa, bizim konuşmalarımız bitinceye kadar da onların da oylaması bitse ve sonra yavaş yavaş evimize gitsek.

Çünkü bence onu başlatabilrsek güzel olur, biz burada konuşurken aynı zamanda da oy verecek insanlar oylarını kullansınlar. Sonra hep beraber eve gitsek toptan bitirirsek. Çünkü buradan dağılıp eve gittikten sonra bir kısım insanların, eyvah hayırlı uğurlu bir yere gittik ama dönüşte hasta olduk demelerini istemiyorum. Bu insanlar bize her zaman lazım.

Tekrar konumuza dönecek olursak, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde ne anlattınız dersiniz. İstanbul Üniversitesinde muhakeme hukuku anlattım. Hukuk hayattır, muhakeme hukuku da hayatın hayatıdır. 

Çünkü muhakeme; dava nasıl açılır, delil nasıl toplanır, hüküm nasıl verilir.

Eğer hükme karşı tatmin olmamışsanız, o hükme karşı kanun yollarına nasıl gidilir, üst mercilerde nasıl çare aranır diye bir prosedür anlatırdım. Ve derdim ki muhakeme sadece hukukçuların  işi değildir, insan olan herkesin işidir. Çünkü niye; ben neciyim, nereden geliyorum nereye gidiyorum, niye varım evvela muhakeme oradan başlar.

Türkiye'de herkesin kendine bunu sorması lazım. Biz neciyiz, nereden geliyoruz, nasıl bir tarihimiz var, nasıl bir istikbale gidiyoruz... 

Evet tarihimize baktığımız zaman, gerçekten övünülecek hatıralarımız var.

Türkiye Cumhuriyeti'ne baktığınız zaman, ismiyle müsemma; ismi cumhuriyet, cumhuriyetin esası hürriyettir. Ve o hürriyet rejimi altında siyaset de odur aslında. Dünya ve ahiretini tanzim etmektir, hürriyetin şemsiyesi altında. İsim ve resimden ibaret olmayan cumhuriyet budur.

Ama bugün Türkiye Cumhuriyeti'ne baktığınız zaman maalesef hürriyetler tahdit edilmiş, gerçek ve tam bir hürriyetten bahsetmek zor çünkü bir memlekette Cumhurbaşkanı'na hakaretten dolayı 20 binden fazla dava varsa; o memlekette, herkesin konuşurken biraz düşünmesi lazım.

Benim şahsen Cumhurbaşkanı ile ilgili kaç tane davam var, gerçekten sayısını bilmiyorum. Çünkü her yazdığım tweet, her yazdığım söz bir kaç dava vesilesi oluyor. 

Mesela bir beyanımda demişim ki,  biz hep muhakemeye ediliyoruz, bir sürü de terör örgüti var.

Bu Cumhurbaşkanı da 20 yıldır bu devletin idaresinde, bu terör örgütlerinin yetişmesine vesile olan, bu terör örgütlerinin büyümesine vesile olan, en azından bunların gelişme seyrini en iyi bilen Cumhurbaşkanıdır.

Mahkemede bir beyanını alalım; Bunlar nasıl büyüdü?
Nasıl gelişti?
Nasıl bu noktalara geldiler? 
Bu örgütler ile ilgili hangi açılımlar olacaktı? 
Görüşmeler nerede tıkandı ?

Bunları bir soralım, dediğim için, sen teröristlerle Cumhurbaşkanını nasıl muhakeme edersin diye Ankara'da hakkımda bir dava var.

Ve bu davada bana ceza vermeye çalışıyorlar, niye?

Sen Cumhurbaşkanı’nın muhakeme edilmesini nasıl istersin diye. Halbuki ben, muhakeme her insanın vazifesidir diyorum. Üstelik biz öyle bir memlekette yaşıyoruz ki, bu memlekette bir başbakan muhakeme edilerek  idam edilmiş, kaç yıl sonra da özür dilenmiş, bir türbe yapılıp kemikleri nakledilmiş. Yani Başbakanının, Cumhurbaşkanının muhakeme edilmediği bir memleket değiliz.

Ama bugün geldiğimiz noktada cumhurbaşkanı dışında herkes terör örgütü üyesi olabilir. Çünkü bizim kanunumuza göre, az önce Kemal Albayrak’ın da bahsettiği gibi terör örgütü üyesi olmak için hukuki delile ihtiyaç yok, isnad olması yetiyor sen kendinin o işlerle alakalı olmadığını ispat etmek mecburiyetindesin.

Yani ispatı ters çevirmişiz; terörist olduğun karine, olmadığını sen ispat edeceksin, dolayısıyla hürriyetler sıkıntı da bugün.

Diğer bir konu ekonomi gerçekten can çekişiyor. ben aynı zamanda mesleğinizi icra eden bir arkadaşınızım. İstanbul’da Türkiye'nin ticaretinin belkemiği olan memlekette başlayan bir iflas işi bu fakiri görmeden sonuca gitmez. En büyük şirketler iflaslarını istiyorlar, 100-150 yıllık şirketler, yabancı sermayeli şirketler, arkasında banka olan şirketler.

Kuveyt-Türk diye bir finans kurumu olduğunu herkes bilir, yine Kuveyt Türk'ün arkasında olan Phlip-Corp. iflas etti tasfiyeyi de bu fakir yapıyor, bir kaç trilyon dosya borcuyla.

Dolayısıyla Türkiye'de hürriyetler sıkıntıda olduğu gibi ekonomi de ciddi sıkıntıda, Türkiye'nin dış borcunu biliyorsunuz.

Türkiye'de hukuk sıkıntıda derken hukuktaki dosyaları saymıyorum, icra dosyaları otuz milyonu geçmiş geçmiş, dava dosyaları yirmi milyonu geçmiş, bir milyon insan kaçak aranıyor, bir milyon iki yüz bine yakın insanın da cezası verilmiş, tehir edilmiş, yatmak için yer bekliyor. 

355 tane hapishanemiz var, tıklım tıklım dolu, ekonominin de halini siz biliyorsunuz. Doların nerelere geldiğini, faizin nerelere geldiğini, enflasyonun nerelere geldiğini siz biliyorsunuz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın en son seçimlerde bizden bir tek isteği vardı, verin oyu bu kardeşinize diyordu, böyle elini göğsüne vuruyordu.

Dövizle nasıl mücadele edilir, faizle nasıl mücadele edilir, enflasyon nasıl indirilir göreceksiniz. Gördük!!! Keşke dediği gibi olsaydı, hepsi tersine oldu.

Şimdi bir maliye bakanımız var, beş yüz milyar dolara yakın dış borç var, ben dövizde ilgilenmiyorum diyor. Türkiye'nin yılbaşından bu zamana kadar artan döviz sebebiyle TL cinsinden artan borcu bir trilyon TL.

Yine de bizimki dövizle ilgilenmiyor.

Bir yıllık süre içinde ödememiz gereken dış borç, iki yüz milyar dolar gene de bizimki dövizle ilgilenmiyor. Türk parasının kıymeti yerlerde sürünüyor, üç kuruş para bulan yabancı para almaya koşturuyor gene de bizimki dövizde ilgilenmiyor.

Özel sektör gırtlağına kadar döviz borçlanmış gene de bizimki dövizle ilgilenmiyor.

Hukukla ilgilenen yok, 355 tane hapishanemiz var, tamamen dolu. Hapishaneler için adalet bakanımız ne diyor biliyor musunuz, hapishane açılan yerlere bacasız fabrika kurduk diyor. Bütün fabrikaları sattılar Türkiye'nin her yerine hapishane açtılar. Hapishanelerde 8 kişilik koğuşlarda 24 kişi yatıyor. Ekonomi böyle, hukuk böyle.

Bir de dış politikamız var ki, aman Yarabbi! Sıfır sorun diye başladık her tarafımız sorun oldu. Eskiden Suriye dediğiniz zaman bilmem kaç yüz kilometre sınırda bir komşumuz vardı o da Suriye Arap Cumhuriyeti idi. Şimdi Suriye, o sınırda komşumuz PKK, o sınırda komşumuz Rusya, geldi yerleşti, o sınırda komşumuz Amerika, geldi yerleşti o sınırda komşumuz.

Doğu Akdeniz'deki sıkıntıları biliyorsunuz Biz gene her yerde bir tarih yazıyoruz, ne demekse nasıl tarih yazılıyorsa? Şimdi bir de Joe Biden geldi ki başımıza bela, mal varlığını soruşturmaya başlarsa, sen seyreyle gümbürtüyü. Türkiye’nin hali; dış politikada, ekonomide, hukukta, eğitimde can çekişen noktada, ciddi sıkıntılar içinde. 

Eğitimi biliyorsunuz Türkiye'de en son bir üniversite sınavı yapıldı, talebelerin soruları çözme oranı, burada eğitimci hoca var yüzde 2.04. Bunlar ciddi bir iddia içindelerdi hatırlıyorsunuz, dindar ve kindar bir nesil yetişecekti, kindarlığı tuttu, dindarlığı maalesef tutmadı. 

Türkiye’de en son yandaş gazeteler Masak ile ilgili bir yazı yazdılar. Özür dilerim çok kısa konuşmaya söz verdim ama dertli çok  söylermiş, arsız da çok gülermiş. Yandaş gazeteler birkaç gün önce gördünüz veya görmediniz artık nefret ettiğiniz için, okumuyorsunuz biliyorum görmemişsinizdir ama ben hatırlatayım: Masak yurt dışına giden 500 milyar doların peşine düştü.

O haber bilinçli bir haberdi, kim götürdü yurtdışına 500 milyar doları?

Hükümete en yakın ve kamudan en çok ihale alan şirketler götürdü. Niye çünkü Türkiye'de parası olan durmuyor, Türkiye’de lisanı olan, istidadı olan durmuyor. Şimdi özel sektör parasını yurtdışına götürüyorsa, istidatlı insanlar yurt dışına gidiyor ise, devlet elindeki her şeyi sattı, istihdam edebileceği yer kalmadıysa, kendi kamu kurumlarındaki memurları da, geldikleri zamanki memur sayısının iki katına çıkarıp, artık kamu kurumlarında da yer kalmadı ise o zaman yetişen gençleri nerede istihdam edeceksiniz, nereye işe koyacaksınız. 

Dolayısıyla, Türkiye'nin içinden çıkılmaz bir hal alan, en büyük ve bir an evvel çözülmesi gereken meselesi işsizliktir. Üniversite mezunu gençler sabahleyin evdev çıkarken çay parasını hala emekli anne ve babalarından alıyorlar. Türkiye'de geldiğimiz nokta bu ve artık askıda neyimiz var? Askıda ekmeğimiz var, iktidar ortağının ihdası.

Sadece ekmek askıda değil; hürriyetler askıda, ekonomi askıda, her şey askıda.Peki ne yapmak gerekir, bütün bu sıkıntılar diz boyu saymakla bitmez.

Bir; Türkiye’yi bölmemek gerekir, birleştirmek gerekir.

İki; kavga ettirmemek gerekir; buluşturmak, kucaklaştırmak gerekir.

Üç; borç ekonomisinden vazgeçmek gerekir, köyleri yeniden eski statüsüne kavuşturmak gerekir, tarımı yeniden harekete geçirmek gerekir, hayvancılığı yeniden harekete geçirmek gerekir, sanayiyi yeniden büyütmek gerekir, inovasyonugündeme getirip gençlere yeni iş alanları açmak gerekir. Eğer üretmezsek batarız.

Anadolu'da bir söz vardır, derler ki, borç yiyen cebinden yer.

Türkiye’de maalesef siyaset maalesef uçlara sürüklendi. Bölme üzerine bir siyaset var, merkez siyaset  boşaltıldı, demokratik kitle kalmadı. Siyaset hep uçlarda seyrediyor. Partilere dikkat edin; Ak Parti, Msp geleneği üzerine geldi.  Msp geleneğinin 21 oyu vardı, bu oyu %32’ye çıkararak meclise girdi ve o geleneği devam ettirdi. MHP tavrını koruyor, MHP’nin içinden bir MHP daha çıktı. Yeni kurulan birkaç partimiz AK Parti geleneğini devam ettiriyorlar.

Özetle Türkiye'de merkez siyaset boş. Eğer merkez siyaseti yeniden canlandıramazsak, yani Adnan Menderes ile başlayan, Demirel’le devam eden, Özal’la sürdürülen. Yani Doğru Yol ve ANAP kitlesinin devam ettirdiği Türkiye'deki merkez iktidar yeniden kurulamazsa, Türkiye'de cumhuriyet kuruluşlar ile yeniden ihdas edilemezse, Türkiye'de üretim ekonomisi yenilen başlamazsa, Türkiye'de köylü, çiftçi yeniden üretemezse, Türkiye'de kooperatifler yeniden hayat bulmazsa, kamu kurum ve kuruluşları yeniden çalışıp, gençlere istihdam imkanı temin etmezse, Türkiye bir kaosa gider. 

İşte yıllarca üniversitede muhakeme hukukunu anlatan; bu devlette iki şey önemlidir; birincisi adalet, ikincisi hürriyet diye hayatını harcayan ve siyasetle hiç ilgisi olmayan bir insan çantayı eline almış, üniversiteden ayrılmış ve siyasete başlamış. 

Ve bugüne kadar sizin gibi sevdiği arkadaşlarını bulabilmiş bir kişi bu noktaya gelmişse Türkiye'de 50-60 ilde teşkilat kurmuş, 200-300 ilçede teşkilatını kurmuşsa, bakanlarını, milletvekillerini bulmuşsa il ilçe başkanlarını olursa Saadet arkadaşlarla olmuşsa, hele Ankara gibi bir İlde Hayrettin İvgin gibi Profesör bir İl Başkanı bulmuşsa, Allah'ın izniyle bu kervan menzili maksuduna gidiyor demektir.

Üşüttüğümüz için de özür dileriz. İnşallah; kalbimizin, ruhumuzun, yerimizin daha sıcak olduğu güzel günlerde ve yerlerde görüşmek üzere der, her birinizi saygıyla, selamlarım." diyerek sözlerini bitiren Genelbaşkan Abdurrahim Karslı uzun süre ayakta alkışlandı.

​​www.haberpars.com.

​​


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum